Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

İsrail’in Gazze Saldırısı Hakkında
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, İsrail’in, yılbaşından hemen önce Gazze’ye yönelik olarak başlattığı ve bugüne kadar 550’den fazla Filistinlinin hayatına mal olan, 3 binden fazla Filistinlinin yaralanmasına yol açan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıları büyük bir insanlık ayıbı sayıyoruz. Bu saldırıları kınamayanları da kınıyoruz. Ne yazık ki bazı büyük devletler ve uluslararası kuruluşlar bu saldırıya yeterince tepki göstermemişlerdir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, on bir günden beri süren bu saldırıları durdurmak için hâlâ bir ateşkes çağrısında bulunmamış olması dikkat çekicidir. Hükümetin, 1 Ocak tarihinden beri üyelik sorumluluğunu üstlendiği Güvenlik Konseyinde bu konuda ısrarlı girişimlerde bulunmasını bekliyoruz. Ateşkes ilanı daha fazla geciktirilemez, her geçen gün, her geçen saat daha çok insan ölmekte, daha çok insan yaralanmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bölgede çok uzun yıllardan beri bir insanlık dramı yaşanmaktadır. İlgili tarafların bir siyasi çözüm üzerinde anlaşamamalarının bedelini oradaki masum halk hayatıyla ödemektedir. Biz, kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, sebebi ne olursa olsun şiddet yoluyla siyasi çözüm aranmasının karşısındayız. Bu çerçevede, Hamas’ın, İsrail’deki sivil yerleşim bölgelerine yönelik sivilleri hedef alan saldırılarını da kınıyoruz. Filistinli çocuk, kadın ve masum insanların öldürülmesinin yanı sıra, İsrailli masum kadın ve çocuklar da hayatını kaybetmektedir. Bizim buna karşı yapmamız gereken şey, Filistinlilerin bugün uğradığı büyük ıstıraba karşı yapmamız gereken şey, şiddete karşı şiddeti, intikamı teşvik etmek olmamalıdır. O bakımdan, kullanacağımız sözlerde, göstereceğimiz tepkide dikkatli bir dil kullanmak zorundayız. “Filistinlilerin ahı yerde kalmayacaktır” yolundaki sözler, kana kan, dişe diş yaklaşımını benimseyenler tarafından bir teşvik gibi algılanabilir. O bakımdan, biz, bütün ilgililerin sözlerine dikkat etmelerini tavsiye ediyoruz. Nitekim, bu sabah, Filistinli bir Hamas yöneticisi televizyonda “Filistinli çocukların öldürülmesi, bizim de İsrailli çocukları öldürmemizi meşru kılmıştır” demiştir. Bu görüşü benimseyebilir miyiz? Bu görüşü savunabilir miyiz? Biz, kana kan intikam görüşünün en isabetli yaklaşım olduğu kanısında değiliz. Biz barışın sağlanması, kalıcı, adil bir çözümün sağlanması gerektiği görüşünü savunuyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye 1948 yılından beri İsrail’i tanıyan ve halkı Müslüman olan bölgedeki tek ülkedir; o bakımdan bu bize görüşlerimizi, tepkilerimizi İsraillilere açıklıkla söyleme hakkını vermektedir.
Bu saldırıdan beş gün önce İsrail Başbakanı Türkiye’yi ziyaret etti. Sayın Başbakanımızla görüştü. Ne dedi? Böyle bir saldırının işaretini verdi mi vermedi mi? Eğer verdiyse ve biz gerekli tepkiyi göstermediysek, bu çok vahim ama bize bilgi vermediyse bu da gerçekten çok ayıplanacak bir olaydır.
Değerli arkadaşlar, İsrail’in bu saldırıdan önce Amerika’ya bilgi verdiğini herkes biliyor ama aynı zamanda Mısır’a da bilgi vermişler. Yabancı basın bunu yazıyor. Mısır basını da yazıyor bunu. Mısır’a bilgi vereceksiniz, Türkiye’ye vermeyeceksiniz! Türkiye bölgenin en etkili ülkelerinden biri olacak, siz bu ülkeyi saldırıdan birkaç gün önce Başbakan düzeyinde ziyaret edeceksiniz, Türkiye’ye bilgi vermeyeceksiniz. Bu gerçekten büyük saygısızlıktır eğer böyle olmuşsa.Eğer öyle olmamışsa o zaman biz gerekli tepkiyi zamanında göstermediğimiz için eksik bir iş yapmış oluruz, yanlış bir iş yapmış oluruz.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan son günlerde birçok ülkeyi ziyaret etti. Tabii bütün bu ziyaretlerin faydası vardır kuşkusuz ama bu ziyaret ettiği ülkelerin hiçbiri İsraillileri ateşkese ikna edecek veya zorlayacak ülkeler değildir. O bakımdan biz çabalarımızı şimdi İsrail’i ateşkese ikna edecek veya zorlayacak ülkeler üzerinde yoğunlaştırmak zorundayız.Aynı zamanda meselenin esasıyla ilgili görüşlerimizi açıkça ortaya koymalıyız. Türkiye’nin bu konuda çok açık ve seçik bir tavrı olmalı. Bizce bu tavır, Filistin’in tam manasıyla egemen ve bağımsız bir devlet olarak var olmasını sağlayacak bir yaklaşım olmalıdır. Biz bu yaklaşımı savunmalıyız. İki devlet görüşünü savunan çok insan var dünyada, çok ülke var, iki devlet kurulsun diyorlar ama bu konuda somut adım atmıyorlar. İşte, biz, Filistin’in, dünyayla özgürce bağlantı kurabileceği, ulaşım kurabileceği, ticaret yapabileceği bir devlet olmasını istiyoruz ve bunun için çaba göstermeliyiz diyoruz.
Aynı şekilde, İsrail’in de uluslararası alanda tanınan sınırlar içinde egemen ve bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesini herkesin kabul etmesini bekliyoruz. Türkiye’nin kabul ettiği gibi, bütün ülkeler, bütün ilgili taraflar bunu kabul etmelidirler. Bizim görüşlerimiz budur ve bu doğrultuda çaba gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Sayın Başbakan, verdiği bir demeçte, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Hamas’ın görüşlerini de temsil edeceğimizi söyledi, görüşlerini ifade edeceğimizi söyledi. Bu konudaki söylemlerimize çok dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Filistinliler başka şeydir, Filistin’deki masum halk başka şeydir, çile çeken halk başka şeydir, Filistin yönetiminden koparak Gazze’de idareyi ele geçiren Hamas başka şeydir. Hamas’ın resmî politikası, cihat yoluyla, kuvvet kullanarak İsrail’in haritadan silinmesidir. Biz bu görüşü benimsiyor muyuz? Arap ülkelerinden hangisi bunu benimsiyor? İslam ülkelerinden kaç tanesi İsrail’in dünya yüzünden kaldırılması görüşünü benimsiyor? Şimdi, bu görüşü açıkça benimseyen, resmî tüzüğüne yazan bir örgütün sözcüsü gibi bizim Birleşmiş Milletlerde ortaya çıkmamız sizce doğru olur mu? Bizim benimsediğimiz, dünya görüşünü paylaştığımız ülkelerden hangisi bunu şimdiye kadar söyledi? O bakımdan, bu söylemlerimizde çok dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyoruz.
Türkiye Birleşmiş Milletlerde, “Filistinlilerin görüşlerini açıklayacak.” derseniz doğrudur, isabetlidir. “Çile çeken Filistin halkının orada sözcülüğünü yapacağız.” derseniz buna kimse itiraz edemez. İşte, Sayın Başbakanın yaptığı açıklamayı okuyunuz, “Hamas’ın görüşlerini…” diyor.
Şimdi, bir konuda dikkatinizi çekmek istiyoruz: Bu konuda Mısır Cumhurbaşkanının demeçlerini okuyunuz. Hamas ile Mısır Cumhurbaşkanını devirmek isteyen Müslüman Kardeşler Örgütünün irtibatını inceleyiniz. Bu konuda dikkat etmenizi tavsiye ediyoruz. Şu sırada bizim dikkatimiz, bizim düşüncelerimiz ıstırap çeken, saldırıya uğrayan, insanlık dışı muameleye maruz kalan Filistinli kardeşlerimize yöneliktir, biz onların yanındayız. Ama Hamas’ın her siyasi adımını, her politikasını destekleyip, Birleşmiş Milletlerde onların sözcülüğünü yapmayı biz doğrusu uygun görmüyoruz. Amerikan Cumhurbaşkanı Hamas’tan terör örgütü olarak bahsediyor. Biz de “Birleşmiş Milletlerde Hamas’ın görüşlerini yansıtacağız.”diyoruz. Bir taraftan da “Amerika’yla stratejik ortağız.” diyoruz. Şimdi siz bunda bir tuhaflık görmüyor musunuz? Siz burada bir çelişki görmüyor musunuz?
Değerli arkadaşlarım, bizim dikkatimiz ve gayretimiz şu sırada ateşkesi sağlamaya yöneliktir ve çözüm aramaya yönelik olmalıdır diye düşünüyoruz.
Aynı zamanda, meselenin insani boyutunu önemle ön plana çıkartmalıyız. Orada 3 bin insan yaralı, bunlara bakacak hastane yok, doktor yok, ilaç yok. Bizim önerimiz şudur: Türkiye, derhâl, bu yaralıların Türkiye’ye tahliyesi için çaba göstermelidir, burada bunların tedavisini üstleneceğini ilan etmelidir. Bu yaralıların Gazze’den çıkarılmasına kim mâni oluyorsa onlara karşı mücadele etmelidir. Çünkü yaralıların tedavisine engel olmak büyük bir insanlık suçudur. Bizim önerimiz budur. Gayet tabii ki, gıda maddesi göndermek, ilaç göndermek… Bunların çok isabetli işler olduğuna biz de inanıyoruz, ama bizim Filistin’den aldığımız bilgiye göre bu gönderdiğimiz yardımların çoğu maalesef yerine ulaşmamaktadır. O bakımdan, biz, öncelikle, ilgili uluslar arası kuruluşlarla birlikte büyük bir insani yardım operasyonu başlatılması gerektiğini düşünüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir iki konuya birkaç cümleyle temas edeceğim. Bu saldırının zamanlamasına dikkat ediniz. Amerikan Başkanının görevinin bitmesine üç hafta var, yeni Başkanın göreve başlamasına üç hafta var ve yeni Başkan diyor ki: “Ben önceliği Afganistan’a vereceğim, Irak’tan askerlerimi çekeceğim, Orta Doğu’da diplomasi yoluyla çözüm arayacağım.” ve siz yeni Başkanın kucağına böyle bir operasyonu bırakıyorsunuz. Son derecede dikkat çekicidir.
İkinci dikkat çekeceğimiz nokta şu: Lübnan’a dikkat ediniz. Lübnan’daki Hizbullah örgütüne dikkat ediniz. İran’ın etkisindeki bu örgüt eğer bu sırada bir askerî operasyona kalkarsa, elindeki on dört bin Katyuşa roketini kuzey İsrail’e karşı kullanmaya başlarsa, bu, çatışmaların boyutunu daha da artıracaktır. Türkiye’ye bu alanda da çok büyük görevler düşüyor.
Değerli arkadaşlarım,
Bütün bu konularda Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde olması önem taşıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinden tek bir ses çıkmalıdır. Onun için biz ortak bir açıklama yapılmasını önerdik ve değerli grup başkan vekili arkadaşlarımıza bu kendi hazırladığımız bir tasarıyı sunduk. Maalesef öyle anlaşılıyor ki, iktidar partisi veya Meclis grubu şu sırada böyle bir ortak açıklamayı uygun görmemiş. Bunu üzüntüyle karşıladık ama biz orada size önerdiğimiz görüşleri Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşleri olarak kamuoyuna açıklayacağız. Keşke hep birlikte tek bir ses çıkarabilseydik, bu, Türkiye’nin de dünyadaki ağırlığını artırıp Hükûmetin de elini güçlendirecekti.
Yüce Meclisi bu vesileyle bir kere daha saygıyla selamlıyorum.
Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.