OLay TV – 2008 Yılının Değerlendirilmesi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Bursa Olay TV’ye Verdiği Mülakat
31 Aralık 2008

 

Sunucu: Sayın Öymen yayınımıza hoş geldiniz efendim.

Onur Öymen: Hoş bulduk efendim.

Sunucu: Sayın Öymen, 2008 yılını dış politika, iç politika ve ekonomi alanlarında değerlendirecek olursak sizce Türkiye nasıl bir yıl geçirdi?

Onur Öymen: 2008 yılı Türkiye için kayıp bir yıl olmuştur. Başta terörist saldırılar olmak üzere bu yıl vatandaşlarımız büyük acılar çektiler ve can güvenlikleri korunamadı. Hükümet kararlı bir politika izleyemediği ve gerekli önlemleri alamadığı için terörü tasfiye edecek yöntemleri yeterince uygulayamadı. Bu nedenle terörist saldırılar çok sayıda insanımızın hayatına mal oldu. Bunu derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. AKP İktidarı iş başına geldiğinde durum böyle değildi. O zamanlar terör nerdeyse bitme noktasındaydı. İzlenen kararsız politikalar sonucunda maalesef terör yeniden can almaya başladı ve bunu büyük bir kaygı ve üzüntüyle izliyoruz.

Ekonomik alanda ise Türkiye, dünya krizi ile izah edilemeyecek bir sıkıntı içine girdi. Fabrikalarımız birer birer kapanıyor. Bundan önceki yıllarda da ekonomide hızlı bir düşüş görüyorduk. Mesela krizin daha başlamadığı 2007 yılında Bursa’da 40 bin işçi işini kaybetmişti. 2008 yılında bu durum artarak devam etti ve elimizdeki bilgilere göre işini kaybedenlerin sayısı yaklaşık olarak 60 bine ulaşmıştır. Hem Bursa’da hem de Türkiye’nin başka şehirlerinde fabrikalar teker teker kapanmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye krizden kurtulmak için IMF’ye başvurma yolunu seçmiştir. Oysa dünyadaki pek çok ülke IMF’nin acı ilacını içmeden krizle başa çıkma yolunu bulmaya çalışmaktadır. Avrupa’da, kriz dolayısıyla IMF’ye başvuran sadece dört ülke vardır. Bunlar İzlanda, Sırbistan, Macaristan ve Türkiye’dir. İşte bu durum Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntıyı ortaya koyuyor.

Ekonomik alanda öyle bir sıkıntı içindeyiz ki, sadece Bursa’da 6 bin civarında esnafımız kepenk kapatmak zorunda kalmıştır. Kepenk kapatan esnaf sayısında bir yıl öncesine nazaran yüzde 50 artış vardır. Tüm bunlar çok sıkıntılı bir dönemin yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu sıkıntıları sadece dünyadaki krizle izah etmek kabil değildir. Bu sorunların esas sebebi kötü yönetimdir. Türkiye dünyanın en zengin 17. ülkesidir ama kişi başına düşen milli gelirde dünya ülkeleri sıralamasında 77. sıradadır. Zengin bir ülkenin fakir çocukları olmamızın tek sebebi de ülkemizin kötü yönetiliyor olmasıdır. İşte bu talihsiz tabloyu mutlaka değiştirmeliyiz. Biz bu konuda iyimser düşünüyoruz. Halkımız bu gerçekleri görüyor ve inanıyoruz ki, önümüzdeki yerel seçimlerden başlamak üzere Türkiye’de büyük bir değişim rüzgarı esecektir.

Bursa buna öncülük edecektir. Bursa’nın daha çağdaş ve uygar bir kent olması ve yoksulların gözetilmesi için belki de şehre bir hanım eli değmesi gerekiyor. Sanıyorum ki, Bursa yerel seçimlerde iyi bir sınav verecektir. Türkiye’nin en zengin illerinden biri olan Bursa’da resmi verilere göre 430 bin vatandaşımız yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Bu gerçekten son derece üzüntü verici bir tablodur.
2008 yılında dış politikada da maalesef iyi bir yıl geçirmedik. Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz tökezliyor ve gün geçmiyor ki bir engelle karşılaşmayalım. Türkiye ile aynı gün müzakerelere başlayan Hırvatistan, muhtemelen 2009 yılında tüm müzakereleri açarak çok kısa bir zaman içinde AB üyesi olacaktır. Türkiye ise Hırvatistan’ın çok gerisinde kalmıştır. Hükümet bu konuda da maalesef gerekli çalışmaları yapamamıştır.

Biz CHP olarak Avrupa Birliği’ne bir an önce üye olmak için çaba gösteriyoruz ama İktidarın aynı gayreti gösterdiğini göremiyoruz. Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde 114 kanun çıkarmaları gerekirken yalnızca 19 kanun çıkarabildiler. İşte bu da Avrupa Birliği ile ilişkilerimizdeki durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Ermenistan’la ilgili gelişmeler ise hepinizin malumu; Ermenistan atalarımızın soykırım yaptığı iddiasıyla dünyayı ayağa kaldırıyor. Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal ettiler, 30 bin Azeri soydaşımızı öldürdüler ve bir milyon Azeri vatandaşını göçmen haline getirdiler. Bütün bunlara rağmen Cumhurbaşkanımız Ermenistan’ı ziyaret etti. Bu çok yanlış bir politikadır. Bu ziyaretten sonra Ermenistan hiçbir olumlu adım atmadığı gibi Azeri toprağı olan Yukarı Karabağ’ın bağımsızlığını ilan edeceğini açıkladı.

Kıbrıs konusunda da çok tehlikeli bir gelişme içindeyiz. Hangi konuların görüşüldüğünü bilmediğimiz gizli görüşmeler yürütülüyor. Anlaşılan o ki, Kıbrıslı Türkleri ikinci sınıf insanlar ve azınlık haline getirecek bir süreç başlamıştır. Kıbrıslı Rumlar, Türkleri egemen eşit haklara sahip bir toplum olarak görmüyor ve hiçbir taviz vermiyorlar. 2009 yılında Kıbrıs konusunda çok sıkıntılı bir sürece gireceğimizi düşünüyorum. Kıbrıs, maalesef Girit gibi adım adım elimizden çıkmaktadır.

Genel tablo budur ama kötümserliğe kapılmamak gerekir. Türkiye, geçmişte çok daha kötü koşullardan çıkıp daha mutlu bir geleceğe yürümenin yolunu bilmiştir. Şimdi de bunu yapacak gücümüz, irademiz, birikimimiz ve kadrolarımız vardır. Yerel seçimler müspet yöndeki bu atılımın öncüsü olacaktır. İnanıyoruz ki, Türkiye’yi dünyaya karşı mahcup eden yolsuzluklar da geride kalacak ve yolsuzlukların önüne geçerek bunları engelleyeceğiz. Türkiye’yi halkımızın hak ettiği çağdaş, uygar insanlık düzeyine taşıyacağız. El ele verip, hiçbir etnik veya dini ayrım gözetmeden birlik içinde Türkiye’yi bu sıkıntılı dönemden çıkaracağız. Buna güveniyorum, inanıyorum ve bu vesileyle de Bursalı hemşehrilerimize içten saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.