Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TV8 – Erkan Tan’la Başkentten Programı
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN TV 8’DE ERKAN TAN’LA BAŞKENTTEN PROGRAMINA VERDİĞİ MÜLAKAT
23 MAYIS 2008
E. Tan : CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen’le konuşacağız. Günaydın Efendim, hoş geldiniz.
O. Öymen : Günaydın efendim, hoş bulduk.
E.Tan : Efendim, hükümete ‘Yaptılar yine yapacaklarını, herhalde mutlusunuzdur’ diyorlar.
O. Öymen : Evet, şimdi siz her söylenene inanmayın. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın açıklamalarını herkesin saygıyla dinlemesini, okumasını, değerlendirmesini tavsiye ediyoruz. Yanlış iş, bu açıklamalara karşı hükümet tarafından gösterilen öfkedir. Herkes bunu saygıyla karşılasın. Ne kadar büyük bir tepki içinde olduğu anlaşılıyor Yargıtay’ın da, Danıştay’ın da. Yurtiçinde ve yurtdışında yapılan saldırılar karşısında ne kadar rencide oldukları gözüküyor. O bakımdan gösterdikleri tepkiyi herkesin anlayışla ve saygıyla karşılaması lazım, bizim söyleyeceğimiz budur. Maalesef hükümet yurtdışından Türk Yargısına yönelik çok haksız, çok ağır, çok incitici suçlamalara karşı bugüne kadar bir tepki gösterememiştir. Hatta bu saldırıları teşvik edici bir tavır izlemiştir. Yanlış olan budur. Yargı devletimizin teminatıdır, cumhuriyetimizin teminatıdır. Yargısı bağımsız olmayan bir ülkenin demokrasi olmasından bahsedilemez. O bakımdan yargıya herkes saygı göstersin. Ayrıca yargının, Yargıtay’ın, Danıştay’ın açıklamalarının yoruma, izaha ihtiyaç göstermediği kanısındayız. Bu açıklamaların kendisi Yargıtay’ın ve Danıştay’ın görüşlerini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bir daha söylüyorum, yapılması gereken şey bu görüşlere saygı göstermektir. Onlara böyle öfkeyle davranmak çok yanlış olur. Hükümet maalesef yurtdışından gelen haksız eleştirilere karşı sessizdir, itaatkardır. Yurtiçinden gelen en haklı eleştirilere karşı bile öfkelidir ve tepkilidir. Yanlışlık biraz buradan kaynaklanıyor.
E.Tan : Efendim, Kayseri’den İlter Sağırsol mesaj göndermiş. Demiş ki, ‘Adalet yerini bulur ama yerini bilirse bulur. Yoksa işte böyle olur. Kendini Köşk’te bulur. ‘ Gazetecidir kendisi. Sizde konuşmak istemiyorsunuz gerçi bu işlerle ilgili.
O. Öymen : Hayır, hiçkimse kendini adaletin yerine koymaya kalkışmasın. Adaletin üstünde adaleti teftiş edecek bir başka adalet mekanizması yoktur. En yüksek yargı makamı adaletin kendisidir. Hiçkimse kendini yargının üstünde hissetmesin, hiçbir demokratik ülkede yargının üzerinde bir yargı makamı yoktur.
E.Tan : ‘Millete rağmen siyaset yapılır mı? Oy istemeye yargıya gitsinler bundan sonra. Halka gelmesinler. Halil, Karaman’dan Türk Dili’nin başkentinden’ demiş Halil adlı seyircimiz. Gerçi siz öyle bir şey demediniz, yumuşak konuştunuz ama..
O. Öymen : Kesinlikle öyle bir şey söylemedik. Halkın iradesine saygı göstereceksiniz. Hükümetleri halk seçer ama yargı denetler. Bütün demokratik ülkelerde böyledir. Halk seçtikten sonra kimse denetlemesin, istediklerini yapsınlar diyemezsiniz. Bütün demokratik ülkelerde iktidarın bütün icraatı yargı denetimine tabiidir. O bakımdan kararı yargıçlar verir. Hükümeti seçen yargıçlar değil ama denetleyen yargıçlardır. Her demokratik ülkede böyledir.
E.Tan : Peki Efendim, CHP yurtdışından gelen heyetlerin bu açıklamalarını bir saldırı olarak mı değerlendiriyor?
O. Öymen : Şimdi şunu söyleyelim; yurtdışından gelen heyetlerin veya yabancıların Türkiye’ye yönelik zaman zaman haklı eleştirileri var. Mesela, hükümetin AB reform sürecinde geç kaldığı, bazı AB normlarını yerine getiremediği, kadın haklarını yeterince savunamadığı gibi haklı eleştirileri var. İnsan haklarıyla ilgili haklı eleştirileri var. Onlara bir şey demiyoruz çünkü bu, Türkiye’nin AB’ne üye olma arzusuyla doğrudan bağlantılıdır. Bir de hiç bunlarla alakası olmayan Türkiye’ye karşı saldırı niteliği taşıyan, küçük düşürücü, yargının saygınlığına hücum edici ifadeleri var, işte bunları kabul etmiyor, çok haksız, yersiz buluyoruz. Bu konudaki tepkimizi her zaman dile getiriyoruz. Türk yargısına sahip çıkmak hepimizin görevi, en başta hükümetin. Hükümet bu görevi yapmayınca bu görevi yapacaklar bulunur. Biz de bunu yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde de Brüksel’de bu saldırılarda, bu haksız suçlamalarda bulunanlarla karşı karşıya geleceğiz ve onlara görüşlerimizi açıkça anlatacağız.
E. Tan : ‘Bu millet hükümeti neden seçti? Sorumluluk hükümetin ama yetki başkasının olur mu? Hani demokrasi? Demokrasiyi koruması gerekenler demokrasiye darbe vuruyorlar. Ekonomi allak bullak oluyor bu tür açıklamalardan sonra. Saygılar’ demiş Emin Sağlam. Ne dersiniz buna efendim?
O. Öymen : Hükümetler gayet tabii ki özgürce faaliyet gösterirler, kendilerini seçen vatandaşların iradesi doğrultusunda. Ama bunu sınırı Anayasadır, hükümetler Anayasayı, hukuku tanımayan bir icraatta bulunamazlar, bütün dünyada böyledir. Ne kadar oy alırlarsa alsınlar. ‘Madem ki halk bizi seçti, her istediğimizi yaparız, yargı da kim oluyor, Anayasa da ne oluyor’ diyemezler. Onun için bunu bilmek lazım; hükümeti seçtiğimiz anda hükümet Anayasa çerçevesinde görev yapmakta özgürdür. Anayasayı ihlal etme özgürlüğü yoktur hükümetlerin.
E.Tan : ‘Ülkemizde demokrasiye tek saygısı olan, kendine oy vermeyenin fikrine de kulak veren parti CHP’dir.’ Aslıcan Kütahya’dan bu mesajı göndermiş.
O. Öymen : Kütahyalı vatandaşlarımız durumun farkında anlaşılan. Sade vatandaş da gayet iyi anlıyor CHP’nin Türkiye’de demokrasiyi, laikliği, çağdaşlığı yaşatmak için verdiği mücadeleyi.
E.Tan : ‘AK Partinin bir tane doğrusu yok mu? Her şeye karşı çıkıyorsunuz. Sırf muhalefet olsun diye. Bence bu gerilimde CHP’nin payı çoktur.’ Hüseyin.
O. Öymen : Her yaptıklarına karşı çıkmıyoruz, bu doğru değil. Mesela sigara yasağı bizce çok doğrudur. Geç kalmıştır ama çok doğru bir karardır. Memleketteki dumanlı havayı dağıtmaya bir ölçüde yardımcı olur ama bakıyoruz ki bu sefer siyaset havası biraz dumanlı oluyor hükümetin öfkesi yüzünden.Çok doğru ama gecikmiş bir karardır, Batı ülkelerinde buna benzer kararlar 10-15 yıl önce alındı. Türkiye geç kaldı ama zararın neresinden dönülse kardır. Destek verdiğimiz buna benzer şeyler vardır.
E.Tan : ‘Hiç mi başka iş yapmadı AK Parti 6 yıl boyunca? ‘ demiş seyircimiz.
O. Öymen : 6 yıl boyunca yaptığı kuşkusuz doğru işler vardır ama yaptığı o kadar büyük yanlışlar var ki o doğruları maalesef unutturuyor. Mesela paradan sıfır atılması bence doğru bir karardır. Buna benzer doğru kararları bulabiliriz. Biz böyle fanatik bir şekilde bu hükümet her ağzını açtığında yanlış iş yapıyor demiyoruz ama yaptığı hatalar o kadar büyük ki, yaptığı doğru işler varsa onları götürüyor. Dürüstlük ve hukuka saygı hükümetin birinci görevidir. Özellikle özelleştirme işlerinde, buna benzer çalışmalarda vatandaşın hükümetten beklediği dürüst bir icraattır.
E. Tan : Yapmadılar mı?
O. Öymen : Yapmadıkları açıkça ortaya çıktı.Sayın Genel Başkanımızın Mecliste geçen gün yaptığı konuşmayı izlediyseniz ATV-Sabah ihalesi konusunda, dünyada bunun örneğini bulmak herhalde kolay değildir. Bu kadar fazla kendinizi karıştırırsanız özelleştirme işlerine veya devlet ihalelerine, bunun altından çıkan sonuç o kadar ağır olur ki bu sigarayı bıraktırma gibi güzel işler gölgede kalır.
E. Tan: ‘Ben de AK Partiye oy verdim ama her istediklerini yapsınlar diye değil. Onları denetleyecek Yargıtay’ın varlığına güvenerek verdim oyumu.’ Ereğli’den Meral adlı seyircimiz bu mesajı göndermiş.
O. Öymen : Meral Hanım’a saygılarımızı ve takdirlerimizi sunuyoruz, gerçeklerin farkındadır. Doğru laf söylüyor, doğru teşhiste bulunuyor.
E. Tan : ‘Ülke ekonomik krizde, esnaf kan ağlıyor ama hem AK Parti hem de CHP krizin adını bile anmıyor, üstünü kapatıyorlar.’ Nermin Metin, Ankara’dan.
O. Öymen : Tam tersi. Biz krizi her gün dile getiriyoruz. Gerçekten ekonomimiz çok kötü durumdadır ve bu uluslar arası alanda yaşanan ekonomik sıkıntılarla bağlantılı sayılamaz çünkü bütün dünya ülkeleri aynı uluslar arası sıkıntıyla karşı kaşıya ama Türkiye’nin rakamları herkesten daha kötü. İşin acıklı tarafı orasıdır. Cari açık, dış ticaret açığı, faiz hadlerinin yüksekliği gibi göstergelerde Türkiye’ye yaklaşan ülke yok. Yani bu kadar kötü bir ekonomik politikanın, icraatın sonuçlarını, acısını şimdi milletçe çekiyoruz. Maalesef ekonomi çok kötü durumdadır. İşsizlik yükselmektedir. Tarım perişandır. Biz çiftçilerin bu derdine tercüman olmak için Haziran ayının başında Urfa’da bir Çiftçi Kurultayı yapıyoruz. Görecekler bakalım CHP çiftçilerin derdiyle ilgileniyor mu ilgilenmiyor mu?
E. Tan : ‘Önder Sav ne zaman hacca gidecek? ‘ diye bir müstehzi bir mesaj var. Bu işlere girmek istemem ama çok komik olduğu için söylemek istedim.
O. Öymen : Genel Sekreterimiz Önder Sav din ve vicdan hürriyetine kadar saygılı olduğunu bütün hayatı boyunca kanıtlamıştır. Onu ayrıca savunmaya ihtiyaç bile duymuyoruz. Kendisi bu konuda çok açık ve net bir tavır içindedir. Dine ve vicdan özgürlüğüne saygılıdır ama laikliğin de yılmaz bir savunucusudur.
E.Tan: ‘Yargı kimin yargısı? Belli bir kesimin yargısı mı? Cemal Durmaz’
O. Öymen : Yargı herkesin yargısı. İşimize gelince yargıya sahip çıkarız, işimize gelmeyince yargıyı suçlarız gibi bir yaklaşım olamaz. Yargının aldığı kararlara, tavrına herkes saygı göstermeli. Baştan da onu söylüyoruz. Yargıyı hedef tahtası haline getiren hiçbir hükümetin başarı şansı yoktur.
E. Tan : ‘CHP’liler Erdoğan fobisine yakalanmış.’ diyor bir seyircimiz. Öyle mi?
O. Öymen : Ona şunu hatırlatalım; acaba Erdoğan CHP’nin desteği olmasa
Başbakan olabilir miydi? CHP’nin desteğiyle Anayasa değişikliği yapılmasaydı Sayın Erdoğan bugün acaba nerdeydi? Onun için biraz daha ölçülü olalım CHP’nin tavrına. Biz hiç kimseye karşı husumet duymayız, hiç kimseye karşı öfke ve nefret duymayız ama hükümetin de Başbakanın da yanlış icraatını eleştirmek bizim hakkımız. Müsaade ederseniz size bir örnek vereyim; ifade özgürlüğü konusunda bizi tutucu olmakla eleştiriyorlar. Sayın Başbakanın icraatının ilk 4 yılında 63 gazeteciyi ve karikatüristi mahkemeye verdiğini biliyor musunuz? CHP Genel Başkanı hiçbir gazeteciyi mahkemeye vermedi ama Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Başbakan 63 gazeteciyi mahkemeye verdi. Eleştirilere hangimiz daha tahammüllüyüz? Hangimiz daha demokratiğiz? Hangimiz daha Avrupalıyız acaba?
E. Tan : ‘Krizlerin efendisi CHP önce Atamızı bile seçimlere alet etmesine rağmen neden yıllardır halkın oyunu alarak iktidar olamıyor? Bunu hiç mi görmüyorsunuz? Halktan hala kopuksunuz. Sigara yasağını geçmişte siz niye çıkarmadınız?’ Kayseri’den Hasan Oral bu mesajı göndermiş.
O. Öymen : Kayseri’den böyle mesajlar gelmesi bizim için çok şaşırtıcı olmuyor. Kayseri’nin özel bir durumu olduğunu herkes biliyor. Yine de Kayserili vatandaşlarımıza çok saygılar sunuyoruz. Onların da çoğunluğunun yakında CHP’yi doğru olarak yorumlayacaklarına inanıyoruz. Aslında biz krizleri yaratan taraf hiç olmadık. Krizleri yaratılmasında sorumlu olanları eleştiriyoruz, doğrudur ama krizi biz yaratmıyoruz. Krizi muhalefet yaratmaz hiçbir ülkede. Krizi iktidarların yanlış politikaları yaratır. İkincisi, bizim Atatürk’ü istismar ettiğimiz söz konusu bile değil. Üçüncüsü, CHP’nin son yıllarda kaç defa iktidar olduğunu unutmuş gözüküyor arkadaşımız. CHP’nin veya başka sol partilerin.. Bunlar doğru şeyler değil.
E. Tan : Yani ‘CHP’yi iktidara getirdiniz mi ki’ diye mi soruyorsunuz ?
O. Öymen : Hayır, geldi kaç defa. İktidar ortağı oldu, koalisyon ortağı oldu. Bizim eski Genel Başkanımızın başkanlığındaki parti yıllarca hükümet etti Türkiye’de. Eski Genel Başkanımız Başbakanlık yaptı daha önce. Bizim Genel Başkanımızken kaç defa Başbakanlık yaptı. Yani halkın bizi hiç iktidara getirmediği doğru değil ama merkez sağ çökünce onun yerini alan daha çok dinci eğilimli bir siyasi parti maalesef Türkiye’deki dengeleri değiştirdi. Bu gerçeği görüyoruz. Onların da yüzde kaç oy aldığını merak edenler varsa seçmen sayısıyla o partinin aldığı oyu kıyaslayarak halkın ne kadarının onları desteklediğini görebilirler.
E. Tan : ‘Bravo! Yargının içine iyi yerleşmişsiniz. Madem halkın önemi yok, niçin seçim yapılıyor?’ İbrahim Adana’dan bu mesajı göndermiş. Yargını içine CHP mi yerleşmiş, CHP mi solcular mı hakim?
O. Öymen : Bu mümkün olabilir mi? Yargıçları ve savcıları seçen kurul var; Hakimler ve Savcılar Yüksel Kurulu. Bunun başkanı Adalet Bakanı, biz miyiz? İçinde Adalet Bakanlığı Müsteşarı var, biz mi tayin ettik? O bakımdan muhalefetin en küçük bir rolü yok yargıçların ve savcıların tayininde. Ama biz inanıyoruz ki, yargıçlarımız da savcılarımız da görevlerinin gerektirdiği tarafsızlığı sonuna kadar sürdürecek yürekliliğe sahiptirler.
E. Tan : ‘CHP cumhuriyetin sigortasıdır. Ülkemiz artık türbanla Köşkte temsil edilmektedir. CHP tek kurtuluş yoludur.’ Samsun’dan Remzi adlı seyircimiz.
O. Öymen : Doğrudur. İktidarın sigortası attığından beri bizim sigorta olmamız büsbütün önem kazandı.
E. Tan : ‘Milletin değerleri dışındaki değerleri savunarak Atatürkçü mü olunuyor? 70 yıldır yaptıklarınızı Atatürk görseydi önce CHP’yi kapatırdı.’ Demiş Zeki adlı seyircimiz.
O. Öymen : Böyle şeyleri abartılı buluyoruz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Atatürk’ün kurduğu partiyiz. Atatürk’ün çizgisinden hiç ayrılmadık. O bakımdan Atatürk adına CHP’yi eleştirmek biraz tuhaf oluyor. CHP’nin hiçbir icraatını gösteremezsiniz ki Atatürk’ün ilkeleri, hedefleri doğrultusunda olmasın.
E. Tan : ‘Yargı AKP tarafından kuşatılmaya çalışılıyor, deniyor. Yoksa yargıyı kuşatmaya çalışan taraf CHP mi? ‘ Murat Gündüz sormuş.
O. Öymen : Bunun ölçüsü gayet açık. Eğer yurtdışından adalete yönelik gelen çok ağır suçlamalara karşı hükümet sesini çıkartmıyorsa o zaman görevini yapmıyor demektir. Adaleti haksız eleştirilere, suçlamalara karşı korumak hükümetin görevidir. Hükümet maalesef bu görevi yapmadığı gibi yurtdışından gelen bazı haksız suçlamaları teşvik ediyor, onlardan memnuniyet duyduğunu açıklıyor. Yanlış olan budur. Maalesef basında da bazı kalemler yurtdışında Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup bakanların yargıya yönelik dış suçlamaları tahrik edecek şekilde ikna edilmelerini bir başarı olarak nitelendiriyorlar. Hazin tablo budur. Hiçbir ülkenin hükümeti yurtdışından kendi yargısına yönelik suçlamaları teşvik etmez.
E. Tan : ‘Biz AB’ye üye olmaya çalışıyoruz. Üye olursak bunlar olacak; biz onları eleştireceğiz, onlar bizi eleştirecek. Bu normal değil mi?’
O. Öymen : Eleştiriler normal. Eleştiriye hiçbir itirazımız yok ama haksızlıklara,çifte standartlara, hakarete itirazımız var. Bir ülkeye hakaret edemezsiniz. Kalkıyor bunlardan bir tanesi mesela bir süre önce verdiği demeçte ‘Türk Ordusu PKK’lıları zevk için, itibar kazanmak için öldürüyor’ diyor. Son günlerde gazetelerimizin çarşaf çarşaf yer ayırdıkları bir yabancı politikacı, Parlamento Komisyonu Başkanı Lagendijk. Onun üzerine o zaman nasılsa Cemil Çiçek ona tepki gösterdi, bu kadar haksızlık yapamazsınız diye, biz de tepki gösterdik. Bu insanlar kendi ülkelerinde kaç oy almış, kendi ülkelerinin gazetelerinde onların sözleri yayınlanıyor mu, bunu kimse sormuyor. Bizi bu kadar suçlayan insanın Hollanda’da partisinin aldığı oy %4,06. Kendisi Avrupa’nın sözcüsü gibi kalkıp ‘CHP Avrupa Birliği’ne karşıdır, ben AKP’ye oy vermezdim’ diyor. Sanki Türkiye’de kimin iktidar olacağına, kimin olmayacağına o karar verecek. Bir parti arıyormuş Türkiye’de kendi gönlüne göre. Bunlar yanlış.
“Türkiye’deki filanca kanun AB’nin şu kanununa, şu kuralına aykırıdır” deseler, buna itirazımız olmaz. “Hiçbir Avrupa ülkesinde Türkiye’deki gibi milletvekili dokunulmazlığı yok, kaldırın”. Bu doğru bir eleştiri, biz de paylaşıyoruz. “Hakimler ve Savcılar Kurulu’ndan Adalet Bakanını, Adalet Bakanı Müsteşarını çıkarın” diyorlar, buna da katılıyoruz. “Kadın hakları konusunda Türkiye geride kaldı” diyorlar. Aile içi şiddete itiraz ediyorlar. Bunlara hiçbir şey dediğimiz yok, tam tersine biz de paylaşıyoruz. Ama kalkıp da Türkiye’de yargı organının yaptığı iş saçmadır, dedikleri zaman buna tepki gösteriyoruz. “Bu bir yargı darbesidir” dedikleri zaman buna tepki gösteriyoruz. Yalnız Lagendijk değil tabi, başkaları da var. Bir tek onu hedef yapmak da doğru değil. Bazı başka Avrupalı yetkililer de böyle ölçüyü, endazeyi aşan, hakarete varan suçlamalarda bulunduğu zaman, Başsavcının, Anayasa Mahkemesi’nin mesleki haysiyetine dokunacak sözler söyledikleri zaman tabii ki buna tepki göstereceğiz. Hükümetin yapmadığı işi biz yapıyoruz. Bu hükümetin görevi. Diyemiyorlar ki, “bu bizim meselemiz, bizim partimizin yargıyla arasındaki mesele, siz karışmayın”. Bunu demeye cesaretleri yok. Kim bunu yapardı şimdiye kadar? Bizim Genel Başkanımız mahkemeye çıkarılmadan göz altına alındı, aylarca göz altında tutuldu, yıllarca keyfi kararlarla siyasetten uzak bırakıldı. Gidip bir kere Avrupalılardan şefaat istedi mi? Demirel, Türkeş, Erbakan istedi mi? Kim istedi? Ecevit istedi mi? Hiçbiri yabancılardan şefaat istemediler uğradıkları haksızlıklardan kurtarılmak için. İlk defa bunu yapıyorlar. Üstelik daha ortada mahkumiyet falan yok, mahkemeye verilmelerini dünyanın en büyük dramı haline getirdiler. Avrupa’da kaç partinin kapatıldığını bilmiyorlar. Avrupa ülkelerinin Anayasalarında parti kapatmanın bulunduğunu bilmiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’de kapatılan partiyle ilgili kararı onayladığını bilmiyorlar. Hiçbir şey bilmiyorlar veya bilmez gözüküyorlar ve yabancılardan destek alarak kendilerini yargı denetiminden kurtarmaya çalışıyorlar.
E.Tan : İyi ama dram değil mi? %47 oy almışlar canım.
O. Öymen : %47 oy alanlar için özel bir kanun maddesi yok. Dünyanın hiçbir ülkesinde yüzde şu kadardan fazla oy alanlar yargı denetiminden muaftır diye bir kural yok. Şu da unutulmasın; Nixon halkın çoğunluğuyla Cumhurbaşkanı oldu ama yaptığı bazı yanlış icraatlar dolayısıyla görevini bırakmak zorunda kalmıştı. Başkan Clinton yargılanmıştı Amerika’da halkın büyük çoğunluğunun oyunu alarak Cumhurbaşkanı olduğu halde. Valérie Giscard D’Estaing Cumhurbaşkanı olmadan önce işlediği bir suç dolayısıyla Cumhurbaşkanı olduktan sonra hakim önüne çıkıp, yargılanmıştı. Dünyada bunların örneği çok; ama hatırlamak isteyen yok.
E.Tan : Peki, çok teşekkür ediyoruz efendim katıldığınız için programımıza, kolaylıklar diliyoruz size.
O. Öymen : Estağfurullah, ben teşekkür ederim.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.