Kahramanmaraş Konuşması – İsveç Parlamentosunun Kararı, Anayasa Değişikliği ve CHP’deki Değişim Beklentisi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in 
Kahramanmaraş’ta Yaptığı Konuşma
13 Mart 2010

 

Çok değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sizlere Sayın Genel Başkanımızın selamlarını getirdim. Kendisi bugün Erzurum’u ziyaret ediyor, yarın da deprem bölgesi Elazığ’a gidecek. Bu ziyaretler vesilesiyle hem bölge halkımızın sorunlarını konuşuyoruz, hem de ülkemizin meseleleri hakkında görüşlerimizi açıklıyoruz. Son olarak İsveç Parlamentosunun aldığı karar, ülkemizi, halkımızı ve hangi partiden olursa olsun, tüm siyasi parti mensuplarını üzmüş ve derinden yaralamıştır. Biz, atalarımıza layık görülen bu sıfatı reddediyoruz ve hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bazıları, yabancı devletlerde Türkiye hakkında  ulu orta konuşmayı adet edindiler.

Tarihi gerçekleri çarpıtarak, hukuku hiçe sayarak, siyasetin en temel ilkesi olan nezaket ilkesini bile bir tarafa bırakarak ülkemizi, vatandaşlarımızı, atalarımızı yaralayıcı ifadelerde bulunuyorlar. Bu tür olayları sadece reddetmek yetmez. Aynı zamanda kuvvetli tepki göstermek gerekir. Büyükelçimizi geri çağırmak doğru ve yerinde bir karardır. Kendisinden istişare alınmalıdır ama bu, başlı başına yeterli değildir. Bütün bu kampanyaların arkasında yer alan Ermenistan’a hiç unutmayacağı bir ders verilmelidir. Çünkü Ermenistan, yürüttüğü kampanyalarla çeşitli ülkelerin parlamentolarını etkilemeye çalışmaktadır. Zaten bu, Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi ve Ermeni Anayasası tarafından Ermenistan Hükümetine verilmiş bir görevdir. Ermenistan Anayasa Mahkemesi geçenlerde aldığı bir kararla, bu protokollerin hiçbir şekilde Ermenistan’ın soykırım konusundaki mücadelelerini durdurmayacağını ifade etmiştir. O yüzden ilk yapılacak şey, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan ve yanlış olduğunu başından beri söylediğimiz Protokolleri derhal Meclisten geri çekmektir.

Biz Sayın Şükrü Elekdağ ile birlikte, bu protokollerin geri gönderilmesi için Dış İşleri Komisyonuna bir önerge verdik. Pazartesi günü Başbakanla Mecliste yapacağımız görüşmede de ayı şeyleri söyleyeceğiz. Uluslararası ilişkilerde adettir; eğer bir ülke size haksızlık yapıyor, bile bile dünyadaki itibarınızı zedelemeye çalışıyorsa bunun mutlaka bir cevabı olmalıdır. Bunu yapan ülke bir bedel ödemelidir. Bu bedeli ödetemediğiniz takdirde bu tür faaliyetler devam edecektir. Şimdilerde benzeri tasarıların İngiltere ve İspanya Parlamentolarına geleceği söyleniyor ki, bunlar çok yanlış politikalardır. Bu ülkeleri tarihi gerçeklerden haberdar etmek gerekir.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı İsveç’te Perşembe günü onaylandı. Çarşamba gecesi saat on ikide Sayın Dışişleri Bakanı beni aradı. Ertesi gün yapılacak oylama ile ilgili bizim desteğimizi istedi ve biz de elimizden ne gelirse seve seve yapacağımızı söyledik. Kısıtlı zamanda olabildiğince kişi ile görüşmeye çalıştık. Buradaki değerli Süryani arkadaşlarımız vasıtası ile İsveç’teki Süryanilerle irtibata geçtik. Neticede Sosyal Demokratlardan kırk beş kişi bu oylamaya katılmadı. Ama yine de bir oy farkla da olsa, bu tasarı Meclisten geçti. Çünkü bu tasarıyı reddedeceğini söyleyen Muhafazakar Parti milletvekillerinden en az dört kişinin karşı taraftakilerle birlikte oy kullandığını gördük. Burada yapmamız gereken, vaktinde tedbir almak olmalıydı. Yani, bir gece öncesinden yapılan siyasi girişimlerle tam sonuç alma şansınız çok kısıtlıdır. Eğer bu oylamadan daha önce haberdar olsaydık biz de oraya bir heyet gönderir ve oradaki insanlara işin aslını anlatırdık. Ne yazık ki bir oy farkla da olsa karar çıkmış ve olan olmuştur. Bundan sonra yapılacak iş aynı olayın diğer ülkelerde de yaşanmaması için çalışmak ve daha da önemlisi, ülkemiz aleyhindeki faaliyetlerin kaynağı olan Ermenistan’a unutamayacağı bir ders vermektir.

Bu olaylar doksan beş sene önce yaşanmış ve sonrasında Türkiye’de Cumhuriyet kurulmuştur. Atatürk döneminde böyle faaliyetler var mıydı? Hayır. Kimin haddine düşmüş? Benzer şekilde İnönü dönemi ve sonrasında başa gelen isimler zamanında da Türkiye aleyhinde buna benzer kampanyalar yapılamamış. Ancak 1975 yılına gelindiğinde kampanyalar yürütülmeye başlanmış. Kıbrıs Harekatından sonra Türkiye’ye karşı sistemli bir faaliyet göstermeye başladılar. Rumlar ve Ermeniler el ele vererek bütün dünyada buna benzer çalışmalar yaptılar. Hatta sizin de bildiğiniz gibi Ermeni teröristleri aynı yıllardan başlayarak bizim diplomatlarımızı öldürmeye başladılar. Bu teröristlerden bir kısmı şu anda Erivan’da yaşıyor. Bir tanesi bile yargılanıp cezalandırılmamıştır. Siz böyle bir ülkeyi alttan alarak, ona şirin gözükmeye çalışarak hiçbir şey yaptıramazsınız. Onlara hak ettikleri cevabı vermek gerekir.

Türk milleti şerefli ve gururuna düşkün bir millettir. Benzeri bir çalışmayı şimdilerde Avrupa Birliği’nde yapıyorlar. Hükümeti şimdiden uyarıyoruz; bu yıl içinde Avrupa Birliği’nde soykırımla ilgili bir karar geçirmeye çalışıyorlar. Bu karara göre, soykırım olmadığı yönünde beyanda bulunanları suç işlemiş sayacaklar ve gerekirse hapis cezasına çarptıracaklar. Fransa’da buna benzer bir çalışma yaptılar ve kararı Meclisten geçirdiler. Bizim büyük çabalarımız sonucunda tasarı Senatodan döndü. Ama şimdi bu çalışmayı tüm Avrupa çapında yürütmeye çalışacaklar. Haberiniz olsun.

Değerli arkadaşlarım, Amerika’da yapılan oylamaya üç gün kala bizim Hükümet oraya bir heyet gönderdi. Biz aylardan beri Hükümete, Amerikan Kongresinden bir heyeti Türkiye’ye davet etmelerini ve buradan da oraya bir heyet gönderilmesini ısrarla ifade ettik. Ancak bu girişimi çok geç yaptılar ve etkisi çok zayıf kaldı. Bu konuda yapılması gereken, bir yandan bu işin arkasındaki ülkeye cezasını vermek, diğer yandan öteki ülkeleri bilgilendirip aydınlatmaktır. Şimdi ülkemizdeki en önemli konulardan biri budur ve biz bu konu üzerindeki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Haftaya göreceksiniz ki CHP bu konuyu etkin bir biçimde Meclisin gündemine getirecektir. Bizim bu meseleye karşı tahammülümüz yoktur. Çünkü bu, bizim için sadece milli çıkar meselesi değil, aynı zamanda milli şeref ve haysiyet meselesidir. Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz; sıfır sorun politikası yürütme adına ne bir daha Azeri kardeşlerimizi küstürün, ne de halkımızı bu şekilde üzüntü verici tablolarla karşı karşıya bırakmayın. Eğer dış politikada etkili olmak istiyorsanız cesaret göstereceksiniz. Aksi takdirde söz sahibi olamazsınız. İçi boş nutuklarla hiç kimseyi ikna edemezsiniz. Bir ülke bu tür faaliyetler sonucunda kendisine karşı çok ciddi tedbirlerin alınacağını bilirse o zaman iki defa düşünür. O yüzden Hükümet bir an evvel protokolleri Meclisten çekerek, Türkiye’nin baskı altında anlaşmalar imzalayacak bir ülke olmadığını tüm dünyaya kanıtlamalıdır.

Maalesef bunun dışında da ülkemizin gündemini meşgul eden çok ciddi sorunlar var. İzninizle bunlardan da biraz bahsetmek isterim. Hükümet, önümüzdeki günlerde bir Anayasa değişikliği paketi sunmaya hazırlanıyor. Gayet tabi ki Anayasamızda değiştirilmesi gereken önemli maddeler vardır. Türk milleti daha iyi bir Anayasaya layıktır. Biz bunu yıllardan beri söylüyoruz. İlk önce milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılması gerekiyor. Milletvekillerinin sadece kürsü dokunulmazlığı olmalıdır. Milletvekilleri Meclis kürsüsünde söyledikleri sözlerden dolayı baskı altında tutulmamalı, fakat adi bir suç işledikleri takdirde, yasalar önünde diğer vatandaşlarla eşit muameleye tabi olmalıdırlar. Dolayısıyla, Anayasanın dokunulmazlıklar ile ilgili maddesinin mutlaka değiştirilmesi gerekir. Bugün Mecliste bulunan 550 milletvekili hakkında yargılanmayı bekleyen 608  dokunulmazlık dosyası var. Bunlardan bir kısmı maalesef yüz kızartıcı suçlardır.

Diğer bir konu da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan Adalet Bakanı ve Müsteşarının çıkarılması gerektiğidir. Bunu hem biz hem de Avrupalılar söylüyor. Aksi halde yargının Hükümetin tekelinden çıkması söz konusu olamaz. Anayasamızdaki geçici 15. madde, evvelce darbe yapanların yargılanmasına engel olan bir maddedir. Türkiye’de bugün darbe yapacağı ihtimalinden dolayı birçok insan ceza evindeyken fiilen darbe yapmış, Anayasayı çiğnemiş ve ülkeyi kendi istediği gibi yönetmiş, pek çok insanın, gencin idamına imza atmış kişiler, Çankaya’da çay ziyafetinde ağırlanıyorlar. Genel Başkanımız bunu gündeme getirdiğinde Başbakan, bunu sulu bir şaka olarak değerlendirdi. Yani fiilen darbe yapanları yargılayalım dediğimizde, bunu şaka olarak adlandırıyor. Düşünebiliyor musunuz?

Türkiye’de hukuk çok ciddi bir yara almıştır. Öyle ki, bugün yargı bağımsızlığında Türkiye dünyada 64. sırada gelmektedir. Basın özgürlüğü ayaklar altına alınmıştır. Orada kendimize 106. sırada yer bulabiliyoruz. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan kadın – erkek eşitliği Cumhuriyet ile birlikte bizim en önemli reformlarımızdan birisiydi. Kadın – erkek eşitliğinde bugün Türkiye 129. sıraya düşmüştür. Utanç verici bir tablo ile karşı kaşıya bulunmaktayız. Tüm bunlar cereyan ederken bir de demokratikleşmeden bahsediyorlar. Yani yaşanalar tam bir kara mizahtır. Henüz mahkum olmamış gazeteciler, yazarlar, çizerler, rektörler yıllarca ceza evinde tutuluyor, sonra da bunları demokratikleşmenin icabı olarak göstermeye çalışıyorsunuz. Kimse sizi ciddiye almaz ve dünyada da çok ciddi tepkilerle karşılaşırsınız.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin daha birçok meselesi var ama müsaade ederseniz ben birkaç cümle ile Kahramanmaraş’tan bahsetmek istiyorum. Kahramanmaraş bizim için övünç kaynağıdır. Milli mücadele boyunca gösterdikleri başarı ülkemize ve tüm dünyaya örnek olmuştur. Sütçü İmam’ı tüm Türkiye tanıyor. Ayrıca Kahramanmaraşlıların çok iyi bildiği Aslan Bey’i de bu vesile ile hatırlatmak istiyorum. Eğer atalarımıza layık olmak istiyorsak, kahramanlarımızın hiçbirini unutturmamalıyız. Değerli arkadaşlarım, Kahramanmaraş sanayide çok büyük bir atılım yaptı ve bu alanda önemli mesafeler kaydetti. Türkiye’de sanayi alanında 27. sıradadır. Fakat maalesef sanayileşme hamlesi halka yeterince yansımadı. Sosyal ve bireysel ekonomik göstergelerde Kahramanmaraş, Türkiye illeri arasında 48. sırada bulunuyor. Bu ilimiz maalesef biraz üvey evlat muamelesi görmüştür. Hükümet sadece hastane yatırımı ile övünmemelidir.

Kahramanmaraş, ülke enerji ihtiyacının dörtte birine yakınını karşılamaktadır. Bu enerji santrali önemli bir projedir fakat halk ve çevre sağlığına büyük zarar vermektedir. Santralin birinci ünitesinin filtresi bir türlü takılamadı. O yüzden bölgede yaşayan vatandaşlarımız çok ciddi sağlık riskleri ile karşı karşıyadır. Eğer Kahramanmaraşlılara hizmet yapmak istiyorsanız, bölgedeki sorunu bir an evvel çözmelisiniz. Şehrin karşı karşıya kaldığı bir diğer sorun da hızla büyüyen işsizliktir. Elimizde Kahramanmaraş dahil olmak üzere, il il bütün bölgelerimiz hakkında kapsamlı çalışmalarımız var. Sizlerle bunu ayrıntılı olarak konuşuruz ama basın mensubu arkadaşlarıma şunu söylemek istiyorum ki bugün Kahramanmaraş maalesef hak ettiği yerde değildir. CHP İktidarında tüm il, ilçe, kasaba ve köylerimizi hak ettiği düzeye getireceğiz.

Daha önce Kahramanmaraş’a yaptığım ziyaretlerde vatandaşlarımızdan dinlediğim sorunlar bugün hala güncelliğini korumaktadır. Gözle görülür herhangi bir değişiklik olmamıştır. O zaman bir gencimiz bana sadece fırına ve kahveye gidebildiklerini çünkü paralarının ancak çay ve simit almaya yettiğini söylemişti. Bu sözü hiç unutmadım. İnsanın ciğerine işler türdendi. Eğer biz gençlerimizi bu durumda bıraktıysak, hepimiz için utanç vericidir. Ama bütün bunlar düzelecek. Lütfen kötümserliğe kapılmayalım. Ekonomide, sosyal hayatta, dış politikada refaha ulaşacağız. Bunu da sizler demokratik yollarla, seçimle düzelteceksiniz. Sandıkta, tüm bu yanlışlıkların hesabını İktidardan soracaksınız. Neticede bu İktidar gidecektir ve Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi İktidara gelecektir. O zaman bu yaşadığınız olumsuzlukların, sıkıntıların nasıl değiştiğine hep birlikte tanık olacağız. Hepinizi bu vesile ile tekrar saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Soru: Sayın Öymen, İsveç’te yaşanan gelişmelerle ilgili olarak Türkiye’nin yapması gereken bir şey var mıydı?

Onur Öymen: Tabi, İsveç’te olup bitenleri bizim buradan yönlendirmemiz mümkün değildir. Türkiye’deki Süryani asıllı vatandaşlarımız, orada yaşayan Süryanilerin bu tasarının geçmesinde rol oynamasından üzüntü duymuşlardır. Bazı vatandaşlarımız, İsveç Parlamentosunda bizim beklentilerimizden farklı oy kullanmışlar, bazıları ise grup kararına rağmen tasarının kabulü yönünde tavır sergilemişlerdir. Bu durum İsveç Parlamentosunun içinde olan bir gelişmedir ama can alıcı olan, İsveç Parlamentosunun, Türk milletinin rencide edilmesini sakıncalı görmemesidir. Değerli arkadaşlarım, artık dünya kamuoyunda şöyle bir kanı oluşmaktadır; “Biz Türklere ne kadar kötülük yaparsak yapalım bize karşı koymaya güçleri olmayacaktır”. Geçen hafta Amerikan Kongresinde Ermeni tasarısının görüşüldüğü sırada bizim aleyhimize oy kullanan bir milletvekili “Siz Türklerin bağırıp çağırdığına bakmayın. Onlar, kağıttan kaplanlardır, dişleri yoktur. O yüzden hiçbir şey yapamazlar. Daha önce çıkan kararlar hakkında ne yapabildiler ki şimdi yapsınlar” dedi. Öyle anlaşılıyor ki bizi henüz tanımıyorlar. Bizim gerektiğinde neler yapabileceğimizi bilmiyorlar. Aynı Kongre, 1975 yılında Türkiye’nin Kıbrıs Harekatından sonra Türkiye’ye yönelik ambargo kararı alınca, biz iki – üç gün içinde Amerika’nın Türkiye’deki bütün askeri üslerinden yararlanmasını yasaklamıştık. O zaman Türkiye’de meseleler karşısında cesaretle tavır koymasını bilen devlet adamları vardı. Şimdikilere duyurulur.

Soru: Onur Bey, yürütülen bir soruşturma kapsamında sizin milletvekilinizle ilgili herhangi bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

Onur Öymen: Biz nerede bir yanlışlık, yolsuzluk, hukuksuzluk olduğunu söylersek, bunlar hemen bireysel olarak Genel Başkanımıza, milletvekillerimize, il örgütlerimize saldırıya geçiyorlar. Bunları ciddiye almıyoruz. Bizim hiçbir milletvekilimiz, hukuk dışı bir işlem yapmadı. Zaten hukuka aykırı harekette bulunmak, CHP’nin ilkelerine aykırıdır. Öyle anlaşılıyor ki, CHP’li milletvekillerini boy hedefi yaparak, onları susturmaya, sindirmeye çalışıyorlar. Size çok açıkça söylüyorum; başaramayacaklar. Ne Genel Başkanımızı ne de milletvekillerimizi yıldırmaya güçleri yetmeyecektir.

Soru: Türkiye’nin AB süreci ile ilgili olarak Türkiye’nin gerçekten etkili bir politika ile yoluna devam ettiğini düşünüyor musunuz? Yoksa AB, Türkiye’yi sadece oyalıyor mu?

Onur Öymen: Türkiye’yi AB’ye üyelik yolundan alıkoymak isteyenler var ama maalesef bu Hükümet, haksızlıklarla mücadelede çok zayıf kalmıştır. Biz 3 Ekim 2005 tarihinde üyelik müzakerelerine başladık. O zaman hepimiz bunu kutlamıştık. Sonra önümüze öyle engeller çıkarttılar ki, Avrupa Birliği, Kıbrıs dolayısıyla sekiz  müzakere başlığının açılmasını engelledi. Fransa, Türkiye’nin üyeliği için tamamlanması en önemli başlıklardan beş tanesini tek başına engelledi. Aynı şekilde Kıbrıs Rum Kesimi de altı başlığı engelledi. Konsey, diğer müzakere başlıklarını göndermiyor. Müzakere edilecek 35 başlıktan açabileceğimiz sadece dört başlık kaldı. Bu fiilen Türkiye’nin üyeliğine engel koymaktır. Değerli arkadaşlar, bununla mutlaka mücadele etmemiz gerekiyor. Her şey yolunda diye halkı kandırmaya çalışmak çok yanlıştır. Bizimle aynı gün müzakerelere başlayan Hırvatistan bütün müzakereleri bitirmek üzere ve önümüzdeki yıl Avrupa Birliği’ne üye olacak. Oysa biz  müzakere başlıklarının daha üçte birini açamadık. Dolayısıyla tüm bunlarla mücadele etmek gerekir. Kıbrıs’ı AB üyeliğinin ön şartı gibi ileri sürmelerine izin vermemeliyiz.

Genel Başkanımız ve biz başından beri bunları söyledik ve söylüyoruz. Üzülerek söylüyoruz ki, Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz maalesef iyi gitmiyor. Biz söyleyince İktidar biraz kızıyor ama onlar kızıyor diye söylemeyecek değiliz. İşin daha da kötüsü, Türkiye’de eksen kayıyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri biz Türkiye’yi bir eksene oturttuk. O eksen, çağdaş uygarlık eksenidir. Yani demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, kadın – erkek eşitliği, laiklik eksenidir. Türkiye bütün bu alanlarda, maalesef süratle zemin kaybetme ve hızla bir Ortadoğu ülkesi olmaya yönelmektedir. Biz bu Cumhuriyeti Batı medeniyetinin bir parçası olarak kurduk ve o medeniyetin içinde en yüksek düzeye yükselmeyi hedefledik. Peki, şimdi ne görüyoruz? Türkiye ile İspanya Medeniyetler İttifakı müzakereleri yürütüyor. Belli ki İspanya orada Batı medeniyetini temsil ediyor. Biz hangi medeniyeti temsil ediyoruz? Batı medeniyetinin bir parçası olmaktan vaz mı geçtik? Biz orada başka bir medeniyetin sözcüsü olarak mı oturuyoruz? Laik bir devlet İslam medeniyetinin temsilcisi olabilir mi? Bu görüşmeleri kültürler arası diyalog adı altında yürütüyorsanız mesele yok, ona bir şey demeyiz. Ama medeniyetler arası ittifak olarak nitelendirirseniz kendinizi Batı medeniyetinden uzaklaştırmış olursunuz. Batı medeniyetinden uzaklaşıyorsunuz. Laiklik, çağdaşlık, basın özgürlüğü, demokrasi alanlarında geriye gidiyorsunuz, sonra da “Avrupa neden bizi almıyor” diyorsunuz. İşte, bu yüzden almıyor. Yani çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi kendinize batırmanız gerekir.

Soru: CHP Kongresinden bir değişiklik bekliyor musunuz?

Onur Öymen: Her kongrede mutlaka bir değişim olur. Değişim yaşamayan topluluklar yaşayamaz, varlıklarını sürdüremezler. Dikkat edecek olursanız geçmişe kıyasla milletvekilleri, MYK üyeleri ve Parti Meclisi üyelerinin yarısı yenidir. Gayet tabi ki partinin hedefi yenilenmektir. Ancak yenilenmekle süreklilik arasında denge kurmak zorundayız. Tecrübe ile gençlerin dinamizmini bir araya getirirsek partiyi daha başarılı hale getiririz. Partinin yenilenmesi bugün partideki arkadaşlarımızın başarısız olduğu anlamına gelmiyor. CHP başarısız olsaydı Türkiye bugünkü durumunu bile muhafaza edemezdi. Bugün demokrasi, laiklik, basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığına karşı İktidarın yürüttüğü baskıcı politikalarla mücadele edebilen tek güç CHP’dir. Bu da  partinin Genel Başkanı ile parti yöneticilerinin gayretleriyle sağlanmıştır. Hiç kimse CHP’yi başarısız bir örgüt gibi takdim etmemelidir. Hiç kimse merak etmesin, bütün arkadaşlarımız var güçleriyle gece gündüz çalışıyorlar. Gençleşme gayet tabi ki önemlidir ama 10. yıl Nutkunu unutmamanızı tavsiye ediyorum. Atatürk, 10. Yıl Nutkunda “10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan” demiştir. CHP’de her yaştan gençler vardır.

Hepinize teşekkür ediyorum.


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.