TV8 – Sivil Toplum Örgütlerinin Sağduyu Çağrısı Hakkında

TV8 – 27 MART 2008

Kuşkusuz bu çağrıları partimizin yetkili kurullarında; merkez yönetim kurulumuzda değerlendireceğiz. Ama Sayın Genel Başkanımız dün de grup konuşmasında açıkladı. Sivil Toplum Kuruluşlarının ülkemizin içinde bulunduğu ciddi tehditlere ve tehlikelere karşı zarif bir tutum izlemesini bekliyoruz. Yani anayasayı Türkiye’yi bir din devletine dönüştürecek şekilde değiştirmek isteyenlere karşı bir tavrımız var mıdır, yok mudur? Laiklik karşıtı akımlara karşı bir tavrınız var mıdır, yok mudur? Şimdiye kadar bizim söylediğimiz şudur; hukukun üstünlüğünü savunuyoruz, cumhuriyetin temel değerlerini savunuyoruz ve anayasamızın bu bağlamdaki temel ilkelerini savunuyoruz. Bu kavramlardan bir adım geri gitmek kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü bunlar devletimizin temelleridir. Biz hiçbir zaman huzursuzluğu, çekişmeyi, çatışmayı ve gerginliği savunmadık. Uzlaşmayı arayan parti biziz. Başından beri, mesela Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma aradık. Uzlaşmaya yanaşmayan iktidar oldu. Terörle mücadelede “gelin birlikte milli politika tespit edelim, birlikte elimizi taşın altına koyalım” dedik, buna yanaşmayan iktidar oldu. Yani bu konularda bizim geçmişte ve bugün izlediğimiz politikalar dikkate alınacak olunursa herhalde Türkiye’de uzlaşma çağrısının yapılacağı son adres Cumhuriyet Halk Partisi’dir diye düşünüyoruz. ‘Yargıya uyarıda bulunmak’ diye bir kavram demokratik ülkelerde hiç örneği görülmemiş bir kavramdır. Yargıya ancak saygı gösterilir ama yargıya uyarıda bulunulmaz. Eğer yargı bağımsızlığını ve etkinliğini koruyamayacak olursa ülkede demokrasiden bahsedilemez. Bırakın yargı kendi görevini kendisi yapsın. Yasalar ve anayasa çerçevesinde yargının bağımsızlığını kabul edeceksiniz ve peşinen yargının alacağı kararlara saygı göstereceğinizi söyleyeceksiniz. Yargıyı etki altına almaya çalışmak bizim anayasamıza göre mümkün değildir ve hiçbir çağdaş ülkede de böyle bir davranışta bulunulamaz.
Yeni bir anayasa deniliyor ama bizim buna da itirazımız var. Çünkü biz diyoruz ki anayasada değiştirilecek maddeler varsa biz bunu tartışırız, tartışmaya açığız. Geçmişte anayasanın çok maddesini değiştirdik ve ihtiyaç olursa yine de değiştirebiliriz. Ama anayasayı olduğu gibi çöpe atmak ve yepyeni bir anayasa hazırlamak bizim anayasamızın sistemine aykırıdır. Anayasada hiçbir meclise ve hükümete böyle bir hak verilmemiştir. O bakımdan anayasada değişiklik yapılabilir ama yepyeni bir anayasa fikri anayasamızın çerçevesinin dışına taşar. Bunun yöntemleri vardır. Gerekirse bir kurucu meclis oluşturursunuz. Ama dikkat edilecek olursa dünyada bütün demokratik ülkelerde hükümetler değişiyor ama anayasa değişmiyor. Amerikan anayasası 230 yıldır yürürlüktedir. Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde 50–60 yıldır yürürlüktedir anayasalar. Peki, niçin bu ihtiyacı duyuyorsunuz? “sivil anayasa” yapacağız” , yani siz şu anda ‘askeri bir anayasa’ ile mi iktidara geldiniz? Bu anayasaya halk oy vermedi mi? Bu anayasaya yaklaşık olarak 65 değişiklik getirildi. Siz bu değişikliklerden sonra hala bunun bir askeri anayasa olduğuna mı inanıyorsunuz? Bunlar çok yanıltıcı şeylerdir. Sağduyu ve uzlaşma çağrısı isabetlidir ancak bunun adresinin doğru tespit edilmesi gerekmektedir.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.