Skytürk – Cumhurbaşkanlığı Seçimi İlk Tur hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Skytürk’e verdiği mülakat
27 Nisan 2007

Sunucu: Bilindiği gibi CHP Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olması ve seçim sürecine ciddi itirazları var. Eğer 367 kişinin bugünkü oturuma katılması sağlanmazsa hemen anaysa mahkemesine gidilecek. Ayrıca eğer 367 sağlanırsa o zaman CHP başka şeyler de yapacak. Yani şu anda Abdullah Gül hakkında bazı dosyalar hazırlanmakta. Kayıp trilyon davasıyla ilgili olsun başka bir takım toplantılarda söyledikleriyle ilgili olsun CHP bununla ilgili kapsamlı bir dosya hazırlığı içinde. Ne diyorsunuz efendim? Nasıl görüyorsunuz? Önce bugünü değerlendirelim sonra CHP’nin yaptığı bu dosya hazırlıklarına değinelim istiyoruz.

Öymen: Bugün aslında bir sınav günü. Bütün milletvekilleri millet karşısında ve tarih karşısında bir sınav verecektir. Bir milli görüşçüyü Atatürk’ün koltuğuna oturtacak mıyız oturtmayacak mıyız mesele bundan ibarettir. Öyle anlaşılıyor ki, iktidarın Sayın başbakanın bir tek hedefi vardır Mecliste o da Başbakanlığın ve Meclis Başkanlığının dışında Türkiye’nin en yüce makamı olan Cumhurbaşkanlığını da bir milli görüşçüyü oturtmaktır. Herhangi bir başka AKP’li milletvekillerinin oraya çıkmasına razı değildir. Onun için bizimle uzlaşma aramadılar. Yani bizimle uzlaşma arasalardı bir AKP’li milletvekilinin Cumhurbaşkanı olarak seçilmesine itirazımız yok. Biz de destekleriz dedik. Yeter ki, Atatürk’ün ilkelerine karşı çıkmamış, Cumhuriyetin temel değerlerine karşı çıkmamış, laikliğe karşı çıkmamış bir aday olsun. Böyle adaylar AKP içinde de var. Gelin dedik bunlardan birini seçelim. Yanaşmadılar. Biz isim vermedik çünkü gayri resmi görüştüğümüz AKP’liler bize dediler ki, “aman ha sakın bizim ismimizi telaffuz etmeyin ve bizi partimizin içinde güç duruma düşürmeyin.” Ama biz biliyoruz ki, onların da gönlünden geçiyordu. Şimdi bunu rahatlıkla yapabilirdik çünkü hedef Atatürk’ün ilkelerine öteden beri karşı çıkmış bir karşı devrim zihniyetini benimsemiş birisini oraya çıkartmak istiyor.

Sunucu: Abdullah Gül öyle mi?

Öymen: Size şimdi okuyayım, bakın. 19 Aralık 1992 yılında Türkiye’nin milli bütünlüğü ve güvenliği konferansında yaptığı konuşma. Aynen okuyorum: “’Ne mutlu Türküm diyene’ lafını (yani Atatürk’ün sözünü) her yer yaza yaza Türkiye aslında ilkel bir hale dönüştürülmüştür.” Atatürk’ün sözünü ilkellik olarak görüyor. Başka ne demiş? “Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden en fazla tahribatı vermiş olan ilkelerinden birisi laiklik ilkesidir.” Atatürk dönemini de içeren 70 yıllık bir dönemi diktatörlük olarak vasıflandırıyor. Atatürk ilkelerinin halka zorla dayatıldığını söylüyor. Bütün bunları açıkça ifade diyor. Şimdi bu zihniyetteki bir insanı Atatürk’ün koltuğuna oturtacak ve o da diyecek ki, “ben de anayasayı koruyacağım ve Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda Türkiye’yi idare edeceğim.” Buna kim inanır? Buna inanacak bir insan çıkar mı? Bu kadar Atatürk’ün ilkelerine karşı çıkmış, Cumhuriyetin temel değerlerine karşı çıkmış bir insanı oraya oturtacaksınız. Bırakın eski lafları Dışişleri Bakanlığı döneminde yaptığına bakın. Benim yanımda, benim bulunduğum bir toplantıda Türkiye’de Hıristiyanların özgürlükleri kısıtlanıyor diyen yabancı parlamenterlere diyor ki, “efendim siz onu bırakın Türkiye’de Müslümanların özgürlüğü yoktur.” Bir Türk Dışişleri Bakanı kendi ülkesinde Müslümanların din özgürlüğünün olmadığını söylüyor. Bir anlaşma imzalamış İslam Kalkınma Bankasıyla sadece İslami usulle çalışan firmaları desteklemek için fon veriyor. Zihniyet bu. Zihniyette hiç değişiklik yok. Efendim eskiden öyleydi de bugün değişmiştir. Hiç bir şeyin değiştiği yok. Benim yanımda işte bir toplantıda halkı Müslüman olan bir ülkede laiklik olmadan demokrasi olur diyor. İşte zihniyet bu. Şimdi bu zihniyeti siz Cumhuriyetin en yüce makamına getiriyorsunuz. Böyle şey olur mu? Yani Türk halkı bunu içinde sindirir mi? Şimdi buna oy verecek insanlar bunları biliyor mu? Bir emri vaki yaratılarak Sayın Gül Cumhurbaşkanlığına tayin edilecek. İş budur. Seçim falan değil tayin edilecek. Sayın Başbakan o tercih etmiş. Meclis Başkanı demiş ki “ya sen ya ben ya Sayın Gül. Bunlardan biri olmazsa ben olay çıkarırım.” Sonuç ne olacak? Türkiye’nin en önemli üç makamı milli görüşçülerin denetiminde ve yönetiminde olacak. Biz bu Cumhuriyeti boşuna mı kurduk? Biz bu Cumhuriyeti sokakta mı bulduk? Biz bu Cumhuriyeti Cumhuriyet karşıtlarına mı teslim edeceğiz? İşte ısrar ederlerse demokrasi ve hukuk içinde biz elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz ve bütün mücadeleleri vereceğiz ama son sözü Türk halkı söyleyecek.

Sunucu: Az bir zaman kaldı. Birazdan oylamaya geçilecek. Ne tahmin ediyorsunuz?

Öymen: Herkes bir vicdan muhasebesi yapacak. Bazı milletvekilleri belki bu gerekçeleri bilmeden, Sayın Gül’ün bu konuşmalarını bilmeden oraya gidip de bazı küçük pazarlıkların sonucunda otururlar mı oturmazlar mı bilemem. Bazı muhalefet partileri bu oyunlara gelirler mi, bunları görmezlikten gelirler mi bilemem. Eğer 367 milletvekilini şu veya bu yöntemle oraya oturtmazlarsa son sözü savcılar söyleyeceklerdir. Ve biz diyoruz ki, Ankara2da hâkimler vardır.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.