ATA TV – Anayasa Mahkemesinin AKP Hakkında Verdiği Karar

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ATA TV’ye Verdiği Mülakat
1 Ağustos 2008

Sunucu: Merhaba sevgili izleyicilerimiz. Yüksek Mahkemenin AKP’nin kapatılmaması yönünde vermiş olduğu kararı, daha sonra yapılan açıklamaları ve tepkileri şu anda stüdyo konuğumuz olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen’le değerlendireceğiz. Hoş geldiniz efendin yayınımıza. Böyle bir kararı bekliyor muydunuz?

Onur Öymen: Hoş bulduk efendim. Biz bu kararın içeriği hakkında başından beri hiçbir yorumda bulunmadık ve Mahkemenin alacağı karara saygı göstereceğimizi söyledik. Şimdi bizim esas beklentimiz İktidar Partisinin bu karara uymasıdır. Kararın bu şekilde çıkacağını beklemek veya beklememek bizim işimiz değil ama şimdiki beklentimiz, İktidarın bu kararı dikkate alarak bundan sonraki politikalarını değiştirmesidir. Mahkemenin kapatma kararı vermemiş olması, İktidarın aklandığı anlamına gelmiyor. Tam tersine İktidar kusurlu bulunmuştur. İktidarın laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu tespit edilmiştir ve ceza verilmiştir. Çok açık bir farkla 11 üyeden 10’unun oyuyla bu kararlar alınmıştır.

Bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Başbakan “Yola devam” diyor ama aynı yola devam edemez. Çünkü aynı yola devam ederse Anaysa Mahkemesi Başkanı’nın söylediği gibi yeniden Cumhuriyet Başsavcısı tarafından bir dava açılabilir ve yargı yolu tekrar açılabilir. O açıdan bu Mahkeme kararı, bir anlamda bir sarı kart gibidir. Hükümet aynı yola devam ederse yeni bir sarı kart alabilir, bu sefer bu kırmızı karta dönüşebilir. Dolayısıyla Hükümetin bundan sonra dikkatli bir politika izlemesi gerekiyor.

Başbakanın “Biz şimdiye kadar laiklik karşıtı hiçbir şey yapmadık” sözleri, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı tanımamak, dikkate almamak anlamına gelir.Aslında söylemesi gereken şuydu; “Biz bu kararı değerlendireceğiz, gereğini yapacağız.” Sadece bunu söylemiş olsaydı herkes alkışlayacaktı. Ama “Yola devam edeceğiz.” dedi. Hangi yola devam edeceksiniz? Aynı yola devam ederseniz kendinizi yine aynı yerde, Mahkemenin önünde bulursunuz. Bu yüzden yolu değiştireceksiniz. İktidara düşen görev budur. Biz de izleyeceğiz, kamuoyu da izleyecek, öyle anlaşılıyor ki Cumhuriyet Başsavcısı da izleyecek. Bundan sonra artık AKP şimdiye kadar izlediği politikaları sürdüremeyecektir. Sürdürmemesi gerekir. Bizim görüşümüz, değerlendirmemiz budur.

Sunucu: Kararı şöyle yorumlamak mümkün müdür: 6 üye kapatılması yönünde oy kullandı ki, biliyorsunuz bu süreçte hem içeride hem dışarıda Türkiye’nin Yargı bağımsızlığı tartışılıyor ve Anayasa Mahkemesi üyelerini etkileyecek şekilde ifadeler kullanılıyordu. “AKP kapatılırsa ekonomi çöker, siyasi bir boşluk ve kaos yaşanır” şeklinde yorumlar vardı. Bu kararla birlikte, 6 üyenin de kapatılması yönünde oy kullanmasıyla Türk Yargısı bağımsızlığını kanıtladı diyebilir miyiz?

Onur Öymen: Bu konuda, yurt içinde ve yurt dışında Yargı üzerinde gerçekten çok büyük baskılar oldu. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın “Dünyadaki ve Türkiye’deki durumu da dikkate almak zorundaydık” yolundaki sözlerini dikkatle kaydettik. Anayasa Mahkemesi’nden beklenen, sadece hukuka ve Anayasaya göre karar vermesidir. Halbuki yabancılar, Mahkemenin, bu kararın doğurabileceği sonuçları da dikkate almasını istediler. Türkiye- AB ilişkileri vs. Bu çok yanlış bir şeydi.

Dikkatimizi çeken nokta şudur ki; Yargıtay Başsavcısı bu davayı açtığında bazıları dediler ki “Bu bir siyasi davadır ve hukuk darbesidir.” Fakat öyle anlaşılıyor ki Mahkeme, Başsavcının iddialarını haklı bulmuş ve bu partiyi laiklik karşıtı eylemlerin odağı saymıştır. Davanın açılması 2’ye karşı 9 oyla kabul edilmişti, oysa çıkan kararda 10’a karşı 1 oyla AKP suçlanmıştır. Demek ki başlangıçta davanın açılmasına karşı çıkan üyelerden biri de sonunda bu partinin cezalandırılması noktasına gelmiştir.

“Bazı üyeler eskiden bu gibi davalarda başka türlü oy kullanıyorlardı, şimdi ise daha başka türlü oy kullandılar” gibi yorumlar var. Biz bu işin uzmanı değiliz, bununla da çok ilgili değiliz. Mahkemenin bir bütün olarak aldığı karara bakarız. Kimin kimi etkilemeye çalıştığını bilemeyiz. Böyle bir etkileme çabasının da olmamış olmasını ve herkesin Mahkemenin kararına tam saygı içinde olmasını ümit ederiz. Ne Hükümetin, ne yurt dışındaki çevrelerin veya Türkiye’deki bazı akil adamların bu Mahkemeyi etkilemek için çaba sarf etmediklerine inanmak istiyoruz. Neticede karar ortadadır ve görülmüştür ki Türkiye’de bu Mahkeme üyeleri,herhangi bir baskıya maruz kalmadan, en azından bu baskılara direnme gücünü göstererek AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunu resmen kabul ve tescil etmişlerdir. İşin en önemli tarafı budur. Ceza konusunda farklı görüşler çıkmış olsa da Mahkemenin çoğunluğu, kapatılma doğrultusunda oy kullanmıştır.

Bir süre önce yapılan bir Anayasa değişikliğine göre kapatma kararı çıkması için 7 üyenin oyu gerekiyordu. O nedenle 1 oy farkla AKP kapatılamamıştır. Partiye bu anlamda bir şans verilmiştir ve bunu çok iyi değerlendireceğini ümit ediyoruz. Bu şansı en iyi şekilde değerlendirip bir daha geçmiş hatalarını tekrarlamaması gerekir. Dini kökenli kadrolaşmalara gitmemesi, devletin temel yapısını laiklikten uzaklaştırıp bir İslam devletine yönlendirmemesi gerekir. Aynı kadrolarla ve aynı politikalarla devam ederse geleceği yer aynı yerdir. Herhalde kadrolarını da gözden geçirme ihtiyacı duyacaktır. Bu sonucun alınmasında sorumluluk taşıyan insanların yerine belki daha çağdaş ve laik insanlarla yola devam etmeyi tercih edecektir.

Sunucu: Bu önerileriniz dikkate alınmazsa AKP, yeniden bir kapatma davası ile karşı karşıya gelebilir diyorsunuz değil mi?

Onur Öymen: Bizim tahminimiz ve değerlendirmemiz budur. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın açıklamaları da bu doğrultudadır.

Sunucu: Kararı açıklamadan önce Sayın Haşim Kılıç’ın yapmış olduğu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sayın Cindoruk “Başkanın bu konuyla ilgili yorumlu bir açıklama yapması yanlıştır” diyor. Bunun yanı sıra altını çizerek belirttiği “ Ne zaman bir siyasi parti kapatma konuları gündeme gelse, bir Anayasa değişikliği veya Siyasi Partiler Yasasında bir değişiklik yapılması konusu gündeme gelir” yönünde bir değerlendirmede bulunmuştu. Karar açıklandıktan sonra Avrupa Birliği cephesinden gelen mesajlara baktığımızda onlar da “Biz rahatladık, bu durum gerçekten Türkiye demokrasisi açısından olumlu bir gelişmedir. Artık Anayasanızı değiştirin ve Siyasi Partiler Yasasında değişikliğe gidin. Bu sizin çıkarınıza olacaktır.” yönündeki taleplerini ve isteklerini sıralamaya başladılar. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Biz öyle anlıyoruz ki Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yaptığı açıklamalar kuşkusuz kendi kişisel görüşlerini yansıtıyor. Bu açıklamanın içinde “Siyasi partiler böyle bir dava açılmasına yol açacak durumlar yaratmasınlar” şeklinde bir mesaj var. Biz bunu “Siyasi partiler Anayasaya uysunlar. Anayasaya aykırı davranışlarda bulunup da kendilerini bu duruma düşürmesinler” gibi yorumlamak istiyoruz. Yeni bir Anayasa konusu, Anayasa Mahkemesi Başkanının değil, Meclisin konusudur. Bizim o konudaki görüşümüz de şudur; Anayasada aksayan taraflar ve değiştirilmesi gereken maddeler varsa ki vardır, bunların değiştirilmesi Meclisin işidir. İktidar öneride bulunursa bunları teker teker değerlendiririz. Ama Anayasayı olduğu gibi çöpe atarak yepyeni bir Anayasa yapma düşüncesini biz doğru bulmuyoruz.

Yabancıların yorumlarına gelince, bu yorumlarda hemen hemen sadece AKP’nin kapatılmaması konusuna odaklandıklarını ve bu partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği yolundaki tespit ve aldığı ceza konusuna hiç değinmediklerini görüyoruz. Sanki Mahkemenin kararının sadece bir bölümüyle ilgililer. Parti kapatılmadığına göre kendileri açısından hiçbir sorun yokmuş gibi düşünüyorlar. Bu çok yanlıştır. Bugün görüştüğümüz AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine bunu anlattık. Dedik ki “Bu kararın bütününü okuyun ve tamamını değerlendirin. Sadece bir bölümüyle ilgili yorum yaparsanız, biz bu kararı yeterince algılamadığınız izlenimini alırız” dedik.

Sunucu: Dış basında da “Demokrasinin zaferi” yönünde yorumlandı. Sanki “Laiklik yenilgi aldı” gibi bir ifade de kullanıldı.

Onur Öymen: Yabancı gazeteciler bize de sordular, tam tersine biz “ Bu karar laikliğin zaferidir” dedik. Bu da yabancı basında, özellikle İtalyan basınında yayınlandı.

Sunucu: Sayın Öymen, çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.