<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Onur Öymen</title>
	<atom:link href="http://www.onuroymen.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.onuroymen.com</link>
	<description>CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili</description>
	<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 13:46:14 +0000</pubDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>PKK Terör Örgütünün Yurt Dışı Faaliyetleri Hakkında Soru Önergesi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2459</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2459#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 07:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Önergeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2459</guid>
		<description><![CDATA[ 
 TBMM BAŞKANLIĞINA                       
Aşağıdaki yazılı soru önergemin Dış İşleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından cevaplandırılması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
                                                                                        Onur Öymen
                                                                                        CHP Bursa Milletvekili
 
4 Mart 2010 tarihinde Belçika’da PKK terör örgütü mensuplarına ve kuruluşlarına yapılan baskından sonra Belçika güvenlik makamları, göz altına alınan kişilerin, Belçika ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde gençleri eğittiklerini ve PKK’nın Yunanistan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> TBMM BAŞKANLIĞINA                       </p>
<p>Aşağıdaki yazılı soru önergemin Dış İşleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından cevaplandırılması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.<br />
                                                                                        Onur Öymen<br />
                                                                                        CHP Bursa Milletvekili</p>
<p> <br />
4 Mart 2010 tarihinde Belçika’da PKK terör örgütü mensuplarına ve kuruluşlarına yapılan baskından sonra Belçika güvenlik makamları, göz altına alınan kişilerin, Belçika ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde gençleri eğittiklerini ve PKK’nın Yunanistan ve Kuzey Irak’ta kampları bulunduğuna dair bilgiye sahip olduklarını söylemişlerdir.</p>
<p>1- Türkiye’nin NATO müttefiki olan Yunanistan’da, ülkemize yönelik terör kamplarının varlığı konusunda Hükümetinizin elinde bilgi mevcut mudur?<br />
2- Bu kampların kapatılması, sorumlularının yakalanarak Türkiye’ye iadesi veya cezalandırılması konusunda herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur? Bulunulduysa ne sonuç alınmıştır?<br />
3- Kuzey Irak makamları nezdinde bu konuda ne gibi girişimlerde bulunulmuştur ve ne sonuç alınmıştır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2459/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bursa&#8217;daki Fay Hattı Hakkında Soru Önergesi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2457</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2457#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 07:41:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Önergeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2457</guid>
		<description><![CDATA[TBMM BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki yazılı soru önergemin Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Onur Öymen
CHP Bursa Milletvekili
                                                                                                
 
Yerbilim uzmanlarının son olarak yaptıkları açıklamalara göre İstanbul’un yanı sıra başka illerimiz de ciddi bir deprem riski altında bulunmaktadır. Bu illerden biri olan Bursa’da yerleşim merkezlerinin ortasından bir fay hattı geçtiği ifade edilmektedir. Gerçekten 1855 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TBMM BAŞKANLIĞINA</p>
<p>Aşağıdaki yazılı soru önergemin Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.</p>
<p style="text-align: left;">Onur Öymen<br />
CHP Bursa Milletvekili<br />
                                                                                                </p>
<p> <br />
Yerbilim uzmanlarının son olarak yaptıkları açıklamalara göre İstanbul’un yanı sıra başka illerimiz de ciddi bir deprem riski altında bulunmaktadır. Bu illerden biri olan Bursa’da yerleşim merkezlerinin ortasından bir fay hattı geçtiği ifade edilmektedir. Gerçekten 1855 yılında vukuu bulan 7.6 büyüklüğündeki deprem felaketinde o zaman nüfusu otuz bin civarında olan Bursa’da üç bini aşkın vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bursa’nın toprak yapısı heyelana da son derece müsait olduğundan bir deprem felaketi halinde oluşabilecek heyelanın da çok sayıda can ve mal kaybına yol açabileceği  ifade edilmektedir.</p>
<p>1- Bursa’daki fay hattının tespiti ile ilgili olarak MTA tarafından başlatılmış olan araştırmalar sonuçlandırılmış mıdır? Sonuçlandırılamamışsa bunun sebebi nedir?<br />
2- Son yıllarda bazı kamu kuruluşlarında başlanılan güçlendirme çalışmaları sonuçlandırılmış mıdır? Henüz güçlendirme çalışması başlamamış veya sonuçlandırılmamış kaç okul, hastane veya başka kamu binası mevcuttur?<br />
3- Bursa İnşaat Mühendisi Odası ile birlikte ile ilgili kuruluşların başlattıkları özel binaların güçlendirme çalışması hangi aşamadadır? Şimdiye kadar kaç özel konut güçlendirilmiştir? Güçlendirilmesi gereken özel konutlarla ilgili çalışmaların sonuçlandırılması için ne gibi tedbirler alınmıştır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2457/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ART TV - Haber Merkezi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2464</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2464#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 13:37:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Görsel Basın]]></category>

		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2464</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="360"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10058702&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=bb0000&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10058702&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=bb0000&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="480" height="360"></embed></object></p>
<p><object width="480" height="360"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10059168&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=bb0000&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10059168&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=bb0000&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="480" height="360"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2464/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakanın Kıbrıs İle İlgili Açıklaması Hakkında Soru Önergesi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2371</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2371#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:38:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Önergeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2371</guid>
		<description><![CDATA[3 Mart 2010
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soru önergemin Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Onur Öymen
2 Mart 2010 tarihinde verdiğiniz demeçte bir antlaşma olduğu takdirde Türk askerinin Kıbrıs’tan çekileceğine dair bir ifade kullandığınız görülmektedir.
1. Kıbrıs’taki müzakereler K.K.T.C ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında sürdürülmektedir. Bir antlaşmaya varıldığı takdirde 1960 Londra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mart 2010</p>
<p>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA</p>
<p>Aşağıdaki soru önergemin Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.</p>
<p>Onur Öymen</p>
<p>2 Mart 2010 tarihinde verdiğiniz demeçte bir antlaşma olduğu takdirde Türk askerinin Kıbrıs’tan çekileceğine dair bir ifade kullandığınız görülmektedir.</p>
<p>1. Kıbrıs’taki müzakereler K.K.T.C ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında sürdürülmektedir. Bir antlaşmaya varıldığı takdirde 1960 Londra ve Zürih Antlaşmalarında olduğu gibi bunun T.B.M.M.  tarafından onaylanması gerekecektir. Bu aşamada Türkiye müzakerelerin tarafı değildir. Hal böyle iken Türk Hükümeti adına asker çekme taahhütte bulunmanızın Türk tarafının müzakere pozisyonunu zayıflatmamış mıdır?</p>
<p>2. Taraflar arasında bir antlaşmaya varıldığı takdirde Türkiye’nin izleyeceği tutumun T.B.M.M.’nce kararlaştırılacağı ortadayken ve Mecliste siyasi partiler arasında herhangi bir danışma yapılmamışken ve mutabakata varılmamışken T.B.M.M.’ni bağlayacak bir beyanda bulunmanız Anayasamızdaki kuvvetler ayrımı ilkesi ile bağdaşmakta mıdır?</p>
<p>3. Kıbrıs’tan Türk askeri çekildiği takdirde Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı düşünülmektedir? Bu konu Milli Güvenlik Kurulu’nda ele alınmış mıdır?</p>
<p>4. Kıbrıs Rum lideri Hristofyas Kofi Annan planının öldüğünü ilan etmişken o planın asker çekme bölümünün Türkiye tarafından geçerli sayılabileceği yolunda ifadelerde bulunulması isabetli olmuş mudur?</p>
<p>5. Kıbrıs Rum Meclisi Türkiye’nin garantörlük haklarının reddeden bir karar alarak tutumu büsbütün sertleştirmişken, Türkiye’nin tavizkar bir tutum izleyebileceği izlenimini veren bir tavır sergilemeniz bulunacak çözümün adil ve dengeli olması hedefimize uygun düşmüş müdür?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2371/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bursa&#8217;daki Su Baskını ile ilgili Soru Önergesi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2368</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2368#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:31:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Önergeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2368</guid>
		<description><![CDATA[ 
 3 Mart 2010
T.B.M.M. Başkanlığına
Aşağıdaki soru önergemin Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
 
 
Onur Öymen
 
Bursa İlinin Gürsu İlçesine bağlı Karahıdır Köyünün zengin tarım topraklarının ve meyve bahçelerinin bulunduğu araziler hemen hemen her yıl su baskınına uğramakta ve bu da köylülerin büyük gelir kaybına yol açmaktadır.
Bu su baskınlarının bölgedeki su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> 3 Mart 2010<br />
T.B.M.M. Başkanlığına<br />
Aşağıdaki soru önergemin Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Onur Öymen</p>
<p> <br />
Bursa İlinin Gürsu İlçesine bağlı Karahıdır Köyünün zengin tarım topraklarının ve meyve bahçelerinin bulunduğu araziler hemen hemen her yıl su baskınına uğramakta ve bu da köylülerin büyük gelir kaybına yol açmaktadır.</p>
<p>Bu su baskınlarının bölgedeki su toplama kanalları ile araziler arasındaki kod farkından kaynaklandığı ve kanalların derinleştirilmesi için yapılan çalışmaların sonuçlandırılmadığı için o köyde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının çözülemediği ifade edilmektedir. Ayrıca bir süre önce yapımı gerçekleştirilen çevre yolundan akan suların da bu sorunu daha büyüttüğü anlaşılmaktadır.</p>
<p>1. Her yıl yaşanan bu sorunun giderilmesi için ne gibi önlemler alınmıştır? </p>
<p>2. Kanalların derinleştirilmesi çalışmalarının yarıda bırakılmasının sebebi nedir?</p>
<p>3. Köylülerin uğradığı zararın telafisi için Hükümetçe ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2368/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara Üniversitesi &#8220;Türkiye&#8217;nin Avrasya Seçeneği&#8221; Sempozyumu</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2418</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2418#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 12:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konferanslar, Konuşmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2418</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Ankara Üniversitesi  “Türkiye’nin Avrasya Seçeneği&#8221; Sempozyumunda Verdiği Konferans 
Sayın Başkan, çok değerli öğretim üyeleri ve konuklar,
Sizlerle burada olmaktan dolayı son derece mutluyum. Bugün üzerinde duracağım konu Türkiye’nin Avrasya politikasıdır. Avrasya bölgesi uzun zamandır emperyalizmin mücadele alanı olmuştur. Bu bölgeye hakim olmak önemlidir, çünkü dünya nüfusunun yüzde yetmiş beşi Avrasya’da yaşıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in<br />
Ankara Üniversitesi  “Türkiye’nin Avrasya Seçeneği&#8221; Sempozyumunda Verdiği Konferans </strong></p>
<p>Sayın Başkan, çok değerli öğretim üyeleri ve konuklar,<br />
Sizlerle burada olmaktan dolayı son derece mutluyum. Bugün üzerinde duracağım konu Türkiye’nin Avrasya politikasıdır. Avrasya bölgesi uzun zamandır emperyalizmin mücadele alanı olmuştur. Bu bölgeye hakim olmak önemlidir, çünkü dünya nüfusunun yüzde yetmiş beşi Avrasya’da yaşıyor. Dünyanın gayri safi milli hasılasının yüzde altmışı bu bölgeden çıkıyor. Dünya enerji kaynaklarının dörtte üçü bölgeden kaynaklanıyor. Ayrıca Amerika’dan sonra dünyada en çok savunma harcaması yapan altı devlet Avrasya sınırları arasında yer almaktadır. O bakımdan Avrasya tarih boyunca birçok devlet tarafından ilgi ve çekim alanı haline gelmiştir.</p>
<p>1914 yılında İngiltere, Avrasya’da birkaç bin asker ve devlet görevlisi ile dört yüz milyon insanın yaşadığı tam on bir milyon karelik bir alanı kontrol ediyordu. Yakın tarihe geldiğimizde ise hem Afganistan hem de Kafkasya bölgesi, özellikle İngiltere ve Rusya arasında bir çekişme kaynağı olmuştur. Aynı şekilde Rusya ve Çin iki kutuplu bölge gücünü sağlamak için büyük mücadele vermişlerdir.</p>
<p>Avrasya bölgesini bugünkü koşullarda değerlendirirken öncelikle güvenlik konularını incelemek gerekir. Çünkü güvenliği olmayan, istikrarsız bir alanda ekonomik ve siyasi hesap  yapmak zordur. Maalesef bölge, dünyanın sahip olduğu kaynaklar itibariyle en az istikrarlı bölgelerden biri olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra belki bir dünya savaşı daha olmadı ama çıkan yerel çatışmalarda on sekiz milyon insan öldü. Dolayısıyla bölgeyi, öncelikli olarak güvenlik boyutu ile irdelemek gerekir. Evvelce bölgede Güvenlik Konseyi üyesi olan iki nükleer devlet vardı. Bunlardan biri Rusya, diğeri Çin’di. Kısa bir süre önce Pakistan ve Hindistan da nükleer silaha sahip ülkeler kulübüne katıldılar. Şimdilerde de İran’ın nükleer bir program geliştirdiği ifade ediliyor. Bu durum nükleer savaş tehdidini gündeme getiriyor.</p>
<p>Soğuk Savaş döneminden sonra herkes konvansiyonel çatışma ihtimalinin ortadan kalktığını düşünerek derin bir nefes almıştı. Ayrıca Avrupa Konvansiyonel Silahlar Antlaşması imzalandı, ki bu en çok bizi ilgilendiren bir anlaşma idi. Bu antlaşmaya göre bütün devletler sahip oldukları tank, zırhlı personel taşıyıcı, top, uçak vb. askeri teçhizatlarının sayılarını sınırlandırdı. Ayrıca kırk sekiz saat önceden birbirlerini haberdar ederek denetleme hakkını elde ettiler. En azından Avrupa ve Avrupa’yı Asya’ya bağlayan Kafkasya bölgesinde olası bir çatışmayı sınırlandırdılar. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgede kurulan yeni devletler anlaşmaya dahil olmak istediler. Onlar için yeni bir anlaşma metni hazırlandı.  Ancak  NATO ülkeleri, anlaşmanın onaylanması için Rusya’nın Gürcistan ve Moldova’daki birliklerini çekmesi ön şartını koştular. Fakat Rusya, NATO ülkelerinin yaptığı blöfe rest çekerek karşılık verdi ve anlaşmayı askıya aldı. Sonuç olarak bugün böyle bir anlaşma yok. Eğer bu anlaşma olsaydı, 2008 yılında Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan çatışma muhtemelen olmayacaktı.</p>
<p>Yapılan bazı hatalar çok ciddi bedeller ödetebiliyor. Bu bedeli en ağır ödeyen ülkelerden birisi de bölgede yer alan Türkiye’dir. Şu an herkes İran’ın elindeki nükleer silahlardan bahsediyor ama kimse saldırı füzelerinden bahsetmiyor. İran üç bin kilometre mevziili ve bütün Türkiye’yi kapsayan füzelere sahip. Dolayısıyla işin güvenlik boyutunu mutlaka düşünmek zorundayız. Türkiye, dünyanın en güçlü beşinci ordusu ve NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahiptir. O yüzden Türkiye’nin askeri gücü, bölgede tayin edici bir konuma sahiptir. Bazılarının Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma çabalarını, işin bu boyutunu dışarıda bırakarak düşünemezsiniz.</p>
<p>Meselenin bir diğer boyutu da enerjidir. Enerji meselesi pek çok siyasi karara yön veren bir boyuttur. Dünyanın petrol ve doğalgaz kaynaklarının yüzde yetmiş biri Türkiye merkezli bir dairede bulunmaktadır. Türkiye bu kadar çok enerji rezervlerinin bulunduğu bir bölgeye komşudur. Türkiye’ye yönelik birtakım amaçları bulunlar, kuşkusuz ülkemizi sadece bir kara parçası olarak değil, enerji kaynaklarına erişimde bir köprü olarak görüyorlar.</p>
<p>İşin siyasi boyutu da var. Geçenlerde Hakkari’ye gittim ve oradaki insanların sıkıntılarını ve haklı taleplerini dinledim. Her şeye rağmen ve bütün sıkıntılarına rağmen onlara Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu ifade ettim. Böyle bir ülke daha bulmak için orada bulunan dağların ötesinden Japonya’ya kadar gitmek gerekmektedir. Yani çağdaş bir demokrasiyi bulmak için bu kadar mesafe kat etmek lazım. Peki, dünya nereye gidiyor? Enerji boyutu dikkate alındığında büyük devletler, bölgenin petrol ve doğal gazını Rusya’nın kontrolünden geçmeden Batıya taşımanın yollarını arıyorlar. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru hattının stratejik önemi buradan kaynaklanıyor. Bu proje, Kafkasya petrollerini Rus kontrolüne takılmadan Batı pazarlarına açan bir proje oldu. İkinci proje ise sizin de dikkatinizi çekeceği üzere Afganistan’dan geçiyor. Bugün Afganistan’da olup bitenleri anlamak için bu boyutu mutlaka görmemiz lazım. Bir Amerikan şirketi, imzaladığı anlaşma ile Türkmenistan doğalgazını Afganistan üzerinden Hint Okyanusuna çıkaracak bir boru hattı inşa etmeyi amaçladı. İmza talebinde bulunan isim ise ne tesadüftür ki Amerikan eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’dı. Peki, bu boru hattı konusunda o zaman Afganistan’da başta olan Taliban ile Amerika arasındaki müzakereleri kim yürüttü dersiniz? Şimdi Afganistan Cumhurbaşkanı olan Karzai. İşte, tabloya bu açıdan baktığınızda işin rengi değişiyor. Zamanında, İran da boru hattını Afganistan’a taşımak için girişimde bulunmuş, fakat onu devre dışı bırakmışlardı.</p>
<p>Meselenin diğer bir boyutu da ulaşımdır. Bölgenin tek ulaşım noktası Hazar Denizi’dir. Ulaşım Hazar Denizi’nden Karadeniz’e ulaşan bir kanal vasıtasıyla sağlanıyor. Ancak bu kanalın taşıyacağı gemi sayısı çok az. O yüzden Kazakistan Cumhurbaşkanı bir proje geliştirdi. Bu projeye göre Hazar Denizi ile Karadeniz arasında Süveyş Kanalının dört misli uzunluğunda bir kanal açılması hedeflenmektedir. Projenin maliyetinin altı milyar dolar olması ve beş yılda bitmesi öngörülüyor. Bu proje, şu sırada üzerinde en çok düşünülen, tartışılan projelerden birisidir.</p>
<p>Tüm bunların yanı sıra, asıl tartışma konumuz olan Türkiye’nin bölge üzerindeki etkisine gelmek istiyorum. 1926 yılında Afganistan Kralı Ankara’ya yaptığı ziyarette Atatürk ile görüşmüş ve ona kendisinin de Afganistan’da Batılı değerleri savunan reformlar yapmak istediğini söylemiştir. Kendisi Atatürk’ten çok etkilenmiş bir isim. Türkiye, o zamanki kıt imkanları ile hiçbir ülkenin yapamadığını başarmıştı. Afganistan’ın modernleşme projesinde bölgeye çok sayıda asker, öğretmen ve profesör gönderilmişti. Belki inanmazsınız ama biz o dönemde Kabil’de bir Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Batı tipi bir konservatuar açmışız. Bunun gibi çeşitli okullar, hastaneler inşa edilmeye başlanmıştı. Yani bir anda ülkenin havası değişmiş ve Afganistan, çağdaş bir ülke olma yoluna gitmiştir. Pek çok Afgan subay ve eğitim adamı Türkiye’ye gelip Türkçe öğrenmiştir. Türkiye bunun karşılığında ise hiçbir şey beklememiş, çünkü bunu siyasi bir proje olarak gerçekleştirmiştir. Atatürk, o bölgede Türkiye’de olduğu gibi milli iradeye dayalı devletler kurulursa, bunun hem bölge hem de Türkiye için çok iyi olacağını biliyordu.</p>
<p>İran Şahı Şah Pehlevi de Atatürk’ün devrimlerinden çok etkilenen isimler arasındadır. İran Şahı, ülkesinde de benzer bir devrim hareketini başlatmak için Atatürk’ün tavsiyesini istediği zaman, Atatürk ona da milli iradeden başlanması gerektiğini söylemiştir. Şah, ülkesine döndüğü zaman Atatürk’e bir mektup yazarak, ülkesinde mollaların baskısı altında Atatürk’ün gerçekleştirdiği gibi bir devrim hareketine kabil gelemediğini, bunu oğlunun yapması için tüm gayretini sarf edeceğini ifade etmiştir. O tarihten sonra İran’da  demokrasi kurallarına dayanan çağdaş bir Cumhuriyet kurma girişimi Musaddık’ın 1953 yılında Amerika’nın girişimiyle yapılan bir darbede devrilmesi ile son buldu. Çünkü Musaddık, 1951’de İran’da petrolü millileştirerek Batılı ülkelerin şimşeklerini üzerine çekmişti.</p>
<p>Peki Türkiye, yakın tarihte ne yaptı? Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Türkiye olarak bir proje başlatmıştık. O sırada Soğuk Savaştan çıkan Rusya’nın ekonomik kaynakları çok zayıflamış bir haldeydi. Bu bölge için İktisadi Kalkınma Ajansı kurduk. O bölgede telekomünikasyon sistemleri, uydu bağlantıları kurduk, okullar açtık, on bin öğrenciye burs verdik. Özbekistan’da Ebedi Dostluk Anlaşması imzaladık. Yani, eğitimden yatırıma müthiş projeler gerçekleştirdik. O yüzden bölgede yapılacak en iyi şey, Türkiye’nin demokrasi modelini bu ülkelere sunmak olacaktır. Demokrasi bu bölge ile  Orta Doğuda yerleşebilirse o zaman çok şey değişecektir. Çünkü şimdiye kadar demokratik ülkeler arasında hiç savaş yaşanmamıştır. Eğer bu ülkeler demokrasiye sahip çıkar ve çağdaş bir devlet yapısına kavuşurlarsa bu durum bölgede barış için de bir teminat olacaktır.</p>
<p>Bunu bölgede başarmış olan tek ülke Türkiye’dir. Bölgede bu rolü oynayabilmesi ve bir köprü olması için Türkiye’nin bir sıçrama tahtası olması lazım. Peki, neyin sıçrama tahtası? Çağdaş uygarlığın sıçrama tahtası. Atatürk, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmaktan bahsederken, çağdaş değerleri de içine almıştır. Bunlar demokrasi, insan hakları, kadın - erkek eşitliği, laiklik gibi değerlerdir. Şunu hatırlayalım ki, bu değerlerden birisi olan kadın - erkek eşitliğinde Türkiye, zamanında bir çok Batılı ülkenin önüne geçmişti. Biz 1934 yılında kadınlara seçme seçilme hakkı tanırken Fransa, bu hakkı bizden on bir yıl sonra tanıdı. İsviçre ise 1975 yılında tanıdı. Düşünebiliyor musunuz? Demek ki biz bazı alanlarda bu devletlerin önüne geçebiliyormuşuz. O yüzden aşağılık kompleksine kapılmamıza gerek yoktur. Dolayısıyla eğer başka ülkelere örnek olmak istiyorsak önce kendimize çeki düzen vereceğiz, geri adım atmayacağız.</p>
<p>Ancak ne yazık ki son zamanlardaki araştırmalar ve istatistikler, böyle bir tablo sergilemiyor. Biraz önce bahsettiğim Batı değerlerinin maalesef şu an çok gerilerindeyiz. Mesela, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün endeksine göre Türkiye, basın özgürlüğünde dünyada 121. sıradadır. Kadın - erkek eşitliğinde en son endekslere göre 129. sırada yer almaktadır. Sıralamaya göre bizden bir basamak yukarda İran, bir basamak aşağıda ise Suudi Arabistan yer alıyor. Yargı bağımsızlığında dünyada 64. sıradayız. Yapılan başka araştırmalara göre dünyada demokrasi ile yönetilen 89 ülke vardır. Ancak Türkiye bunların içinde değil, kısmen demokratik ülkelerin arasında kendine yer bulabilmiştir. Türkiye’yi daha çağdaş ve daha ileri değerlere sahip bir ülke haline getirerek bu tabloyu değiştireceğiz.</p>
<p>Son olarak ifade etmek isterim ki Türkiye’nin başarısı ya da başarısızlığı hem Orta Asya hem de Orta Doğu için fevkalade önem taşımaktadır. Atatürk, Kurtuluş Savaşına başlarken “Güneşin doğuşunu gördüğüm gibi Doğu halklarının kurtuluşunu da görüyorum” demiştir. Bu bağlantıyı Atatürk’ün gördüğü gibi bizim de görmemiz ve ona göre bir politika yürütmemiz gerekir. Bu bölge için en iyi model Türkiye olmalıdır. Amerika’da bir düşünce kuruluşunun 10 Şubat tarihinde Türkiye ile ilgili verdiği bir raporda Türkiye’nin bölge ülkeleri için kesinlikle bir model haline getirilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Raporda Türkiye için dört tane senaryo öngörülüyor ve bu senaryolardan hiç birisi Türkiye’de şu anki İktidarın demokratik yollarla  değişmesini öngörmüyor. Bunu da son olarak dikkatinize sunmak istiyorum. Son çıkan “Çıkış Yolu” adlı kitabımı okursanız, bahsettiğim tüm bu konular hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşma şansı bulacaksınız diye tahmin ediyorum.  Dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2418/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Olay Gazetesi - Ahmet Emin Yılmaz&#8217;ın Köşesi</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2354</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2354#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 21:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazılı basın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2354</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen’in kariyer geçmişi, deneyimi ve bilgi birikimi için hiç kimse tek bir kelime dahi söz söyleyemez.
22 Temmuz 2007 seçimlerinden buyana CHP Bursa Milletvekili unvanı taşıyan Öymen’in, geçen süre içinde pek çok konuşmasını dinledik.
Yanı sıra…
Kendisiyle televizyon programları yaptık, katıldığı televizyon programlarını izledik.
Akıcı ve kesintisiz bir konuşma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen’in kariyer geçmişi, deneyimi ve bilgi birikimi için hiç kimse tek bir kelime dahi söz söyleyemez.<br />
22 Temmuz 2007 seçimlerinden buyana CHP Bursa Milletvekili unvanı taşıyan Öymen’in, geçen süre içinde pek çok konuşmasını dinledik.<br />
Yanı sıra…<br />
Kendisiyle televizyon programları yaptık, katıldığı televizyon programlarını izledik.<br />
Akıcı ve kesintisiz bir konuşma stili var. Ama hitabet sanatının gereği kabul edilen o iniş-çıkışlara konuşmasında yer vermediği için dinleyenlerde heyecan etkisi yapmıyor.<br />
Buna karşın…<br />
Öymen’in bugüne kadarki en etkili ve en akıcı konuşmasına bugün tanık olduk.<br />
Cumhuriyet Halk Partisi İl Genel Meclisi Grubu’nun organize ettiği ve CHP ilçe başkanlarıyla Büyükşehir Belediye Meclisi Grubu’nun da katıldığı toplantıda söz alan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in konuşması iki bölümden oluşuyordu.<br />
İlk bölümde…<br />
Bursa ile ilgili çok önemli tespitler yaptı ve bunlara yönelik önemli değerlendirmeler dile getirdi.<br />
İkinci bölümde ise…<br />
Genel durumla ilgili tespit ve gözlemlerini aktardı, parti örgütüne siyasi mesajlar verip önemli uyarılarda bulundu.<br />
Konuşmayı büyük bir dikkatle dinleyen salondaki topluluk, bittiğinde de uzun uzun alkışladı.<br />
Bu yazıda…<br />
Öymen’in Bursa ile ilgili tespit, değerlendirme ve verdiği sözlere değinmek istiyoruz.<br />
••••••••••<br />
Örneğin…<br />
Sözlerinin başında şu tespiti yaptı:<br />
“Bir bölgeyi geri bırakmak istiyorsanız, o bölgenin ulaşım hatlarını keseceksiniz.”<br />
Devam etti:<br />
“Bakın Bursa Milletvekili arkadaşımız Kemal Demirel yıllardır Bursa’ya demiryolu gelmesi için çalışıyor, mücadele veriyor.”<br />
Bir başka tespiti, örnek vererek aktardı:<br />
“Bursa Türkiye’nin ikinci sanayi kenti. Ama demiryolu bağlantısı yok. Dünyada böyle bir şey yok. Konya’da demiryolu vardı, şimdi çok büyük bir yatırımla bir de hızlı tren yapıyorlar. Yapılsın elbette, yapılmasın demiyoruz ama Bursa’nın en iptidai olanından bile demiryolu yok. Oraya da yapın ama burayı da ihmal etmeyin.”<br />
Sonra da şu sözü verdi:<br />
“İktidara geldiğimizde ele alacağımız ilk iş Bursa’nın demiryolu olacak. Bu sorunu biz çözeceğiz.”<br />
Şunu da ekledi:<br />
“Bir başka sorun şu: 20 yıl önce şehir merkezindeki havaalanına uçaklar inip kalkıyordu. Şimdi yok. Yenişehir’e uluslar arası havaalanı yapıldı ama çalışmıyor. Şehir merkezindeki havaalanının çevresine ise yüksek katlı evler yapılmasına izin verilmiş.”<br />
Önemli bir ayrıntıya değindi:<br />
“Yenişehir Havaalanı Türkiye’nin en büyük kargo havaalanı. Fakat bugüne kadar inen kargo uçağı sayısı sıfır. Yani hiç yok.”<br />
Topu iktidar partisinin milletvekillerine attı:<br />
“Milletvekilleri bu durumu hükümete duyurmuyorlar mı? Çözümü için ilgilenmiyorlar mı?”<br />
••••••••••<br />
Ulaşımla ilgili tespitlerinin ardından Bursa üzerine değerlendirmelerini sürdüren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen kent gündeminde çok tartışılan İstanbul Planı’na değindi:<br />
“Şimdi yeni bir plan yapıyorlar. İstanbul Planı adına, kirlilik yaratan sanayii Bursa’ya yönlendiriyorlar. Ama bakın buradan söylüyorum, hükümetin ömrü bu planı yapmaya yetmeyecek.”<br />
Bu noktada…<br />
Bursa adına bir başka soruyu gündeme getirdi:<br />
“Karacabey sahillerinde kum çekme davası vardı. Bizim arkadaşlarımız gidip oralarda tespitler yaptılar, gündeme taşıdılar. Sahi ne oldu o davaya? Adı karışanların hepsi yakalandı mı? Hani başkalarını buluyorlar, sabaha karşı gidip evlerinden alıyorlar, o davayla ilgili olanları bulamadılar mı?”<br />
Şunu da vurguladı:<br />
“Biz Cargill davasının da takipçisiyiz. Mahkemelerin verdikleri kararlar var. O kararları ortadan kaldıran yasal düzenlemeler, plan değişiklikleri yapılıyor. Bu dava Anayasa Mahkemesi’nde ama henüz mahkemenin gündemine gelmedi. Onu da takip ediyoruz.”<br />
Sonrasında…<br />
Şu dönem Bursa kamuoyunun en yakından izlediği konuya değindi:<br />
“Bursa’nın stadyum konusu var… 100 milyon liradan fazla bir proje. Bu projeyi de parti olarak adım adım izliyoruz. İzlemeyi denetleme adına yapıyoruz. Çünkü benzer başka işlerde suistimaller oldu. Hepsini biliyoruz. Onun için de inşaatının kime nasıl verildiği dahil her adımını izliyoruz.”<br />
Şunu özellikle vurguladı:<br />
“Bursa’nın çok iyi bir stadyuma ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Yapılmasını da sonuna kadar destekliyoruz. Ama denetim görevimizi yerine getirmek istiyoruz.”<br />
Toplantıyı CHP İl Genel Meclisi Grubu organize etti. CHP’nin ilçe başkanlarıyla Büyükşehir Belediye Meclisi Grubu da katıldı.<br />
Ayrıca…<br />
İl Başkanı Gürhan Akdoğan ve yürütme kurulunun yanı sıra, CHP Bursa milletvekilleri Kemal Demirel ve Abdullah Özer ile Parti Meclisi Üyesi Ali Nihat Irkörücü de hazır bulundu. Toplantıya katılanlar arasında Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de vardı.<br />
İşte…<br />
Bu toplantıda bize göre bugüne kadar dinlediğimiz en etkili konuşmasını yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, ilk bölümdeki Bursa’ya yönelik değerlendirmelerinin yanında, ülke gündemine yönelik tespitlerini de aktardı.<br />
Bu bölümde…<br />
Ekonomik konulardaki eleştirilerinin ardından, “Şu anda Türkiye büyük bir tehdit altında” diyerek sözlerine başlayan Öymen, dün yapılan AK Parti il başkanları toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın medya patronlarına seslendiği ve “köşe yazarlarını denetim altına almalarını istediği” konuşmasına faşizm benzetmesi yaptı.<br />
Yargının üzerinde büyük bir baskı oluştuğunu vurgularken de, istifa eden bir hakimden örnek verdi ve “Kim yapıyor bu baskıyı, Et Balık Kurumu mu?” diye sordu.<br />
Yargının sınırda dağdan inenlerin ayağına götürüldüğünü anımsatırken “Silivri’de başka hukuk, Silopi’de başka hukuk” vurgulaması yaptı.<br />
Sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki, bunun adı dünyanın her yerinde krizdir. Bu krizi iyi yönetemediğinizde kaos olur.”<br />
Sonra…<br />
Sözü seçime getirip AK Parti iktidarına seslendi:<br />
“Bu tabloyu halk değiştirecek. Seçimle değişecek… Bu halk ilk seçimde sizi götürür. Götürecek de… Seçim hileleri de sizi kurtaramayacak.”<br />
Ardından…<br />
Parti örgütüne mesaj verdi:<br />
“Benim buradan parti örgütümüze mesajım var. Böyle bir dönemde birlik olmalıyız. Ayağımızın altına muz kabuğu, karpuz kabuğu koymak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler var.”<br />
Şunu aktardı:<br />
“Ben sizlere Genel Başkanımızın da selamını ve mesajını getirdim. Genel Başkanımızın Bursa örgütüne büyük bir güveni var. O da birlik olmanızı istiyor.”<br />
Mesajın nedenini şöyle açıkladı:<br />
“Bu seçimi mutlaka kazanmak zorundayız ve kazanacağız. Bunun için sizlere güveniyorum.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2354/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CNNTürk - AB Komisyonunda Asker Tartışması</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2347</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2347#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 23:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazılı basın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2347</guid>
		<description><![CDATA[AB Komisyonu&#8217;nda asker tartışması 
CNNTÜRK  - 24.02.2010 09:49:00 (TSI)
Brüksel&#8217;deki Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu toplantısına Türkiye&#8217;deki son siyasi gelişmeler damgasını vurdu. CHP&#8217;li Onur Öymen ile Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Omen Ruijten arasında asker-sivil ilişkisi konusunda söz düellosu yaşandı. Balyoz soruşturması kapsamındaki gözaltılar da toplantının gündemindeydi. Yargı reformu ve sivil anayasa çağrısı yapan Karma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AB Komisyonu&#8217;nda asker tartışması </strong></p>
<p>CNNTÜRK  - 24.02.2010 09:49:00 (TSI)</p>
<p>Brüksel&#8217;deki Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu toplantısına Türkiye&#8217;deki son siyasi gelişmeler damgasını vurdu. CHP&#8217;li Onur Öymen ile Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Omen Ruijten arasında asker-sivil ilişkisi konusunda söz düellosu yaşandı. Balyoz soruşturması kapsamındaki gözaltılar da toplantının gündemindeydi. Yargı reformu ve sivil anayasa çağrısı yapan Karma Parlamento Eşbaşkanı Helene Flautre, &#8220;Bırakalım yargı işini yapsın&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu, Brüksel&#8217;de reform sürecini ve Avrupa Parlamentosu raporunu görüşmek için toplandı, ama Türkiye&#8217;de yaşanan sıcak gelişmeler ortamı gerdi.</p>
<p>Toplantıların ikinci gününde, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Omen Ruijten ve CHP Milletvekili Onur Öymen arasında söz düellosu yaşandı.</p>
<p>Konu, Ruijten&#8217;ın raporundaki &#8220;Asker siyasete müdahale ediyor&#8221; yorumuydu. Öymen, &#8220;İki dönemdir Meclis&#8217;teyim müdahale görmedim&#8221; dedi, Ruijten&#8217;in yanıtı sert oldu:</p>
<p>Öymen: &#8220;Son 8 yıl içinde Meclis&#8217;ten asker tavsiyesi ile bir yasa dahi kabul edilmedi. İki dönemdir Meclis&#8217;teyim askerin müdahalesini görmedim. Nasıl askerlerin sivil hayata müdahalesinden söz edilebilir?&#8221;</p>
<p>Ruijten: &#8220;Bir de bu mu olacaktı? Olacak iş değil. Askerlerin yetkisine sınır koymalısınız. Bu açıdan yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ruijten, Türkiye&#8217;nin yargı reformu stratejisini bir an önce uygulaması gerektiğini belirterek, &#8220;Bir başsavcı tutuklanıyor, hemen ardından bu kararı alan savcı ya da hakimlerin yetkileri elinden alınıyor. Bu iyi bir görüntü değil. Yargıda bazı şeyler tarafsızlık açısından yolunda gitmiyor.&#8221;</p>
<p>Raportör Oomen-Ruijten, &#8220;Muhalefete de şunu söylemek istiyorum: Lütfen siz de yargı reformu konusuna eğilin. Bunu başarmaya çalışın. Çünkü Türkiye, ancak yargı reformu sayesinde gerçekten bir hukuk devleti olabilecektir. Bir hukuk devleti olduğunda yargıda işler yoluna girecektir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Siz bölünmüş bir toplumsunuz&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;de bazı çevrelerin yargı reformu ve yeni anayasa konusunda &#8220;Biraz bekleyelim&#8221; yaklaşımında olduğunu anlatan Oomen-Ruijten, &#8220;Biraz bekleyelim, herhalde er geç zamanı gelecektir. Ama siz bölünmüş bir toplumsunuz. Bu nedenle toplumda iyi bir diyalog yürütülmüyor. Sorun bu. Hükümetten mi kaynaklanıyor? Sanmıyorum sadece hükümetten kaynaklandığını. Muhalefetin de bunda sorumluluğu var. Çünkü siz bu kadar bölündüğünüz sürece, hepiniz aynı yönde adım atmadığınız sürece, ülkenin modernleşmesi hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Bizi endişelendiren de bu. Eğer gerçekten AB üyesi olmak istiyorsanız, müreffeh ve modern bir ülke olmak zorundasınız. Kopenhag Kriterleri, Avrupa işbirliğinin temelidir. Buna saygı gösteremezseniz, bu kriterleri yerine getiremezseniz üye olamazsınız&#8221; dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8217;in sivil-asker ilişkileri bağlamında, &#8220;TBMM son 8 yıldır asla ordunun tavsiyesiyle bir yasa çıkarmadı&#8221; yolundaki ifadesine de tepki gösteren Oomen-Ruijten, &#8220;İyi de çıkarsa mıydı yani? Bu, dünyanın tersine dönmesi olur. Katiyen böyle bir şeyin zaten söz konusu olmaması lazım. Siz parlamento olarak askerleri denetim altına almalısınız, askerler sizi denetlememeli&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de de uygulamanın en azından kağıt üzerinde bu yönde olduğunu, fakat TBMM&#8217;nin savunma harcamaları üzerinde gerekli denetimi yapamadığını belirten Oomen-Ruijten, &#8220;Mesela Hollanda&#8217;da Afganistan&#8217;daki askerlerin görev süresinin uzatılıp uzatılmaması meselesinde hükümet düştü. Türkiye&#8217;de bu oluyor mu? Orduyu siz mi yönlendiriyorsunuz? Hayır, bazı şeyler sizin dışınızda gelişiyor. Askeri yargının görev alanının sınırlanması söz konusu olduğunda, hemen Anayasa Mahkemesi, TBMM&#8217;nin aldığı kararın önüne geçiveriyor. Sizin anayasanızda bu ayrım (sivil yargı-askeri yargı) net şekilde ortaya konulmuyor. Askeri yargının sınırlanması net şekilde ifade edilmiyor. Dolayısıyla her şey dönüp dolaşıp anayasa ve yargı reformu etrafında düğümleniyor. Her reform girişiminde önünüze birtakım engeller çıkarılıyor ve başaramıyorsunuz&#8221; dedi.</p>
<p>AP&#8217;nin Türkiye kararını bu endişelerle kaleme aldığını anlatan Oomen-Ruijten, Türkiye&#8217;nin parti kapatmalarla ilgili mevzuatını da &#8220;Avrupa Konseyinin Venedik Komisyonu tavsiyelerine uygun hale getirmesini&#8221; istedi.</p>
<p>Raportör Oomen-Ruijten, AP Türkiye kararındaki Kıbrıs paragrafıyla ilgili yoğun eleştiriler üzerine, &#8220;Şunu iyi biliniz ki, ben elimden geleni yapıyorum. Bir denge tutturmak için gerçekten azamisini yapıyorum. AP&#8217;nin son Türkiye kararında bir kez daha bunu yaptım&#8221; dedi.</p>
<p>Eşbaşkanlar: &#8220;Bırakalım yargı işini yapsın&#8221;</p>
<p>Karma Parlamentonun Eşbaşkanları Helene Flautre ve Lütfi Elvan da görüşmelerin ardından kameraların karşısına birlikte geçti.</p>
<p>Flautre, konuyla ilgili soru yöneltilmesini beklemeden temkinli bir dille sıcak gündemi değerlendirdi:</p>
<p>&#8220;Yüksek rütbeli askerlerin gözaltına alındığı süreçte toplumu istikrarsızlığa sürüklemenin amaçlandığı gibi birtakım suçlamalar var gibi görünüyor. Süreç ve prosedürler tamamlanmış değil henüz. Bu nedenle bırakalım yargı işini yapsın.&#8221;</p>
<p>Yargı reformu ve yeni anayasa tartışmaları da toplantıda masadaydı. Flautre net mesaj verdi:</p>
<p>&#8220;Yargının bağımsızlığı ve herkes için eşit hakların sağlanması önemli. Yeni bir anayasa konusunda Avrupa Birliği hükümetin ve sivil toplumun gösterdiği çabaları desteklemeli. Avrupa Birliği olarak siyasi mutabakatın sağlanması konusunda elimizden gelen desteği vermeye hazırız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2347/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KPK Toplantısı Sonrasında Düzenlenen Basın Toplantısı</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2365</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2365#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 16:08:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Bültenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2365</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
KPK Toplantısı Sonrasında Brüksel’de Düzenlediği  Basın Toplantısı
23 Şubat 2010
Değerli basın mensubu arkadaşlar,
Bu toplantıda Avrupa Parlamentosunun hazırladığı Türkiye Raporunu ele aldık ve bu rapor hakkındaki görüşlerimizi ifade ettik. Zamanımız kısıtlı olduğu için görüşlerimizi özet olarak söyleme imkanımız oldu ama yine de ana hatlarıyla belirtme olanağını bulduk. Esas itibariyle burada bizim dikkatimizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in<br />
KPK Toplantısı Sonrasında Brüksel’de Düzenlediği  Basın Toplantısı<br />
23 Şubat 2010</strong><br />
Değerli basın mensubu arkadaşlar,<br />
Bu toplantıda Avrupa Parlamentosunun hazırladığı Türkiye Raporunu ele aldık ve bu rapor hakkındaki görüşlerimizi ifade ettik. Zamanımız kısıtlı olduğu için görüşlerimizi özet olarak söyleme imkanımız oldu ama yine de ana hatlarıyla belirtme olanağını bulduk. Esas itibariyle burada bizim dikkatimizi çeken şey şudur; Avrupa Birliği yetkilileri Türkiye ile ilgili raporları yayınlarken oldukça sınırlı haber kaynaklarından yararlanıyorlar. Çeşitli görüşleri de yeterince dikkate alarak yayınlansa, bu raporların daha tarafsız, objektif ve daha yapıcı olması ihtimali vardır. Ama maalesef birçok konuda bu raporların tek taraflı olarak kaleme alındığı görülüyor. Bu da üzüntü verici bir durumdur.</p>
<p>Özellikle Kıbrıs ve Ermenistan’la ilişkiler gibi konularda Türkiye’de hiçbir siyasi partinin, bu konularla ilgili çalışmalar yürüten hiçbir sivil toplum örgütünün kolay kolay kabul edemeyeceği görüşlerin kaleme alındığını görüyoruz. Avrupa Parlamentosundaki bazı gruplarının da buradaki ifade tarzından rahatsızlık duyduğunu gözlemliyoruz. Mesela Kıbrıs konusunda ifade edilen görüşler tamamen Kıbrıslı Rumların görüşlerinin bir tekrarı niteliğindedir. Bir yandan müzakereler devam ederken, taraflardan sadece birinden taviz istenmesi makul değildir. Bu durum müzakerelere katkı sağlamaz. İşte, toplantıda bu görüşlerimizi de ifade ettik.</p>
<p>Ermenistan konusunda da aynı şekilde, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesine dair en küçük bir ifade yok. Fakat Türkiye’nin ön şartsız olarak bu protokolleri onaylaması, yani sınırların açılmasının tek taraflı bir kararla gerçekleştirilmesi isteniyor. Bu da Türkiye’de bütün siyasi partilerin karşı olduğu, hiç kimsenin benimsemediği bir görüştür. Avrupa Parlamentosu  Türkiye’deki bütün siyasi güçlerin, sivil toplumun, kamuoyunun çok büyük çoğunluğunun görüşlerine aykırı görüşler ifade ederek, ancak Türkiye’deki itibarını kaybeder. Türkiye’de buna benzer görüşlere itibar eden insanları bulmak çok zordur.</p>
<p>Buna karşılık raporda olumlu bazı unsurlar da var. Bunu da dile getirdik. Yani raporu bir bütün olarak eleştirmek yerine rapordaki olumlu, olumsuz ve eksik unsurları ayrı ayrı dile getirdik. Mesela olumlu unsurlardan biri, raporda “mevzuatın değiştirilmesi, yasaların çıkarılması tek başına yeterli değildir. Bunların uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir” denilmektedir. İşte biz de yıllardan beri aynı şeyi söylüyoruz. Çünkü sadece mevzuatı değiştirmekle Türkiye’yi daha Avrupalı bir ülke yapmıyorsunuz. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de birçok kanunu değiştirdik. Fakat Türkiye maalesef yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, kadın – erkek eşitliği gibi pek çok alanda daha da geriye gitti. Mesela uluslararası endekslere göre Türkiye kadın –erkek eşitliğinde dünya ülkeleri arasında 129., basın özgürlüğünde 106., yargı bağımsızlığında 64. sıraya düşmüştür. Bunlar Türkiye’nin gerçekleridir. Dolayısıyla bu rapordaki teşhisin isabetli olduğunu düşünüyoruz. Sadece kanun değiştirmek yetmez, bunları uygulamaya geçirmek gerekir.</p>
<p>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili olarak ifade edilen görüşler, bu kurulun yapısında bir değişiklik yapılması yönündedir. Önceki Avrupa Birliği raporlarında çok açık bir şekilde Adalet Bakanı ile Müsteşarının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan çıkarılması isteniyordu. Daha önceki raporlarda yıllarca buna benzer ifadeler yer verilmişti. Bu defa temsil, objektiflik, tarafsızlık ve şeffaflıktan bahsediliyor ama bağımsızlık kelimesi eksik.</p>
<p>Ayrıca raporda Türk Silahlı Kuvvetlerinin siyaset ve dış politikaya müdahalesinden bahsediliyor. Biz de böyle bir iddiada bulununca bunun  bir somut kanıtının ortaya konulması gerektiğini söyledik. “Mesela, sekiz yıldan beri Türkiye’de hangi kanun Silahlı Kuvvetlerin telkini, tavsiyesi veya baskısıyla kabul edilmiştir? Hangi dış politika kararı Silahlı Kuvvetlerin telkiniyle alınmıştır? Öyle konular var ki, Silahlı Kuvvetlerin aksi yönde eğilimi olmasına rağmen Türkiye Parlamentosu o kararları kabul etmiştir. Mesela 1 Mart tezkeresinin reddi herhalde askerlerin telkin ettiği doğrultuda olmamıştır.” dedik. Rapora böyle bir şey yazdığınız zaman, bu Türkiye’de siyaseti askerlerin yönlendirdiği anlamına gelir. Bu kadar yıldır Mecliste görev yapıyorum ve tek bir örnek hatırlamıyorum ki, askerlerin telkiniyle karar vermiş olalım. O halde bu iddia biraz kuvvetli kaçmıyor mu? İşte tüm bunları söyledik. Raportör Bayan Ria Oomen biraz rahatsız oldu ve askerlerin yasaları etkileyemeyeceklerini söyledi.</p>
<p>Peki, siz neyi kastediyorsunuz? Türkiye’de askerler hangi dış politika kararını tayin etti? Hangi konuda Hükümet askerlerin dediği doğrultuda karar aldı? Ermenistan açılımı konusunda mı askerler Hükümete telkinde bulundu? Hangi konuda yürütülen politika askerlerin eseridir? Kıbrıs konusunda yürütülen politika mı askerlerin eseridir? Askerler mi Hükümete Heybeli Ada Ruhban Okulunu açmasını söyledi? İşte, buna benzer iddialar biraz havada kalıyor.</p>
<p>Raporda Ergenekon Davası ile ilgili olarak ciddi kaygılar dile getiriliyor. Bir taraftan da Ergenekon’dan bahsederken onun bir terör ve cinayet örgütü olduğu söyleniyor. Türkiye Adalet Bakanının da katıldığı toplantıda kendilerine bu ifadeyi neye dayanarak kullandıklarını sordum. Mahkemenin böyle bir ifadesi yoktur. Bakana Ergenekon’un bir terör örgütü olduğunu söyleyecek durumda olup olmadıklarını sordum. “Hayır böyle bir durumda değiliz. Çünkü mahkeme de Ergenekon’un bir terör örgütü olduğuna dair bir karar almadı. Bu yüzden biz de Hükümet olarak ‘Ergenekon bir terör örgütüdür’ diyemeyiz” dedi. Türk Hükümeti ile mahkemenin demediği bir sıfatı bu rapora nasıl koyduklarını sorduk. Cevap veremediler.</p>
<p>Bu vesileyle son gelişmelere de değindik. Yargı bağımsızlığının Türkiye için çok büyük bir önem taşıdığını ve bu konuda Türkiye’de büyük tartışmalar yaşandığını, son olarak çok sayıda subayın gözaltına alındığını, bunların içinde emekli generaller ve muvazzaf subaylar olduğunu hatırlattık. Ayrıca Türkiye’de yargı ile ilgili ciddi tartışmalar olduğunu, Cumhuriyet tarihimizde ilk defa bir Cumhuriyet savcısının tevkif edildiğini anlattık. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Hükümet arasında görüş ayrılıkları olduğunu, yüksek yargı organlarının da bazı uygulamalara tepkili olduklarını anlattık.</p>
<p>Bazı konulara değinmek için yeterince zaman olmadı ama bu vesileyle size onları da söylemeye çalışayım. Güneydoğu Anadolu Projesi ile ilgili olarak raporda sadece bu projenin hangi nedenlerden dolayı engellenmesi gerektiği ile ilgili görüşler var. Ancak GAP’ın bitirilmesi gerektiği, özellikle o bölgenin halkı için bitirilmesi gerektiği konusunda hiçbir ifade yer almıyor. Aynı şekilde raporda Kürtçe’nin bir eğitim dili olması gerektiği söyleniyor. Bu bizim Anayasamıza açıkça aykırıdır. Türkiye’deki Ana Muhalefet Partisi bu görüşü savunmuyor. İkinci muhalefet partisi de savunmuyor. Alevilerle ilgili diyalogdan bahsediliyor. Fakat Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Alevilerle ilgili en küçük bir girişimin, bir makamın, bir yetkilinin,  Alevi kökenli bir vatandaşımızın olmadığı söylenmiyor. Bazı şeylerde pek çok eksiklik var. Biz de bunu bilgi eksikliğine bağlıyoruz.</p>
<p>Patrik’in ekümenik sıfatının mutlaka tanınması gerektiği söyleniyor. Bu da Lozan Antlaşmasına açıkça aykırıdır. Bu konu Lozan’da tartışılmış ve hiçbir şekilde kabul edilmemiştir. Lozan’da Ortodoks Patrikliğinin sadece Türkiye’deki Ortodoks dinine mensup vatandaşlarımızın dini hizmetleri için faaliyet gösterecek bir kuruluş olduğu belirlenmiştir. Bizden istenen Lozan Antlaşmasını çiğnememizdir. Bunu geçmişte de defalarca söyledik fakat bu raporda yine tekrar ediliyor. Aynı şekilde Heybeli Ada Ruhban Okulunun açılması konusunu da defalarca açıkladık ki, bizim Anayasamıza göre dini ve askeri nitelikte özel yüksek okul kurulamaz. Bu okulun İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne bağlı olarak çalışmasına kimsenin itirazı yoktur. Kimse Ortodoks din adamı yetiştirilmesin demiyor. Ama Patrikhaneye bağlı özel bir kuruluş oluşturulması Anayasamıza aykırıdır. Geçmişte bu okul sadece Türkiye’deki din adamlarını yetiştirmek için açılmıştır. Geçenlerde bu konu ile ilgilenen uzmanlar da açıkladı ki, son 15 yıl içinde bu okulda eğitim görenlerin yüzde 72’si yabancı uyrukludur. Bu okulun müdürü de bir yabancıydı. İşte, bunlar hepsi Lozan’a aykırı uygulamalardır. Dolayısıyla bu konulara titizlik gösterilmesi gerekiyor.</p>
<p>Raporda Türkiye’deki ifade özgürlüğü konusunda yeterince garanti verilmesi gerektiği söyleniyor. Doğrudur, biz de aynı şeyi söylüyoruz. Biz de ifade özgürlüğüne taraftarız. Basın üzerindeki baskılardan söz ediliyor. Bir medya grubuna ağır para cezalarının verilmesinin basın özgürlüğünü olumsuz yönde etkilediği söyleniyor. Biz de aynı görüşteyiz. Az önce de belirttiğim gibi rapora bir bütün olarak karşı değiliz. Çünkü hem olumsuz, hem de olumlu görüşlere yer verilmiş. Mesela seçimlerde siyasi partilerin mali kaynaklarının denetlenmemesi eleştiriliyor. Bizce de doğrudur. Yani, parası olanın siyasette avantaj sağlaması demokrasiye zarar verir. Baktığımızda, bazıları siyasete oluk gibi para harcıyor, bazıları ise sınırlı kaynaklarla yetiniyor. Bu da demokrasiye zarar veriyor. Bu teşhise de katılıyoruz.</p>
<p>Kadın – erkek eşitliği konusundaki kaygılara da katılıyoruz. Az önce de söylediğim gibi Türkiye kadın – erkek eşitliğinde dünyada 129. sıradadır. Bir basamak üstümüzde İran, bir basamak altımızda Suudi Arabistan var. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.</p>
<p>Raporda sendikal haklardan da bahsediliyor. Biz Hükümete defalarca soru sorduk. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin geliştirilmesi adına ve işçi hakları için de yeni bir Sendikalar Yasasının çıkarılması gerektiğini söyledik. Fakat Hükümet bugüne kadar bunu Meclise sunamadı.</p>
<p>Kıbrıs’la ilgili görüşlerimizi az önce de söyledim. Bu rapordaki ifade tarzı sadece Rumları tatmin etmeye yönelik bir ifade tarzıdır. Öyle anlaşılıyor ki Sosyalist Grup ve Raportör arasında raporun hazırlanması sırasında bazı tartışmalar yaşanmış. İtiraz eden başka üyeler de olmuş. Ama bu ifade tarzı Rumları tatmin etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Aynı zamanda Kıbrıs meselesinin de çözümüne katkıda bulunmuyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne, özellikle de Avrupa Parlamentosuna bakışını olumsuz yönde etkiliyor.</p>
<p>Raporda Ermenistan ile imzalanan protokollerin ön şart olmadan onaylanması isteniyor. Bunu Türkiye’de savunan var mıdır acaba? Hükümet, Başbakan, Ana Muhalefet, diğer Muhalefet partileri dahil herkes buna karşıdır. Bu protokollerin onaylanması için mutlaka Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ama raporda buna dair en küçük bir ifade bile yok. Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesine dair en küçük bir referans bile yok. Türkiye’nin en çok önem verdiği konuya atıfta bile bulunulmuyor. Dolayısıyla biz bunu eksiklik olarak görüyoruz.</p>
<p>Bir bütün olarak baktığımızda raporda olumlu, olumsuz, eksik unsurların olduğunu  ve her şeyden önemlisi, Avrupa Parlamentosunun haber kaynaklarının sınırlı olduğunu görüyoruz. Avrupa Parlamentosuna bu haber kaynaklarını genişletmesini tavsiye ettik. Türkiye’deki sivil toplum örgütleri ile ilgili konuşurken Avrupa Birliği’nin  her eğilimdeki örgütlerle temas içinde olmasının uygun olacağını söyledik.</p>
<p>Başka somut konular da var. Mesela Avrupa Birliği fonlarından Türkiye’de yapılacak yatırımlar konusu ele alındığında “Türkiye ile öyle bir anlaşma yapmışsınız ki elimizde başka hiçbir ülkeyle böyle bir anlaşma yaptığınıza dair bir bilgi yok” dedik. Bu anlaşmaya göre Avrupa Birliği fonlarından yapılan yatırımlarda projeyi gerçekleştiren bir Avrupa Birliği firması ise hiçbir vergi ödemiyor. Türk firması ise her türlü vergiyi ödemek zorunda. Peki, bu durumda bir Türk firması Avrupa Birliği firması ile nasıl rekabet edecek? Tüm bunları söyledik ve bu konuyu tekrar araştıracaklarını söylediler.</p>
<p>Değerli arkadaşlar somut olarak üzerinde durduğumuz konular ana hatlarıyla bunlardır. Hepinize  teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2365/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vatan - &#8216;Tunceli&#8217;den Destek Telefonları Aldım, Gitmeyi Düşünüyorum&#8217;</title>
		<link>http://www.onuroymen.com/arsiv/2340</link>
		<comments>http://www.onuroymen.com/arsiv/2340#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 09:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazılı basın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onuroymen.com/?p=2340</guid>
		<description><![CDATA[VATAN GAZETESİ – 22 ŞUBAT 2010
‘Tunceli’den destek telefonları aldım, gitmeyi düşünüyorum’
Deniz GÜÇER / VATAN
________________________________________
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, “Dersim’de bazı masum vatandaşlarımızın hayatını kaybetmesi hepimiz için derin üzüntü kaynağı olmuştur. O konuşmada kast ettiğim bunlar değildi. Demek istediğim, ayaklanma olduğunda Atatürk şehit vermeyi göze alarak bu yolu seçmiştir, Atatürk döneminde Silopi’deki gibi bir olay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VATAN GAZETESİ – 22 ŞUBAT 2010</p>
<p>‘Tunceli’den destek telefonları aldım, gitmeyi düşünüyorum’</p>
<p>Deniz GÜÇER / VATAN</strong><br />
________________________________________</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, “Dersim’de bazı masum vatandaşlarımızın hayatını kaybetmesi hepimiz için derin üzüntü kaynağı olmuştur. O konuşmada kast ettiğim bunlar değildi. Demek istediğim, ayaklanma olduğunda Atatürk şehit vermeyi göze alarak bu yolu seçmiştir, Atatürk döneminde Silopi’deki gibi bir olay yaşanmamıştır” dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Dersim olaylarına ilişkin sessizliğini VATAN’a bozdu. Öymen, diplomasiden iç politikaya sorularımızı şöyle yanıtladı:</p>
<p>Dersim meselesini konuşmak istemiyorsunuz ama soracağım: Tunceli ile barış sağlandı mı?</p>
<p>Tunceli ile hiçbir zaman kavga etmedik ki. O konuyu Sayın Başbakan maalesef çarpıtarak kamuoyuna yansıtmaya çalıştı. Kendisine destekçiler de buldu. Benim söylediğimin tartışma götürür tarafı yok, gayet açık. Bu iktidar; ’Atatürk olsaydı bizim gibi yapardı’dedi. Biz de Atatürk’ün kendileri gibi yapmayacağını söyledik. Gerektiğinde şehit vermeyi göze alarak yurtdışından gelen ve yurtiçindeki ayaklanmalarla mücadele ettiğini söyledik. Türkiye’de milli mücadele dönemi dahil olmak üzere 18 ayaklanma olmuş. Devlet şehit vermeyi göze alarak, kararlılıkla hareket etmiş ve bastırmış. “Alevi” kelimesini kullanmadık. Tunceli’de devlete karşı silahlı ayaklanmada bulunanlar Alevilik için bunu yapmamışlar. Atatürk’ün Alevilere karşı hiçbir olumsuz yaklaşımı yok. Hatta tersine. Mesele şehit vermekten kaynaklandı. Bazıları tarafından niçin yanlış yorumlandı anlaşılmış değilim. Eğer istismar konusu yapmak için kullanmak istedilerse, halk buna çok kuvvetli tepki gösterdi. İnternetten 10 bin destek mesajı geldi. Türkiye’nin her yerinden ve Tunceli’den bir çok Alevi vatandaşımız beni aradı ve desteklediklerini iletti.</p>
<p>Size Hitler bıyıkları çizenler de oldu ama?</p>
<p>Bir sosyal demokratı Hitler’e benzetirseniz tarih buna güler geçer. Ama siz Türkiye’yi Hitler yöntemleriyle yönetmeye çalışan bir insana “demokrat” derseniz, işte o zaman tarih sizi yargılar. Bizim gocunacak bir tarafımız yok. Böyle ölçüsüz tepkiler karşısında kendimizi savunma ihtiyacını bile hissetmeyiz. Halk buna güler geçer, biz de gülüp geçiyoruz.</p>
<p>Ekşi sözlük’te size dair bir yorum dikkatimi çekti: Alevidir ve semahlara gider yazıyordu?</p>
<p>Alevi üyelerimizin çok toplantısına katıldım. Hep çok sıcak ilişkilerimiz oldu. Biz “bu tartışmalara hiç gerek yok” dedik ve konuyu kapattık. Türkiye’nin gündemini değiştirmeyelim diye sürdürmedik. Çünkü iktidar Türkiye’nin gündemini sürekli değiştirmek istiyor. Birgün bu, birgün eşine birkaç sene önce yapılan haksızlığı dile getiriyor. Ayrıca merak edenler 1937, 1938 yıllarına ait Meclis zabıtlarını okusun. Atatürk, İsmet Paşa, Celal Bayar ne demiş. Uğur Mumcu ne yazmış&#8230; Bu işi tarihçilere bırakıyoruz. Okuyanlar bana gösterilen tepkinin ne kadar ölçüsüz ve haksız olduğunu göreceklerdir.</p>
<p>“Öldürülen masum insanlar oldu, nasıl böyle konuştunuz?” diyenlere cevabınız nedir?</p>
<p>Tabii ki Dersim’de bazı masum vatandaşlarımızın hayatını kaybetmesi hepimiz için derin üzüntü kaynağı olmuştur. Bir tek masum insan bile ölse, biz sosyal demokratlar olarak bundan büyük üzüntü duyarız. Ama benim o konuşmada kast ettiğim bunlar değildi. Oradaki masum insanların hayatıyla kaybetmesiyle bir ilgisi yoktu. Demek istediğim, ayaklanma olduğunda Atatürk şehit vermeyi göze alarak bu yolu seçmiştir, Atatürk döneminde Silopi’deki gibi bir olay yaşanmamıştır.</p>
<p>Tunceli’ye gider misiniz?</p>
<p>Tabii ki. Türkiye’de görmediğim iki, üç ilden biri maalesef. Tunceli’nin bizim gözümüzde ülkemizin hiçbir ilinden farkı yoktur. Tunceliler de bana yapılan haksızlıktan üzüntü duyduklarını söylediler. Başbakan’a tavsiyemiz, kimse selden kütük kapmaya çalışmasın.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bir süre önce tüm evlere gitmenizi istedi. Siz de bir gecekonduya gider misiniz?</p>
<p>Biz böyle bir karar almadık. Çünkü öteden beri uygulamamızdır. Her ziyaretimizde Türkiye’nin köylerine, evlerine, kahvelerine gideriz. İnsanlarla konuşuruz. “İlk defa vatandaşın ayağına gidiyoruz” dersek, kendimize haksızlık yapmış oluruz. Vatandaşın içinden hiç çıkmadık.</p>
<p>Ama Başbakan yeni başladığınızı söyledi?</p>
<p>Başbakan bizim ne yaptığımızın farkında değil. Biraz kendi işleriyle meşgul olsa iyi olur. Halkla bütünleşmeden iktidar olunmayacağını biz gayet iyi biliyoruz.</p>
<p>İstesek Başbakanı mahçup ederdik</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’yla aranız iyi mi?</p>
<p>Kemal Bey’le hiçbir zaman kötü olmadık. Çok değerli bir arkadaşımız. Düşüncelerine ve çalışmalarına her zaman saygı gösteririz. Aramızda ikilik yaratmak isteyenler oldu ama başarı sağlayamadılar. Çünkü biz Atatürk’ün partisinin bugünkü üyeleri ve sorumluluk taşıyan insanları olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz. Maalesef Tunceli Alevilerini çok incitici ve yaralayıcı konuşmalar internette dolaşıyor. Bu iktidarın çok büyük hürmet gösterdiği bazı manevi lider niteliğindeki insanların konuşmalarını yüzünüz kızarmadan izleyemezsiniz. Bunları dile getirmiyoruz, çünkü polemik konusu yapmak istemiyoruz. İstesek Başbakanı çok mahçup edecek şeyler de yapabilirdik ama yapmadık.</p>
<p>Kim o videosu olan?</p>
<p>İnterneti açarsanız, görürsünüz. Benim söylemediğim bir laf için tepki gösterenler, bu lafları söyleyenlere ne tepki gösterdiler merak ediyorum.</p>
<p>Demokrasiyi kuşa çevirdiler</p>
<p>Cumhurbaşkanı Anayasa için “fırsat kaçtı” dedi. Ardından eleştiriler ve “Gül, Sezer mi oluyor?” görüşü ortaya atıldı. Gül, Sezer olur mu?</p>
<p>Her insanın kişiliği ve yaklaşımı farklıdır. Bu hükümetin anayasa girişimi baştan itibaren yanlıştır. Bir defa kendisi Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edilmiş bir iktidar, Anayasa değişikliği nasıl yapabilir? “Yargıyı bağımsız hale getireceğiz” diyorlar ama amaçları yargıyı daha bağımlı hale getirmek. Anayasadaki insan haklardan, demokrasiden söz ediyorlar. En önemli haklardan biri kadın hakları, Türkiye 129. sıraya düşmüş. Böyle bir iktidar kalkacak önümüzdeki uzun bir dönemi kapsayacak Anayasa yapacak. Dünyada olmuş mu böyle bir şey?</p>
<p>Siz de “Anayasa değişikliğini yeni Meclis yapar” mı diyorsunuz?</p>
<p>Bu hükümet zamanında anayasa değişikliği hiç gerçekçi değil. Yeni meclis bunu ele alır. Her siyasi partinin kafasında ideal bir anayasa olduğu gibi bizim de var. Demokrasiyi 7 yıldan beri kuşa çeviren bunlar. Sonra İçişleri Bakanı, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diyor. Şaka yapar gibi bir şey. Yaptığınız ortada: Türkiye’de 37 gazeteci hapiste, rektörler tutuklandı. İnsanlar niçin tutuklandığını bilmiyor. Anayasa değişikliği gayet tabii yapılacaktır ama bu iktidarla değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onuroymen.com/arsiv/2340/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
