Akdeniz TV – Türkiye’nin AB’ye Üyelik Süreci Hakkında Mülakat

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN ONUR ÖYMEN’İN
16 KASIM 2004 TARİHİNDE AKDENİZ TV KANALINA
TÜRKİYE’NİN AB’NE ÜYELİK SÜRECİ KONUSUNDA
VERDİĞİ MÜLAKAT

(…)

Onur ÖYMEN- Gayet tabi. Yani bunun hiçbir kuşku yok. AB’nin Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimini tanıması konusunda bir beklentisi olduğu açıktır. Zaten Hollanda dönem başkanlığının hazırladığı kağıtları dikkatle okursanız 1963 Ankara anlaşmasının yeni ortaklara teşmilini istiyorlar, uygulanmasını istiyorlar ve bunu yaptığınız takdirde Kıbrıslı Rumları da resmen muhatap alacaksınız. Resmen bir anlamda tanımış olacaksınız. Rumlar belki bundan biraz daha da fazlasını istiyorlar. Ama netice itibariyle hedefleri bellidir. Hem Kıbrıslı Rumları uluslararası anlaşmaları ihlal ederek ne yaptılar? Şimdi de Türkiye’ye bunu bir fiili durum olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Şimdi burada can alıcı şu; Kıbrıs Rum kesimi adanın tümü üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor. Bu devleti tanıdığınız zaman Kuzey Kıbrıs’taki KKTC’yi tanımaktan vazgeçtiğiniz anlamına geliyor bu. O bakımdan bu bizim açımızdan hiç yapılacak bir iş değildir. Bir toprak üzerinde iki ayrı egemenliği tanıyamayacağımıza göre Güney Kıbrıs’ı Türkiye’nin bir çözümü olmadan tanıması sözkonusu olmamak gibidir.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi yani bu tanımanın dolaylısı olmaz. Diplomaside siyasi tanımanın belli bir anlamı vardır ve sonuçları vardır. O bakımdan nasıl Amerika Çin’i tanırken resmen tanıdıysa bir ülkenin tanınması da bu şekilde olur. Yani fiilen ilişki içinde olmak tanımadan buna benzer formüller her zaman uygulanmaktadır. Ama bu tanıma anlamına gelmiyor. Mesela Türkiye Güney Kıbrıs Rum yönetimiyle birlikte yıllardan beri Avrupa Konseyine üyedir. Aynı toplantıya katılıyorlar, bakanlar toplantılarına, delegeler toplantılarına, parlamenterler toplantılarına. Fakat bu iki ülke birbirini tanımıyor. Bunun örneği de var. Şimdi bunu dolaylı tanıma olarak varsayarsanız bu başka. Yani aynı masada oturuyorlar mademki. Demek ki, birbirlerini tanıyorlar diye. Ama hiçbir zaman Türkiye Güney Kıbrıs Rum yönetimini tanıdığını söylememiştir, açıklamamıştır. Bu anlama gelecek bir eylemde bulunmamıştır.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi belli ki Türkiye’yi ağır koşullar içeren bir metinle müzakere masasına davet edecekler. Şimdi bu koşullardan bazıları Türkiye tarafından hiç kabul edilemeyecek koşullardır. Türkiye’yi tam üyeliğe götürmeyecek koşullardır. Mesela ucu açık müzakereler diyorlar. Yani tam üye olmayabilirde Türkiye. Hiçbir aday için bu öngörülmemiş bir yöntemdir. Fransa Cumhurbaşkanı üç tane senaryo olabilir diyor. Bu üç senaryodan iki tanesi Türkiye’yi tam üyeliğe götürmüyor. Üçüncüsü götürür gözüküyor ama o zamanda diyor Fransız halkının onayına sunacağız, referanduma sunacağız. Yani nereden baksanız Türkiye açısından hiç de iç açıcı olmayan bir tablo var. Şimdi işçilerin serbest dolaşımını yasaklayan bir hüküm vardı Hollanda’nın birinci metninde. Şimdi ikinci metni daha doğrusu Avrupa komisyonunun metninde işçilerin serbest dolaşımının yasaklanmasına, sürekli olarak kısıtlanmasına imkan veren bir madde vardı. Şimdi bakıyoruz Hollanda’nın birinci kağıdında bir kere bu işçilerin değil bütün vatandaşların serbest dolaşımının kısıtlanmasını öngören bir hale getirilmiş. Ondan sonra bakıyoruz şimdi Hollanda’nın ikinci kağıdında buna ilaveten tarım ve bölgesel politikalar konularında da sürekli kısıtlamalar getiren bir madde yer alıyor.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Gayet tabi hiçbir ülkeyi zorlayamazsınız kabul etmeyeceği bir metni benimseme. Şimdi şöyle düşünün. Bugün söylenen sözler o kadar önemli değil metinler önemlidir. Şimdi bu metne dayanarak bir kere masaya oturduğunuz zaman yıllarca size diyecekler ki, siz bu koşulları kabul etmiştiniz. Yani bu koşullar çerçevesinde mesela Türk işçilerinin veya Türk vatandaşlarının serbest dolaşım hakkının sürekli olarak kısıtlanması, Türkiye’nin üyeliğinden sonra bile Türk vatandaşlarının vizeye tabi tutulması yolunda bir uygulama yaptıkları takdirde buna siz itiraz edemeyeceksiniz. Çünkü diyecekler ki, bu koşullar zaten vardı. İlk metinde siz müzakereye otururken size sunulan metinde bu vardı. Siz bunu bile bile oturdunuz, buna itiraz etmeye hakkınız yok diyecekler. Kıbrıs öyle. Yunanistan’da bazı konuların adalet divanına götürülmesi öyle. Bunu Türkiye şimdiye kadar hiç kabul etmedi. Şimdi bize bunu zorla kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Şimdi buna benzer daha pek çok kısıtlama var metnin içinde. Şimdi bunları biz kabul ettiğimiz takdirde ileride bunu daima önümüze çıkaracaklardır ve çok büyük bir sıkıntı yaratacak bu. Şimdi söylenecek gayet basit. Bir tek şey söyleyeceksiniz. Biz diğer adaylardan farksız bir şekilde, koşulsuz bir şekilde tam üyelik için müzakere masasına oturmaya hazırız. Bunun dışında bize ikinci sınıf bir ülke muamelesi yapacak, Türkiye’yi tam üyeliğe götürmeyecek seçenekleri önümüze getirmeyin. Biz  o seçenekleri önümüze getirdiğiniz takdirde biz müzakere masasına oturmayız. Bunu bu kadar açık söylemek lazım ve bunu söylerse hükümet meclisten de destek alır, kamuoyundan da destek alır. Kıbrıs Türk toplumundan da destek alır. Ama bunu söylemeyip de bu koşulları şöyle veya böyle içine sindirecek bir tavır izlerse aman efendim bu bir fırsattır kaçırmayalım, işte bütün koşulları sineye çekeriz havasına girerse, bazı tavırlar çünkü hükümeti Türkiye’de bu yöne sevk etmeye çalışıyor. Bunun bedeli yalnız bu hükümet için değil Türkiye için çok ağır olur. İleride sorumluluk üstlenecek hükümetler için ağır olur ve Türk milletini hiç hak etmediği bir duruma düşürürüz. Kıbrıslı Türkleri de feda etmiş oluruz. Hiçbir hükümetin Kıbrıslı Türkleri feda etmeye hakkı yoktur.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Ben teşekkür ederim efendim iyi günler.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.