CNBC-E Piyasa Ekranı Programı

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN
CNBC-e PİYASA EKRANI ADLI PROGRAM
CANLI YAYIN KONUĞU
18 EYLÜL 2006

Sunucu- Dış İlişkiler Komisyonunda gündeme gelmişti. Nihai oylama henüz yapılmadı bunu belki belirtmek lazım. Aslında Türkiye’deki gündemin AB’den uzaklaştığı eleştirilerinin arttığı bir dönemde önce Ali Babacan gitmişti Brüksel’e, ardından sizin heyetiniz gitti. Bu son dakika girişimleri amacına ulaştı mı? Nasıl karşılandınız burada AB tarafından?

Onur ÖYMEN- Önce şunu söyleyeyim. Orada yaptığımız temaslarda edindiğimiz izlenim AB’de Türkiye’ye yönelik havanın giderek olumsuz bir yöne doğru gittiğidir. Bunu bize görüştüğümüz pek çok insan söyledi orada. Türkiye’ye bakış açıları olumsuzlaşmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı adayı Sarkozi daha birkaç gün önce verdiği bir demeçte tekrar Türkiye’nin hiçbir zaman üye olmaması gerektiğini söylemiştir. Bu yolda demeçler birbirini takip ediyor.

Bu çerçevede Avrupa parlamentosunun Dış İlişkiler Komisyonundan geçen metin karar tasarısı şimdiye kadar geçen metinlerin en kötüsüdür bizce. Daha önceki metinlerle de kıyasladık ve bundan daha kötüsü geçmedi şimdiye kadar. Aslında ilk hazırlanan rapor taslağı da çok ağırlaştırılmış komisyonda 343 tane yanılmıyorsam değişiklik önerisi verilmiş. Bir yazılı, bir kısmı sözlü ve bunların büyük bir bölümü orada kabul edilmiş ve neticede rapor giderek ağırlaştırılan bir metin haline dönüşmüş ve bu şekilde veya buna yakın bir şekilde genel kuruldan çıkarsa, ayın 26’sında veya 27’sinde yapılacak oylamada, bu ileride bizim çok başımızı ağrıtacak. Sayın Başbakan diyor ki, “efendim bunlar önemli değildir, bağlayıcı değildir.” Bir anlamda doğru. Fakat şunu unutmamak lazım. Biz üye olacağımız zaman Avrupa parlamentosunun da onayı gerekecek. Avrupa Parlamentosunun onayı olmadan üye olamıyorsunuz ve şimdi kabul edilen bazı metinler kalıcı olacak. İşte o metinler ileride de Avrupa Parlamentosunu bağlayacak ve bizim için çok sıkıntılı bir durum yaratacaktır. O bakımdan bu raporları, bu belgeleri hafife almamız yanlış olur.

Sunucu- Şimdiden bazı girişimlerde bulunmak gerekli bu çerçevede. Aslında Avrupa Parlamentosunda gündeme gelen bir rapora ilk kez türbanla ilgili bir ifade de girdi sanıyorum. En çok tartışmada buradan çıktı. Özellikle AB Türkiye Karma Parlamento Komisyonunda AKP’li ve CHP’li üyeler arasında da bu yönde tartışmalar yaşandı. Nedir bunun iç yüzü? Biraz anlatır mısınız?

Onur ÖYMEN- Şimdi iç yüzü şu: Bu raporların özelliği şu; raporlar AB’nin mevzuatına ve bütün AB ülkelerinin uygulamalarına Türkiye’nin uyup uymadığına bakıyorlar. Eğer Türkiye Avrupa’nın genel eğilimlerine aykırı bir tavır içine girmişse bunu eleştiriyorlar. Raporun özü bu, felsefesi bu.

Şimdi bakıyoruz bu türbanla ilgili maddenin başında “her ne kadar” diyor “bu konuda AB içinde bir ortak tutum yoksa da” demek ki, kendinizin ortak tutum içinde olmadığınızı tespit ediyorsunuz. Ona rağmen bize öneride bulunuyor. “Bu konuda” diyor, “işte genç kızların üniversiteye türbanla girmesi konusunda Türkiye’de bir uzlaşmaya varılmasını ümit ediyoruz.” Şimdi altındaki başka bir madde de diyor ki, “Türkiye” diyor “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bütün kararlarına uysun.” İşte İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda da kararı var. Türban yasağı konusunda. Çelişki içinde. Yani her birinin kendi küçük iç politika hesabı var bu tadil teklifini sunan milletvekillerinin ve neticede bunun bedelini Türkiye ödüyor.

Burada hazin olan taraf şu; biz bunları dile getirdik. Demin söylediğim gibi Avrupa’nın ortak tutumlarını siz söylüyorsunuz. İki insan hakları mahkemesi kararı var. Türkiye’de yargı organlarının kararları var. O bakımdan “bu metni çıkarın buradan” dedik. Ve AKP’li üyeler maalesef orada hemen “aman aman kalsın biz muhalefetten farklı düşünüyoruz.” Yani böyle bir hukukun üstünlüğü, tutarlılık, Türkiye’nin resmi tutumu filan. Bunların hepsini bir tarafa bıraktılar. Türban olunca maalesef kırmızı görmüş boğaya dönüyor bazı arkadaşlarımız ve bütün ölçüleri kaybediyorlar.

Sunucu- Peki sizin girişimleriniz karşılık buldu mu türban konusunda?

Onur ÖYMEN- Buldu tabi. Orada anlattığımız insanlar anladılar. “Pek” dediler “niye şimdiye kadar itiraz etmediniz?” “Bizim” dedik “elimizde yoktu bu belgeler. Bu tadil teklifleri olsaydı tabi ki, ederdik.” “Ama” dediler “biz bunu Temmuz ayında duyurduk Türkiye’ye. Niye sizin elinize ulaşmadı?” Orada bir iletişim kopukluğu olmuş. İşte bazı tadil teklifleri Yunancaymış, Finceymiş. Bunların tercümesi anlaşılan kolay olmadı. Belki böyle bir sebepten. Ama biz bu metinleri esas itibariyle orada gördük. Yani daha önce bir hazırlık yapma fırsatımız olmadı. Şimdi daha ilginç tarafı şu; bütün bu teklifler çıktıktan sonra Türk tarafı olarak bizim oradaki delegasyonumuz işte şunlara karşıyız, bu düzeltilsin, bu metin böyle olmaz. Ermeni soykırımının bir ön şart olduğu, Ermeni soykırımını Türkiye’nin kabul etmesi, Türkiye’nin üyeliği için ön şarttır gibi maddeler kabul edilemez. Kıbrıs’la ilgili şu madde kabul edilemez. Çok isabetli bir takım eleştiriler yapmışlar raporlarda değişiklik istiyorlar. Ama türban yok. Yani şimdi türban iktidarın tercihine göre devlet daireleri tarafından, misyonlar tarafından yürütülmez. Bu konuda yüksek mahkeme kararları var, herkesi bağlar. Cumhurbaşkanı tavrı var. Siz orada Cumhurbaşkanı temsil ediyorsunuz.

Sunucu- Peki 26-27 Eylül’de nihai oylama aşamasında türban konusunda sizin öngördüğünüz şekilde bir değişiklik olur mu?

Onur ÖYMEN- Şimdi biz bunu istiyoruz, söyledik de.

Sunucu- Bekletiniz nedir en azından? İlk aldığınız izlenim.

Onur ÖYMEN- İlk aldığımız izlenim şu; şimdi herkes görüştüğümüz bütün milletvekilleri başkasının yaptığı tadil teklifini eleştiriyor. Ama kendi yaptığı teklifi geri almaya çalışmıyor. Mesela türban konusunda Alman milletvekili var Türk asıllı Cem Özdemir ile Lagendjyk bunlar birlikte. İlk yeşil vermiş bu öneriyi. Onlara söyledik geri almaya yanaşmıyorlar. Bir Yunanlı milletvekili Pontus soykırımı ve Süryani soykırımı anlamına gelecek tadil teklifinde bulunmuş. O geri almıyor teklifini. Yani buna benzer böyle bizi rahatsız edecek birçok teklif yapılmış. Fakat teklif sahiplerinden hiçbiri geri adım atmak istemiyor. Şimdi genel kurulda ne olacak göreceğiz. Küçük hesaplar, pazarlıklar, iç dengeler belki bir miktar iyileştirilecektir. Bu temaslarımızın sonucunda bir fayda sağlanacağı ümit ediyorum. Bazı çok sivri ifadeler özellikle Ermeni soykırımın ön şart olması gibi maddeler. Belki Kıbrıs bölümü buralarda bazı iyileşmeler olur. Ama bir de şunu söyledik, “şimdi bakın” dedik “burada çok önemli eksiklikler var. Türk demokrasisiyle ilgili siz tahliller yapıyorsunuz en can alıcı şeyi yazmamışsınız. O da şu; rejime, demokrasiye yönelik laiklik karşıtı davranışlar.”

Şimdi Danıştay saldırısını yazıyor rapor ama sadece orada yeterli polis önlemi alınmadığı için eleştiriyor. Bu saldırının laiklik düşmanlarının Danıştay’ın aldığı bir laiklik doğrultusunda karara tepkisinin sonucu olduğunu söylemiyor. Şimdi bu bir.

İkincisi; bazı şeyler Türkiye’yi çok kırıcı ve incitici raporda. Mesela diyor ki, “Türkiye’de işkence artıyor ve işkence suçu işleyenler himaye görüyor.” Şimdi raporun başka bölümlerinde bu gibi eleştiriler, fikir özgürlüğü filan işte Orhan Pamuk davası filan…bunlar çok somut olarak belirleniyor. Ama hangi olayda Türkiye işkence yapanları himaye etmiş bu yok, mulak, belli değil. Biz dedik ki, “böyle şey olur mu? Yani biz şimdi muhalefet olarak böyle ciddi bir iddianın peşine düşeriz. Siz bize deyin ki, şu davada devlet güçleri işkence suçunu işleyeni himaye etmez. Söyleyin biz onu takip edelim.” Ama bu yok, mulak.

Şimdi buna benzer böyle pek çok eksiklik. Kıbrıs konusunda mesela “Magosa limanını AB ve BM’nin yönetimine verin” diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Belli ki, raporda yer alan pek çok iddia şimdiye kadarkilerin hepsinden daha ağar, kabul edilemez nitelikte bizim için ve bunlara karşı iktidar, muhalefet, devletin bütün kuruluşları elbirliğiyle mücadele etmemiz lazım. Biz 4 yıldır bunu yaptık. İlk defa, bu defa gördük ki, oradaki AKP’liler türbanı görünce bir anda dünyaları değişti. Uyum içinde çalışmaktan vazgeçip tek başına basın toplantısı düzenlediler, tek başına özel temaslar yaptılar bizden habersiz veya bizim katılmadığımız temaslar. Yani bizden gizli ne konuştunuz bilmiyoruz. Bizim duymamızı istemediğimiz neler söylediniz onları bilmiyoruz.

Sunucu- Aslında 26-27 Eylül’de genel kurulun gündemine gelene kadar sanıyorum bu rapor birazcık daha tartışılacak. Aslında bir başka önemli konu süremizin de sonuna geliyoruz o yüzden hızlı hızlı ilerlemek istiyorum. 24 Ekim’de ilerleme raporunu stratejik belgeyi ve gözlem raporunu bekliyor olacağız. Yarında uyum yasaları bir yıllık bir gecikmeyle müzakere kararının ardından gündeme gelecek. Uyum paketindeki yasalar AB’nin acaba beklentilerini karşılayacak mı ne dersiniz?

Onur ÖYMEN- Şimdi bizim incelediğimiz kadarıyla AB’nin bundan önceki ilerleme raporuna baktığımız zaman orada yer alan pek çok unsur bu uyum paketinde yer almıyor. Mesela milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyor. Bu konu hiç bahis bile edilmiyor raporda. Buna benzer 100 civarında eleştiri var. Türkiye’yle ilgili beklenti var. Yani eğitimden sanayiiye kadar, tarımdan vergiye kadar, ekonomi politikasına kadar çok ciddi suçlamalar var Türkiye’ye yönelik. Yani Türkiye’nin eksiklerini dile getiriyor.

Şimdi bakıyoruz bu 14 maddelik bir metin olarak sunulacaktı. “Yaz tatilinden önce sunacağız” dedi Sayın Gül. Bunun sadece 4 maddesini geçirdiler. Biri de Sayın Cumhurbaşkanından döndü. 14 maddenin 10 tanesi gelecek. Bunlar da eksik maddeler. Bunun dışında pek çok şey yapılması lazım. Bir de siz ne yapsanız fazlasını istiyor. Şimdi 101. maddeyi fikir hürriyetiyle ilgili tartışacağız mecliste. Fakat bu rapora baktık. Avrupa parlamentosunun karara bağlayacağı rapora. Bunun dışında fikir özgürlüğüyle ilgili 6 maddenin daha kaldırılması isteniyor. Yani bunun sonu yok. Onun için Türkiye bu konuda açık bir tavır sergilemeli.

Bizim CHP olarak tavrımız şu; fikir özgürlüğü konusunda diyoruz biz Avrupa’nın bir adım gerisinde kalmak istemeyiz. Avrupa’da fikir özgürlüğünün ölçüsü neyse bizde de o olmalı. Ama Avrupa kendi güvenliğini sağlamak için hangi koruyucu önlemleri alıyorsa biz de aynı koruyucu önlemleri almak hakkına sahibiz. O bakımdan yani Avrupa’nın her istediğini yapalım ama kendimizi korumayalım. Avrupa teröre karşı yasalarla kendini korusun, biz korumayalım. İşte bu olmaz.

Sunucu- Aslında Kıbrıs’ta bir başka önemli kırılma noktası yine bu konuda da bazı eleştiriler ve beklentiler dile getirilecek ama çok kısaca Kıbrıs konusunu üzerinde çalışıldığı bilgisi de geliyordu. Sizin geçen haftaki ziyaretten edindiğiniz izlenimleri alabilir miyiz?

Onur ÖYMEN- Kıbrıs konusunda bizi şu çok rahatsız etti. Şimdi biz orada yabancı gazetecilerle konuştuk CHP’li milletvekilleri olarak. Bize yabancı gazeteciler dedi ki, “2-3 gün önce burada Ali Babacan vardı Sayın Devlet Bakanı. Biz ona sorduk, yani bu ambargoların Türklere karşı ambargoların kaldırılması için acaba siz Maraş’ın Rum’lara verilmesini kabul eder misiniz? Magosa limanının AB’nin yönetimine verilmesini kabul eder misiniz?” “Ve Babacan bize dedi ki, “diyor “hiçbir öneriye kapalı değiliz. “

Şimdi bu gibi önerileri gözü kapalı reddedeceksiniz hemen. Böyle tek taraflı tavizlerle biz ambargoların kaldırılması politikasını izlemiyoruz. Hükümetin politikası da bu değil. Şimdi siz böyle kuşkulu ifadelerde bulunursanız. Bu biraz zorlanırsak kabul ederiz anlamına gelir. Sonra tevil etmiş ben öyle demedim de, böyle demedim de. Ama bu izlenimi vermiş orada. Toplantıda bu izlenimi vermiş. Yani belli ki, bu ambargoların kaldırılması için bizden bir taviz daha isteyecekler. Çok önemli. Yani ancak nihai bir çözümde görüşebileceğimiz Maraş gibi konuları bizden peşin taviz olarak alacaklar ve KKTC’nin egemenlik hakkı olan limanı işletme hakkını elinden alacaklar. Geriye ne kalıyor?

O bakımdan Mehmet Ali Talat bile Sayın KKTC Cumhurbaşkanı bile bu konuda çok tedirgin basına yansıyan tutumlarından görüyorsunuz. Bu konuda Türkiye tavizkar bir hava içine girmiş gözüküyor ve tam bu sırada KKTC’de esrarengiz bir şekilde hükümet değişikliği oluyor. Ve burada da Sayın Serdar Denktaş’ın söylediği Ankara’nın girişimiyle, orada bir takım insanların arabuluculuğuyla bazı milletvekilleri partilerinden istifa ettiriliyor ve Serdar Denktaş’ın partisinin hükümetten çıkarılması ve işte mevcut çoğunluğu orada destekleyecek yeni bir parti oluşturulması. Bütün bunların da Türkiye’nin baskısıyla yapıldığı söyleniyor. Eğer doğruysa çok yanlış işler bunlar.

Sunucu- Evet çok teşekkür ediyoruz değerlendirmeleriniz için. Maalesef süremizin sonuna geldik. Aslında uyum yasalarını birazcık daha detaylandırarak konuşmak isterdik ama yarın meclisin gündemine gelecek. Önümüzdeki günlerde ya telefonla ya da Ankara stüdyomuzda yine sizi ağırlamak isteriz. Çok teşekkürler ayağınıza sağlık.

Onur ÖYMEN- Şu kadarını söyleyeyim ki, bu uyum yasaları konusunda biz bir taraftan Türkiye’nin çıkarlarını, Türkiye’nin güvenliğini, bir taraftan da Avrupa’nın standartlarını gözeten bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Sunucu- Çok teşekkür ediyoruz tekrar.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.