ATA TV – Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ATA TV’ye verdiği mülakat
13 Ağustos 2007

Sunucu: Adaylık başvurularında son 7 güne girildi. Türkiye yeniden kritik bir haftanın içerisinde ve tüm Türkiye AKP’nin hala AKP’nin bu konudaki tavrının netleşmesini bekliyor. Bu duruma eğer gecikme diyebilirsek bunu durumu neye bağlıyorsunuz?

Öymen: Sayın Başbakan bu konuda bir tavır almıştır. Halka bir taahhütte bulunmuştur ve Cumhurbaşkanının bir uzlaşmayla seçileceğini söylemiştir. Şimdi bu tutumun arkasında durmakta zorlandığı anlaşılıyor. Şu veya bu nedenle bu tutumunu tekrarlayamıyor. Birkaç defa bunu söyledi. Neticede geçmişteki krize yol açan kötü tecrübenin sonucunda şimdi yapılması gereken şey Başbakanın ana muhalefet parti lideriyle diğer muhalefet liderleriyle oturup bir isim üzerinde bir uzlaşmaya varmasıdır. En makul çözüm bu. Fakat nedense basına da sürekli yansıyan hava böyle bir uzlaşmayla değil de yine bir dayatmayla Cumhurbaşkanı seçileceği doğrultusundadır. Belki bir iki göstermelik aday çıkacak ortaya ve diyeceklerdir ki ilk turda bunlar az oy aldı ve çekiliyorlar adaylıktan. Bu tam bir oyun. Yani uzlaşma böyle olmaz. Uzlaşma: liderler oturacak ve Cumhurbaşkanının nasıl bir niteliğe sahip olması gerektiği üzerinde anlaşacaklar. Sonra isimleri tartışacaklar ve bir isim üzerinde mutabakata varacaklar. Uzlaşma böyle olur. Yoksa böyle tekli dayatma yerine çoklu dayatmaya uzlaşma demiyorlar. Ne yazık ki Başbakan bu konuda yeterince açık ve kamuoyunu tatmin edici bir şekilde hareket edemiyor. Bir tereddüt içinde olduğu izlenimini veriyor. Türkiye’deki dengeleri görüyor mu görmüyor mu ne kadar görüyor onu da bilmiyoruz ama Türkiye’de Meclis içinde bu işi bir uzlaşmayla halletmeliyiz. İşin çıkış yolu budur.

Sunucu: Yani içinde Gül’ün de isminin bulunduğu bir listeyle ola ki CHP’ye gelinirse eğer siz bunu uzlaşma olarak kabul etmiyorsunuz?

Öymen: Bir kere Sayın Gül’e niçin itiraz ettiğimizi defalarca anlattık. Her gün tekrarlamak istemiyoruz ama bir cümleyle özetlemek gerekirse: biz Sayın Gül’ün daha önceki beyanlarından, yazdığı yazılardan, yaptığı konuşmalardan kendisinin Cumhuriyet değerlerini, Atatürk’ün ilkelerini, laikliği özümsemediği izlenimini kuvvet içinde taşıyoruz. O kadar çok şey var ki bunu kanıtlayan hep inkâr ediyor. Onu dememiştim, bunu dememiştim, yabancı basın bunu yalan yazmış, o yalan yazmış, herkes yalancı. Kimse Gül’ün sözlerini doğru yansıtamıyor. Herkes yalan söylüyor. Şimdi bu doğru değil. Yani bu kadar izlenim uyandırdıysanız demek ki sizin tutumunuz bu aksi yönde bir söze hiç rastlanmadı. Yani Türkiye’nin Cumhuriyet değerlerine sizin sıkı sıkı bağlı olduğunuza dair sizin geçmişte bir sözünüze biz rastlamadık. O zaman kalkıp da bu nitelikteki bir insanı Atatürk’ün koltuğuna oturtacaksınız. Biraz fazla olmuyor mu? Toplumumuzda gerçekten birbirimize saygı duyacaksak hep birlikte Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkmamamız gerekir. Aksi takdirde birbirimizi zorlayarak efendim demokrasinin gereği budur. Yani demokrasinin gereği Atatürk’ün ilkelerine karşı bir insanı Atatürk’ün koltuğuna oturtmak mıdır yoksa diğer ülkelerde olduğu gibi bir uzlaşma arayışı mıdır ve halkın büyük çoğunluğunun benimseyeceği, içine sindireceği bir insanı oturtmaktır? Zannediyorum ki doğrusu budur ve biz böyle bir uzlaşmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz. Muhalefet olsun diye bunları söylemiyoruz. Toplumda yeni gerginlikler olmasın diye söylüyoruz. Yani bir uzlaşmadan kaçmanın gerekçesi ne olabilir? İlla ben kendi adamımı dayatacağım. Dayatırsanız toplumu sıkıntıya sokarsınız, ülkeyi sıkıntıya sokarsınız. Size şu kadar insan oy vermiş. Tamam. Ama bu kadar insan da daha fazlası da vermedi. O zaman size oy veren insanların iradesi budur diye dayatarak ki onların da Sayın Gül için oy verdikleri iddiası gerçeksi değil. Hepimiz bildiği gibi pek çok neden var. Peki, o zaman, siz netice itibariyle halkın çoğunluğunu temsil etmeyen bir oya dayanarak nasıl olur da halkın büyük bir çoğunluğunu benimseyemeyeceği bir adayı dayatabilirsiniz?

Sunucu: CHP olarak uzlaşmadan yana olduğunuzu yineliyorsunuz.

Öymen: Evet, biz uzlaşmadan yanayız. Demokrasi bir uzlaşma rejimidir. Onu bir kere daha hatırlatıyoruz. Toplumumuzda gereksiz gerginlikler yaratmayın. Türk halkının gerginliğe ihtiyacı yoktur.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.