Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

NTV – Başbakanın 2004′teki Fransa Ziyareti ve Eşinin Bu Ziyarete Katılmaması Hakkında
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
NTV “Canlı Gaste” Programına Verdiği Mülakat
9 Şubat 2010
Can Dündar: CHP lideri Deniz Baykal, dünkü grup konuşmasında Fransa eski Cumhurbaşkanı Chirac’ın, Başbakan Erdoğan’a, yapacağı Fransa ziyaretine türbanlı olduğu gerekçesiyle eşini getirmemesini söylediğini ileri sürdü ve yeni bir tartışma başlattı. CHP’nin ortaya attığı bu iddiayı aynı zamanda eski bir büyükelçi olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’e soracağız. Sayın Öymen, Başbakanlıktan bu iddianın iftira olduğu ve Sayın Başbakanın 19 Temmuz 2004’te Fransa’ya eşiyle beraber ziyaret yaptığı yönünde bir açıklama yapıldı. Bu sizin söylediğinizin tam tersi bir açıklama. Acaba hangisi doğru?
Onur Öymen: Sayın Baykal’ın sözlerini iyi anlamak lazım. Sayın Baykal, eşlerin bu tür tartışmaların konusu yapılmaması gerektiğini söyledi. Mecliste yaptığı konuşmada, hiçbir şekilde ne başkasının Sayın Başbakanın eşiyle ilgili bir iddia ortaya atmasının uygun olacağını, ne de birkaç gün önce yaptığı gibi Başbakanın kendi eşiyle ilgili bir konuşma yapmasının isabetli olacağını, eşlerin ve ailelerin siyasi tartışmaların tamamen dışında bırakılması gerektiğini söyledi. Sayın Baykal ayrıca, yurt dışından buna benzer saygı ile bağdaşmayan bir davranış geldiği takdirde, buna en çok bizim karşı çıkacağımızı söyledi. Yani, kendisinin böyle bir olayı istismar etmek gibi bir zihniyeti hiçbir şekilde olmadı.
Acaba o tarihte ne oldu? Bunu öğrenmek için o tarihteki basına bakmak lazım. Acaba gazeteciler neler yazmışlar? Bu ziyarete kim katılmış, kim katılmamış? Bu ziyarete Başbakan’la birlikte gitmesi gereken ve eşleriyle birlikte gitmeleri öngörülen bazı Bakanlar son dakikada ziyaretlerini iptal etmişler mi, yoksa etmemişler mi? Bu konular, o günlerin basınına bakılırsa netlik kazanacaktır. Dolayısıyla Başbakanlığın açıklaması biraz aceleye getirilmiştir. Acaba neden vazgeçtiler? Karşı taraf telkin mi etti, yoksa karşı tarafın rahatsızlık duyacağı bazı unsurlar olacağı için mi vazgeçtiler? Acaba Bakanlar son anda neden vazgeçtiler? O zamanın basınına bakarsanız Sayın Başbakanın eşinin gidip gitmediğini öğrenir ve gerçekleri anlarsınız. Belki Sayın Başbakan ziyaretleri birbirine karıştırıyor olabilir.
Bu konuda en can alıcı nokta şudur; Fransa Türkiye’nin laiklikten uzaklaşmasından rahatsızlık duyuyor mu, duymuyor mu? Bunun en somut örnekleri şunlar; Geçtiğimiz yaz aylarında, meşhur NATO krizinden sonra Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner yaptığı bir açıklamada, şimdiye kadar Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğini, fakat Türkiye’nin laiklikten uzaklaştığını gördüğü için bundan vazgeçtiğini ve artık Türkiye’yi desteklemediğini ifade etti. Sonrasında Fransa’nın Avrupa işlerinden sorumlu Bakanı Pierre Lellouche de aynı şeyleri söyledi.
Biz bir süre önce Fransa’ya gittiğimizde orada ülkenin üst düzeydeki siyasetçileri ve iş adamlarıyla görüştük. Birçoğu bize, Fransa olarak önceden Türkiye’yi kuvvetle desteklediklerini ama Türkiye’nin laiklikten uzaklaştığını gördükleri için böyle bir ülkeyi Avrupa Birliği’ne almakta zorlanacaklarını söylediler.
Can Dündar: Zannediyorum ki aynı tartışma Cumhurbaşkanının gezisinde de yaşandı, öyle değil mi?
Onur Öymen: Sayın Cumhurbaşkanının gezisi sırasında yaşananlar da aslında kolay kolay hazmedilir şeyler değildir. Cumhurbaşkanı, kim olursa olsun, Türkiye’nin ve Türk milletinin haysiyeti ile şerifini temsil eder. Cumhurbaşkanımızın son olarak Paris’e yaptığı ziyaret sırasında Türkiye’nin itibarı, şerefi ve şanına layık bir muameleye maruz kaldığı söylenemez. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin hiç de saygılı olmayan bir davranış sergilediği, bizim Cumhurbaşkanını ağzında cikletle karşıladığı, meşhur Büyük Türk sergisine en çok on dakika ayırabildiği, şeref defterine iki satır bile yazı yazmadan sadece imza attığı Fransız basınında yer aldı. Yani Türkiye’ye yapılan muamelenin ikinci sınıf bir devlete yapılan muamele olduğu tüm Fransız gazetelerinde genişçe yer aldı. Bu gerçekler ortadayken, bize itibar gösterdiklerini söylememiz gerçekçi olur mu?
Can Dündar: Sayın Öymen, o dönemin gazetelerine baktık ve o günlerin basınında “Son anda vazgeçtiler” başlıklarını görüyoruz. Yani, Başbakanın Fransa’ya eşiyle gitmediğini görüyoruz. O geziyi izleyen Mehmet Ali Birand’ın, o dönemin basınında yer alan, diplomatik teamül açısından Fransa’nın eşlerin katılmaması telkini yapamayacağı ama bizim diplomatların bu gezide Emine Hanımın bulunmamasını istediği şeklinde bir yorumu var. Böyle bir şey olabilir mi?
Onur Öymen: Başbakanın açıklamasına bakacak olursak Sayın Başbakan eşiyle birlikte gittiğini söylüyor. Sayın Birand ve siz de söylüyorsunuz ki, eşiyle birlikte gitmemiş. Demek ki Başbakanın her zamanki gibi öfkeli bir üslupla yaptığı bu açıklama gerçeği yansıtmıyor.
Can Dündar: Mehmet Ali Birand, Başbakana eşini neden getirmediğini sorduğunda Sayın Başbakan “Emine Hanım sürekli bu gruptaki hanımlarla, yani diğer Bakan eşleriyle seyehat ediyor. Onların gelemeyeceğini öğrenince kendisi de gelmek istemedi” şeklinde yanıtlamış.
Onur Öymen: Bu pek inandırıcı bir izah tarzı değil. Başbakanlığın açıklamasında, her halukarda Başbakanın Fransa ziyaretine eşiyle beraber gittiği söyleniyor. Böylelikle Başbakanın eşiyle beraber gitmediği açıkça ortaya çıkıyor. Demek ki yapılan açıklama gerçekleri yansıtmıyor. Başbakan niçin eşini götürmemiştir? Bir devlet başka bir devlete “Başbakan sakın eşini getirmesin” demez. Bunu hissettirirler. Siz kendiliğinizden, bu ziyarete eşinizle beraber gitmenizin belki de çok uygun olmayacağı kanaatine varabilirsiniz. Yani burada can alıcı nokta, onların sizi mecbur ettiği veya bunu açıkça yüzünüze söyledikleri için değil, ama bunu sizin bir şekilde hissettiğiniz için yaptığınız şeklinde yorumlanabilir.
O dönemin basınında Bakanların da eşleriyle birlikte gidecekken, bunu son dadikada iptal ettikleri yazıyor. Bu tür ziyaretlerde son dakikada iptaller olmaz. Eşlerinizi neden götürmüyorsunuz? Belki siz de bir tedirginlik ve raharsızlık duyuyorsunuz. Daha önce de anlattığım gibi, iki Fransız Bakan laiklikten uzaklaştığı için artık Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemedikleri demecini vermişlerdir. Bunu, Ankara’ya gelen çok sayıda Fransız milletvekili bizim yüzümüze aynen bu kelimelerle söylediler. Dolayısıyla Fransa’nın, Türkiye’nin laikliğe bağlılığı konusunda en küçük bir tereddüt duymadığını söylemek doğru olmaz.
Sebebi ne olursa olsun Başbakan veya Cumhurbaşkanına en küçük bir saygısızlık yapılmışsa biz buna da şiddetle tepki gösteririz.
Can Dündar: Sayın Öymen, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.
Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.