Star TV, Günaydın Türkiye Programı

STAR TV
‘GÜNAYDIN TÜRKİYE”

“Kıbrıs – CHP”

Soru:  Efendim siz deneyimli bir diplomatsınız her şeyden önce. Kıbrıs’ı da biliyorsunuz. Kıbrıs uzunca bir süredir gündemde.  24 Nisan’a yani Referanduma kadar devam edecek öyle anlaşılıyor.  Ama bitmeyecek gibi gözüküyor bugünkü gelişmelere baktığınız zaman.  24 Nisan’daki referanduma Rum tarafı bir tavır koydu.  Hayır diyerek tavrını koydu hayır çıkacak.   Türk tarafında ise net bir hayır netleşmedi.    Şimdi Rum tarafı “hayır” der Türk tarafı da “evet” derse ondan sonraki süreç ne olabilir yani Kıbrıs’ta yeni kazanımlar elde etmiş olur muyuz?

Öymen:  Şimdi Genel Sekreter Kofi Annan taraflardan hayır derse veya Türk veya Yunan Parlamentolarından biri hayır derse bu plan sona eriyor.  Bu mekanizma, bu süreç sona eriyor.  İfade ettiği budur. Ancak fiiliyatta biz geçmiş tecrübelerden de şunu görüyoruz.  Eğer Rum kesimi hayır derse Türk kesimi evet derse muhtemelen bir süre sonra yeni bir süreci başlatıp Rum tarafını ikna edecek tarzda bu planın yeniden değiştirilip bir kere daha Rum kesiminde referanduma sunulması veya iki tarafta birden referanduma sunulması ve böylelikle bu plan çerçevesinde bir sonuca gidilmesi girişimi olabilir.  Yani bizim diplomasideki tabirimizle oltaya yakalanan balığı kolay kolay oltadan çıkartmazlar çıkmasına izin vermezler.  Şimdi Türk tarafı çok büyük tavizler vermiştir.  Öyle anlaşılıyor ki Rum tarafı Türklerin daha da büyük tavizler verebileceğini görmüştür, buna inanmıştır.  Çünkü Türkiye dış baskılara karşı direnecek bir tutum sergileyememiştir.   Burada muhtemelen Rumlar Türklerden daha fazlasını alabiliriz niçin  bununla yetinelim havasına girmişlerdir.  Rum tarafında “hayır” eğiliminin fazla olmasını ben şahsen böyle yorumluyorum.  Her ne kadar Kofi Annan Planına göre süreç bitecek de olsa Rum  tarafının “hayır” demesi halinde gene de Türk tarafına baskı yaparak ilave tavizler istenmesi ihtimali az değildir.

Soru:  Yalnız bu arada şu gerçek de var değil mi?  Birinci Annan Planı ile beşinci Annan Planı arasında bayağı bir yol katedildi.   Bu anlamda Türkiye’nin de Türk tarafının da isteklerinin bir çoğu  kabul  edildi diyebilir miyiz?

Öymen:   Şimdi dikkatle inceleyecek olursanız birinci Annan Planı ile beşinci Annan Planı arasında bir değişiklilik yok.  Biz daha çok işin özüne bakıyoruz.  Yani ayrıntılarda şurada burada efendim 50 ton tank olacağına 55 tonluk tank önerimizi kabul etmişler. Genel Kurmay Başkanımız da dün söyledi böyle  ufak tefek düzeltmeler var.  Fakat bunun dışında işin özü değişmiyor.  İşin özü ne?  Sonuçta Güney’de bir Rum devleti olacak.  Kuzey’de bir Türk-Rum karma devleti olacak.  Böylelikle iki kesimlilik ortadan kalkıyor.  Ve güvenlik açısından ciddi sıkıntılar var.  Derogasyonlar konusu çözüme bağlanamamıştır.  Yani genel tablo karşısında beşinci Annan Planı birinciye nazaran çok iyidir.  Artık bütün mahsurları giderilmiştir, bütün sıkıntıları ortadan kalkmıştır demek çok iyimserlik olur.  Planın bu halini bile Kıbrıslı Türkler açısından yeterli bulmuyoruz, tatminkar bulmuyoruz.  Onların güvenlik endişelerini, Türkiye’nin güvenlik endişelerini karşılayacak nitelikte görmüyoruz.

Soru:   Bir de tabii 1 Mayıs’ta Rum kesimi AB’ne resmen üye oluyor.  Eğer 1 Mayıs’a kadar  Annan planı sürecinde  –gerçi Rum tarafı hayır anlamında ağırlığını koydu da – orada bir çözüm olmadığı takdirde siz nasıl görüyorsunuz daha sonraki çözümü.

Öymen:   Tabii AB bizce büyük bir hata yapmıştır. Bir kere hukuku ihlal etmiştir. Uluslararası antlaşmalara göre Kıbrıs Türkiye ve Yunanistan’ın üye olmayacağı   bir milletlerarası kuruluşa katılamaz. Bunu ihlal etmiştir açıkça 1960 antlaşmasını. İkincisi Kıbrıs meselesi çözülse de çözülmese de Rumları üye yapmayı kabul etmiştir, Yunanistan’ın şantajı sonucunda, böylelikle Rumların kaybedecek bir şeyleri yok. Yani 1 Mayıs’ta referandum olumsuz bile sonuçlanmış olsa girecekler AB’ye. Şimdi AB’nin yaptığı büyük bir haksızlıktır, büyük bir hatadır. Türkiye’nin bununla yeterince mücadele edememiş olması, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını yeterince savunamamış olması  üzüntü vericidir.

Soru:   Ve artık ortam yeni sıkıntılara gebe olmuş olacak.

Öymen:   Tabii her zaman sıkıntı olacak. Ama önemli olan güvenlik çıkarlarınızı yeterince koruyabiliyor musunuz? Koruyamıyor musunuz? İşte Kofi Annan Planı bizim değerlendirmemize göre bu olanağı vermiyor.

Soru:   Yarın Denktaş’ın Parlamento konuşması var. Daha sonra da Türk parlamentosunda , Yunan Parlamentosunda 24 Nisan sürecine dönük olarak Kıbrıs konusunda bir oylamaya gidilecek. Siz Denktaş’ın konuşmasının Parlamentoyu etkileyebileceği kanaatini taşıyor musunuz?

Öymen:   Şimdiye kadar Denktaş’ın konuşmaları Parlamentoyu her zaman etkilemiştir. Şimdiye kadar Denktaş’ın yaptığı tüm konuşmalardan sonra Parlamento oy birliği ile karar almıştır. Milli davaya sahip çıkmıştır. Şimdi iktidarın bu milli dava çizgisinden saptığını görüyoruz. İlk defa olarak iktidar şimdiye kadar sürdürdüğü birlik, beraberlik ve dayanışma içinde sürdürdüğü politikadan vazgeçmiştir ve yalnız kalmıştır. Türkiye’de bugün iktidar partisini destekleyen tek bir siyasi parti yoktur. KKTC bunu desteklemiyor. İktidarın yanında  birkaç iş çevresi ve onun uzantısı olan basın kalmıştır. Evvelce askeri kuvvetleri de kendi yanında göstermeye iktidar özen gösteriyordu bu konuda. Nitekim son olarak Newyork’ta yapılan görüşmeler süreci içinde Sayın Dışişleri Bakanı Meclis’te şunu söyledi:” Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Genel Kurmay Başkanımız da bütün bu süreci izlediler, desteklediler ve onaylarını verdiler. Dün Sayın Genel Kurmay Başkanımızın açıklamasından anlıyoruz ki askerler Newyork sürecinin MGK’nın aldığı kararlara aykırı olduğunu ondan bir sapma olduğunu savunuyorlar. Demek ki Dışişleri Bakanı’nın Meclis’te Askerlerin arkasına saklanma girişiminin gerçeği yansıtmadığı anlaşılıyor. Askerlerin Newyork sürecini büyük coşkuyla olumlu bir yaklaşımla değerlendirdiğinin doğru olmadığı dün Genel Kurmay Başkanının yaptığı açıklamadan anlaşılıyor.

Soru:   Genel Kurmay Başkanı bir soru üzerine belgenin olumsuz yanları kadar olumlu yanlarını da söyledi. Planın genel olarak olumsuz tarafları ağırlıklı.

Öymen:   Yazılı metnin dikkatle kaleme alındığı anlaşılıyor. Bütün unsurları göz önünde bulundurarak oradan bilhassa biraz önce söylediğim Kıbrıs’ın Türkiye  ve Yunanistan’ın aynı anda üye olmadığı bir milletlerarası kuruluşa katılamayacağı yönündeki Londra ve Zürich Antlaşmalarının ilgili hükmünü dile getirmesi son derece önemlidir. Ayrıca hem  Derogasyonların yürürlüğe konulamamasının , benimsenememesinin ciddi bir güvenlik sakıncası oluşturduğu söylemesi önemlidir. Hükümete üç ayrı vesileyle askerler görüşlerini açıklamışlardır, beklentilerini açıklamışlardır. Fakat Genel Kurmay Başkanı bunun içeriği hakkında fazla bilgi vermemiştir kamu oyuna. Bu taleplerin ne kadarı yerine getirilmiştir, ne kadarı getirilememiştir. Bunu kamuoyu net öğrenebilmiş değil. Ancak şurası belli ki belli bazı konularda askeri makamlarımızın da ciddi bazı beklentileri , talepleri vardı. Mesela Türk kesiminde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin orada serbestçe hareket etmesi isteniyor. Bu sağlanamamıştır. Sınır Güvenliğinde etkili rol oynaması isteniyordu, bu sağlanamamıştır. Buna benzer beklentilerimizin çoğunun karşılanamadığı anlaşılıyor.

Soru:   Bunlar henüz daha netleşmediği için pazarlık masasında bir taraftan da Annan’ın değişiklik yapabileceği de bekleniyor.

Öymen:   Hayır artık bundan sonra bitmiştir. Bundan sonra planın üzerinde bir değişiklik yapılabileceğini sanmıyorum. Yalnız şu dikkat çekici bu planın metni halen Meclis’e verilmemiştir. Bu Planın hepsi henüz bizim elimizde yok .Ama her gün yeni bir bilgi geliyor. Her gün aldığımız yeni bilgi bizim endişelerimizi azaltmıyor , arttırıyor. Mesela şimdi öğreniyoruz ki Deniz Kuvvetlerimizle ilgili olarak çok ciddi kısıtlamalar var planda. Bizdeki bilgiler doğruysa Türk Deniz Kuvvetleri Kıbrıs’ta Ege’de olduğundan daha büyük kısıtlamalara tabii olacak. Zararsız geçiş hakkından yararlanamayacaklar.

Soru:   Bir Mayıs’tan sonra Kıbrıs AB üyesi konumuna geliyor.

Öymen:   Öyle de olsa , şimdi Yunanistan da AB üyesi , yine de Türkiye Yunanistan karasularından geçerken zararsız geçiş hakkını kullanıyor. Tüm dünyadaki uygulama böyle. Fakat  öyle anlaşılıyor ki Kıbrıs’ta merkezi hükümetin iznine tabii olacak. Yani bunlar bizim askeri açıdan hiç ihmal edemediğimiz konular. Sayın Genel Kurmay Başkanımız dikkatli bir üslup kullandı. Hükümete bildirdiği görüşleri yeterince açıklamadı ama metni okuyan metin hakkında bilgi sahibi olan insanlar ne gibi eksik ve sakıncalarının olduğunu görmektedir. O bakımdan bizim CHP olarak özelikle meselenin güvenlik bakımından içimiz rahat değildir. Bu nedenle başından beri Sayın Genel Başkanımızın da dediği gibi Kıbrıs Türkleri hayır oyu verirse bunu saygı ile karşılayacağız diyor. Bu mesajımız bizce yeterince açıktır.

Soru:   Efendim şimdi kısaca CHP’deki dünkü gelişmeden sonraki beklentiler nedir? Kemal Derviş bir idol olarak geldi, bir süre bağımsız kaldı, sonra CHP’de yerini aldı. Çok olaylar,  çok söylentiler oldu ismi üzerine ama dün hem genel başkan yardımcılığından hem de merkez yürütme kurulu üyeliğinden istifa etti. Şimdi bir sıradan CHP’li olarak Kamu oyunun önünde. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu süreç daha sonra parti içinde bazı dağılmalara ve parti içinde yeni oluşumlara yol açar mı?

Öymen:   CHP bildiğiniz gibi çok eski ve köklü partidir. Çok sağlam ilkeleri var. Çok sağlam gelenekleri var. Çok sağlam hedefleri var. Biz bu hedeflerden sapma yapmayı düşünmüyoruz. Partinin tabanı da böyle bir beklenti içinde değildir. Partinin temel yapısını temel ilkelerini ki bizim partimiz milli mücadeleden kaynaklanan Atatürk’ün temellerini attığı bir partidir. Bu temellerimizden uzaklaşmayı hiç düşünmedik. Bir taraftan da çağdaş, sosyal demokrat, devrimci, reformcu ve ilerici bir partidir. Bu özelliklerimizi de hiçbir şekilde kaybetmeyi düşünmüyoruz. Bunların birbiri ile çeliştiğini de düşünmüyoruz. Atatürkçülükle sosyal demokrasinin uzlaşmadığı gibi bir izlenim içinde değiliz. Tam tersine Atatürkçülüğün akılcılık olduğunu bilimsellik, çağdaşlaşma olduğunu gayet iyi biliyoruz. O bakımdan partinin tabanında en küçük tereddüt yoktur. Geçen hafta sonu il başkanlarıyla bir toplantı yaptık. Partinin temel ideolojisini sorgulayan arkadaşlarımız olmadı orada.  Belediye Başkanlarımızla da toplantı yaptık, orada da öyle.  Parti Meclisimizde toplantı yaptık. Orada da ortaya çıkan hava partinin izlediği politikalara tam destek verilmesi yönünde olmuştur.  O bakımdan partinin iç yapısında hiçbir zaaf yok, hiçbir eksiklik yok.  Biz partiyi önümüzdeki dönemde daha da  güçlü bir parti olarak kamuoyu önünde  sergileyeceğiz, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.  Bizim temellerimiz çok sağlam.  Tabii arkadaşlarımızın görüşleri olur, beklentileri olur, önerileri olur.  Parti açıktır bu tür tartışmalara, mekanizmaları işliyor.  hiç kimsenin hiçbir görüşünü partinin hiçbir organında dile getirmesini engelleyecek bir mekanizmamız yok.  Her arkadaş Parti Grubunda, Meclis Grubunda, Parti Meclisinde, Merkez Yönetim Kurulunda ve bütün başka bütün organlarda açıkça görüşlerini söyleyebilir.  Ondan sonra da tabii partinin görüşü egemen oluyor ve herkes partinin savunmak zorunda.  Partide sorumluluk taşıyan herkes de.   Çünkü siyasi partiler fikir klübü değil.  Yani herkesin tek başına parti politikasını temsil etmesi mümkün değil.  Bugün bize söylediği sözler, kamuoyu önünde söylediği sözler bu partinin görüşlerini yansıtmıyor.  Benim şimdi size ifade ettiğim görüşleri ve Kıbrıs kişisel görüş diye yorumlayabilirler.  Ama bu partimizin görüşleri, partimizin tespit ettiği ve Genel Başkanımızın ağzından açıklanan, Genel Başkanımız söylediği için parti tüzüğümüze göre CHP’ni bağlayan görüşlerdir.  Bazı arkadaşlarımız kişisel olarak  farklı görüş sahibi olabilirler ama bu partiyi bağlamaz.  Siyasi partiler de zaten mekanizmalar böyle çalışıyor.  Biz CHP’nin eskisinden de daha güçlü olacağından kuşku duymuyoruz geleceğe çok güvenle bakıyoruz.   Ve partimizin çözümlerinin, önerilerinin halkımız tarafından da çok iyi anlaşılacağına inanıyoruz.   Eksiklerimiz olursa bunları düzeltmek, daha da kuvvetli olmak için bir komisyon kurduk benim Başkanlığımda.  Komisyon çalışmalarını sürdürüyor ve çok yeni, çağdaş, Türkiye’nin çıkarlarına, halkın özellikle fakir kesimlerin işçilerin çıkarlarına daha uygun çözümler üretmek için çalışıyoruz.  Belediyelerimize güçlü bir destek veriyoruz.    Bunun için çalışıyoruz.  Aynı zamanda Güney Doğu sorununun Türkiye’deki son gelişmelerin ışığında bölgedeki terörün sona ermesi veya çok azalması ışığında daha sağlıklı bir değerlendirmeye  tabii tutacağımıza inanıyoruz.  Parti olarak bu konuda daha da aktif  bir rol oynayacağız.  Özetle bizim ileriye kötümserlikle bakmak için hiçbir gerek yok.  Biz iyimserlikle bakıyoruz, partiye güveniyoruz.  Partinin tabanına, örgütüne güveniyoruz.  Çok güçlü bir örgütümüz var. O bakımdan gelişmelerin partimizi olumsuz yönde etkilemeyeceğine inanıyoruz.

Soru:  Yani Derviş olayının da fazla bir ağırlığı olmayacağı kanaatini taşıyorsunuz anladığım kadarıyla.

Öymen:  Bütün arkadaşlarımızın görüşlerine saygılıyız.  Bulundukları görevleri sürdürüp sürdürmemek kendi tercihleridir.  O bakımdan o konuda bir yorumda bulunmak istemiyorum.

Çok teşekkür ediyorum efendim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.