ATA TV – Terörle Mücadele Yükse Kurulunun Toplanması Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ATA TV’ ye verdiği mülakat
9 Ekim 2007

Sunucu: Türkiye, 2 günde 15 şehit verdi, peki ne olacak bu terör ne zaman duracak? Terörü durdurmak için ne yapmak lazım? 2002’ye kadar ses çıkarmayan terör 2002den sonra neden hortladı ve Türkiye’nin başına musallat oldu? Bugün özel programımızda stüdyo konuklarımız arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen de burada.

Bugün, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplandı, toplantıdan sonra yapılan açıklamada gerektiğinde sınır ötesi operasyon da dâhil olmak üzere terörle mücadele için gerekli kurum ve kuruluşlara gereken yetkilerin verildiği söylendi. Bugün ayrıca AKP MYK’sı da toplandı, MYK’dan sonra yapılan açıklamada da sınır ötesi operasyon için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun zamandır istediği tezkerenin meclis yolunda olduğu yönünde bir açıklama yapıldı, bu siyasi olayın değerlendirmesini ilk olarak Sayın Öymen’den alalım, nasıl karşılıyorsunuz?

Öymen: Bu, doğru yolda atılmış bir adımdır, ama geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki; meclisten yetki istenmesi işin sadece bir safhasıdır, bu yetkiyi aldıktan sonra kullanabilecek misiniz, nerede, ne zaman ne ölçüde kullanacaksınız bunu göreceğiz, çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı aynı şekilde terörle mücadele için kuzey Irak’a asker göndermek amacıyla birincisi 20 Mart 2003 tarihinde, öbürü de 7 Ekim 2003 tarihinde iki defa meclise tezkere ile müracaat etti, her ikisinde de meclisten yetki aldı, ama her ikisinde de bu yetkiyi kullanamadı. O bakımdan, umarım ki bu defa daha ciddi bir yaklaşımla meseleleri ele alırlar, ama geçmiş tecrübeleri tekrarlayacaklarsa o zaman sadece kamuoyunu tatmin etmek için atılmış bir adım niteliği taşıyacaktır.

Sunucu: Bu çok önemli, “kamuoyunu tatmin etmek için atılmış adım” bugün Sayın Devlet Bahçeli de bir açıklama yaptı, meclis grup konuşmasında “Ne zaman terörle mücadele gündeme gelse, Amerika’da hemen Ermeni paketi temsilciler meclisinin gündemine gelir” dedi. Acaba Türkiye’nin bir anlamda, amiyane tabirle, gazı mı alınmak isteniyor?

Öymen: Valla Amerika’nın Türkiye’nin kuzey Irak’a müdahale etmesine karşı olduğu biliniyor öteden beri. Bunu defalarca ve her düzeyde açıkladılar. Son olarak Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliği bu son olaydan sonra bile bir açıklama yaparak bunun kendilerince doğru olmadığını, bir müdahaleye taraftar olmadıklarını ifade ettiler. Peki o zaman neyi öneriyorlar? Türk oturacak ve ne zaman yeni bir saldırı olacak ellerini kollarını kavuşturarak bekleyecek. Bu mudur Amerika’nın Türkiye’ye önerisi? Kendi stratejileri nedir terörle mücadelede? Amerika’da biliyorsunuz bir İç Güvenlik Bakanlığı kuruldu 11 Eylül saldırılarından sonra, İç Güvenlik Bakanlığı’nın arası çok yakın bir işbirliği mekanizması oluşturuldu ve bir strateji tespit edildi, bu strateji diyor ki biz Amerika’ya yönelik terörist eylem yapacak teröristlerin Amerikan topraklarına adım atmasından önce onları yakalayıp durduracağız ve cezalandıracağız, Amerikan topraklarına girmelerine izin vermeyeceğiz diyor. Biz de aynı şeyi söylüyoruz, biz bu teröristleri Türk topraklarına girmeden engelleyebilirsek bu mücadelede başarılı olabiliriz, yoksa Türk topraklarına girmiş, eylemini yapmış, insanlarımızı öldürmüş, sonra kaçmış, peşinden koşup yakalayacağız… En doğrusu sınır güvenliğini sağlayacak şekilde daha önceki hükümetlerin yaptığı gibi sınırın hemen güneyine yeterince asker sevk etmektir ve esasen o bölgede bulunan teröristlerle mücadele etmektir. Şimdi hükümetin bu defa atacağı adım bu sonucu doğuracak mı doğurmayacak mı, biz neticeyi görmeden bu konuda kesin bir yargıya varmak istemiyoruz, bir değerlendirme yapmak istemiyoruz. Önce bir sonucu görelim, ondan sonra görüşümüzü açıklarız. Tezkerenin çıkacağı belli, hükümet bunu isterse, biz de bunu destekleyeceğimizi söylüyoruz, başka partilerin de zannediyorum desteklemesi söz konusu, tezkerenin çıkması sorun olmaz; mesele çıkan tezkere uygulanacak mı uygulanmayacak mı; çünkü bu gibi tezkerelerde zamanı, süresi, kapsamı hükümetin takdirine bırakılmak üzere diye yazar ve böyle yazdığı zaman hiç kullanmayabilir o yetkiyi. Demin de söylediğim gibi nitekim geçmişte bunu hiç kullanmadılar. O zaman biz ne bileceğiz hükümetin bu tezkereyi alınca gerekli adımları atacağını?

Sunucu: Bu konuda tezkerede bir ifade netliği mi olması gerekli?

Öymen: Hayır, ifade netliği olmuyor hiçbir zaman ama hükümetlerin kararlı olup olmadığına göre uygulama değişiyor, eğer hükümet kararlıysa bu yetkiyi aldıktan kısa bir süre sonra bunu hayata geçirir. Kararlı değilse o zaman uzun süre hiçbir şey yapmaz, süresi biter, tezkere sürelidir çünkü. Geçen defa 20 Mart 2003teki tezkere 6 aylık süre için geçerliydi, 6 ay geçti hiçbir şey yapamadılar. 7 Ekim’deki tezkere bir yıl geçerliydi, bir yıl geçti bitti hiçbir şey yapamadılar. Ve bu arada ikinci tezkere çıktıktan bir ay sonra Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell şimdiki cumhurbaşkanımız o zamanki Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül’e bir telefon ederek kuzey Irak’a asker göndermesine karşı bir tavır almış, ertesi sabah Dışişleri Bakanlığı sözcüsü durumu yeniden değerlendirdik filan diyerek Türkiye’nin bir müdahale yapmayacağının işaretini de vermişti, bütün bunları yaşadık, biliyoruz. Ama artık Türkiye’de terör o hale geldi ki böyle sözlerle geçiştirilecek bir durum değildir. Böyle içi boş tezkerelerle geçiştirilecek bir durum değildir; Türk milleti kararlı adımlar atılmasını istiyor.

Size iki cümle söyleyeyim, madde bir; Kuzey Irak’taki terör olgusunun dünyanın hiçbir yerinde örneği yoktur. Niçin? Dünyanın neresinde bir terör örgütü varsa, aynı yerde o terör örgütüyle mücadele etmekten sorumlu bir güç vardır. Ne Güney Irak, ne Amerika ne de Kuzey Irak’taki yerel güçler. Şimdi böyle bir sıkıntı var. Madde iki; efendim sınır ötesi operasyon yararlı mıdır yararsız mıdır filan. Değerli komutanlarımız çok iyi bilir, onların sahasına girmeyeyim ama Alman GSG9 komandoları var, bunlar terörle mücadele için kurulmuşlar. Onların başında General Wegener vardı; bana kendisi bizzat söyledi, dedi ki “Terörle mücadelenin altın anahtarı şudur: Hiçbir terörist hiçbir yerde yarım saatten fazla kendini güvenlik içinde hissetmeyecek.” Kuzey Irak’taki teröristler kendilerini yıllarca güvenlik içinde hissediyorlar. Madde üç; hükümetin kararlılığı lazım. Şimdi bizim en büyük sıkıntımız hükümette kararlılık olmaması. Kararlılık olmamasının da ötesinde yapılanlara bakın, terörle mücadele için bulunan yöntemler: eve dönüş yasası. Yani hapisteki teröristi çıkarıyorsunuz, dağdaki teröristi indiremiyorsunuz. Bu da hükümetin getirdiği terör yasasıyla oluyor. Terörle Mücadele Kanununun altıncı maddesi: bir terör örgütünün kurucusunun pişmanlık yasasından yararlanmasına imkan veren madde. Sonra bizim eleştirilerimiz üzerine çektiler. Yani PKK örgütünün başkanını affediyor adam. Yaklaşım bu. Madde üç; 23 Eylül 2003 tarihinde Dubai’de bir anlaşma imzalıyorlar Amerika ile, bir milyar dolar hibe karşılığında Türkiye Kuzey Irak’a asker göndermemeyi taahhüt ediyor. Şimdi siz bu yaklaşımdan ne beklersiniz? Ve bu kadar sene meclisten yetki alamıyor, aldığı zaman da uygulayamıyor. Şimdi siz terörle mücadelede bu kadar kararsız bir siyasi iktidardan nasıl bir sonuç beklersiniz? Neymiş, yabancı ülkeler ne derler? Eğer siz sınırınızı korumak için size saldıran teröristlerle mücadele için başka bir ülkenin icazetini bekliyor iseniz bu oyunu başından kaybetmişsiniz demektir. Hiçbir ülke kendine yönelik saldırıyla mücadele etmek için başkalarından izin almaz. İşin özeti budur ve Türkiye’ye yönelik terörü çok iyi tahlil etmek lazımdır, ne zaman başladı nasıl gelişti bunları düşünmeden hiçbir yere varamayız, Türkiye’ye yönelik terör 1975 yılında, organize terör Kıbrıs olaylarından sonra başlamıştır, işin esası budur.

Sunucu: Çok teşekkür ediyorum.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.