ART – Anayasa Değişiklik Paketi ve Kuzey Irak’taki Durum Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ART’ye verdiği mülakat
31 Mayıs 2007

Sunucu: …

Öymen: Anayasamız çok açık. Cumhurbaşkanımız Meclise iade ettikten sonra yapılan oylamada 367 oydan daha aşağı oy aldıysa bu, iptal edilmiş sayılıyor. İktidar ve Meclis Başkanı her zaman olduğu gibi bu defa da anayasayı ihlal ederek, anayasayı zorlayarak, hukuku zorlayarak aksi yönde bir görüş oluşturmaya çalışıyor. Meclis Başkanı ve Anayasa Komisyonu Başkanı bu görüşü savunuyor; fakat bütün anayasa hukukçuları hemen hemen hepsi şu konuda görüş birliği içinde: ikinci oylamada 367 oyu tutturamayan 367’den daha az oy alan maddeler veya tamamı 367’den az oy almışsa, tamamı reddedilmiş sayılıyor.

Şimdi birinci maddede 367 oyu tutturamadılar. 366’da kaldılar ve bu madde düşmüştür. Meclis Başkanının aksi yöndeki çabalarının bizce hiçbir değeri yoktur. Biz inanıyoruz ki, Anayasa Mahkemesi bunu derhal iptal edecektir. Referanduma gidemez çünkü anayasanın 175. maddesi doğrudan doğruya referanduma gitmeyi ön görüyor 330’la 367 arasında oy alan maddeler için; ama o birinci oylama için cumhurbaşkanına gitmeden önceki oylamayı kastediyor. Çünkü orada çok açık bir şekilde diyor ki, “cumhurbaşkanı tarafından Meclise gönderilmiş ise eğer bu kural geçerli değil.” Bunu nereden anlıyoruz? “Çünkü, diyor doğrudan doğruya referanduma gidebilmesi için cumhurbaşkanının Meclise iade hakkını kullanmamış olması lazım.” İkinci defa görüşüldükten sonra, zaten Cumhurbaşkanının tekrar Meclis’e iade etme hakkı yok ki… Belli ki, anayasanın o hükmü sadece birinci oylama için yazılmış. Yani nasıl? Birinci oylama yapılacak, diyelim ki 345 oy aldı, cumhurbaşkanı da tekrar görüşmek üzere iade etmedi. O zaman doğrudan doğruya referanduma gidecek. Öyle yazılmış. Zaten gerekçesinde de bu çok açıkça belli. Ama cumhurbaşkanı iade ettikten sonra 367 oy çıkması şart. Bu çıkmadığı takdirde o madde düşmüş oluyor. Tamamını tutturamadıysa diğer maddelerin tamamı düşmüş sayılıyor veya tümü hakkındaki oylamada 367 tutturulamazsa tümü düşmüş sayılıyor. Şu anda bizce birinci madde düşmüştür. Hiçbir tereddüt yok ama bu defa da görüyoruz ki, Hükümet cumhurbaşkanı seçiminde yaptığı gibi anayasayı zorlayarak, anayasayı ihlal ederek kendi arzusu doğrultusunda karar aldırmaya çalışıyor. Bu son derece yanlıştır. Bu hukuka zarar veriyor, anayasaya zarar veriyor, rejime zarar veriyor. Yani bu yaklaşımla Hükümet gerçekten Türk demokrasisine çok büyük bir darbe indirmiştir. Anayasa mahkemesi aleyhine Sayın Başbakanın yaptığı inanılmaz suçlamalar da bunun bir kanıtıdır. Açıklamalar son derece insafsız, ölçüsüz ve hukuka saygısız bir ifade tarzıdır. Sayın Başbakanın söylediklerini hiçbir şekilde kabul etmek kabil değildir. Anayasa mahkemesine baskı yaparak, tehdit ederek oradan istediğiniz gibi sonuç alamazsınız. Türk yargıçları hiçbir baskı altında kalmadan kararlar veririler. Anayasa mahkemesi kurulduğundan bu yana baskı altında karar verdiğinin örneğini biz hatırlamıyoruz ama siz onları tehdit ederek baskı altına almaya çalışarak hiçbir şansınız yoktur. Biz inanıyoruz ki anayasa mahkemesi üyeleri şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da özgürce karar vereceklerdir. Tek ölçüleri anayasa olacaktır, hukuk olacaktır ve vicdanları olacaktır.

Sunucu: …

Öymen: Bu konuda biz de görüşlerimiz daha önce açıklamıştık. Burada çok ciddi bir durum var. Burada iki tane müttefik ülke söz konusudur. Açıkça söylemek lazım. Türkiye ve ABD, ikisi de NATO üyesidir. NATO’nun kuruluş amacı üye ülkelerin güvenlik ve savunma alanlarında birbirine destek olmasıdır ve dayanışma içinde olmasıdır. 11 Eylül saldırılarından sonra bütün NATO ülkeleri Türkiye dâhil Washington Anlaşmasının 5. maddesini işletmeye kararlaştırmışlardır ve bu saldırıyı kendilerine yapılmış bir saldırı saymışlardır. NATO’da genel yaklaşım budur. NATO dayanışmasının özü budur. Bir müttefik ülkenin güvenliğine yönelik bir tehdit varsa ister terörist tehdidi olsun ister başka tehdit olsun ülkeler buna karşı tam bir dayanışma gösterirler. Kuzey Irak’ta ne görüyoruz? Kuzey Irak’ta Türkiye’ye yönelik bir terör tehdidi var. Teröristler Kuzey Irak’ı üst olarak kullanıyorlar ve oradan Türkiye’ye geçerek Türkiye’de masum insanları öldürüp askerleri şehit ediyorlar. Amerika Irak’ta 150 bin asker bulunduruyor ve en etkili ülke durumundadır. Bakıyoruz Amerika oradaki teröristlerin bertaraf edilmesi için hiçbir şey yapmıyor. Bugüne kadar hiç bir şey yapmadı ve daha kötüsü benim başka önceliklerim var, gücüm yok, imkânım yok dese bile o zaman Türkiye’nin müdahalesine engel olmayacaksınız. Yani “teröristlere ne ben bir şey yaparım ne de sizin müdahale etmesine müsaade ederim.” İşte bu NATO’nun temel ilkelerini tahrip eden bir yaklaşımdır ve bu NATO’ya çok büyük bir zarar verir. Türk Hükümetinin yapması gereken şey NATO’nun stratejik konsepti çerçevesinde bunu NATO Konseyine getirmektir. Bun yapmıyor Türkiye. Bunu götüreceksiniz ve bu tutumunu bütün NATO ülkelerinin önünde Amerika izah edecek. Niçin böyle yapıyorsunuz? Bir müttefik ülkeye yönelik böyle bir tehdit ve saldırı varken siz nasıl oluyor da buna karşı kayıtsız kalabiliyorsunuz ve o müttefik ülkenin kendisini korumasına engel oluyorsunuz. Bunu NATO’da izah etsinler. Hükümetin bunu yapması lazım ama bunu yapmıyorlar. Bakın ben Genelkurmay Başkanının endişelerini paylaşıyorum ve bunu daha önce biz defalarca dile getirdik bunu ilk defa söylemiyoruz. Geçenlerde de ben bir televizyon programına size bugün söylediklerimi aynen söyledim.

Sunucu: …

Öymen: Maalesef bunun için Meclisten yetki almayı bir türlü cesaret edemiyor. En son aldığı yetki 2004 yılının Ekim ayında bitmiştir. O tarihten bu yana yetkisi yok. Bazı kuru sıkı beyanlarda bulunuyorlar ama ellerinde yetki yok. Yani bu yetkiyi almak için Meclise müracaat edecekler. Biz onlara dedik ki, “yetki almak için Meclis’e başvurun biz de oy vereceğiz.” Edemiyorlar. Yani Amerika’yı kızdırır mıyız? Yabancılar ne der? Yani başka ülkeleri kızdırmayalım diye bırakalım her gün bir yerlerde bombalar patlasın, askerlerimiz ölsün, masum insanlarımız ölsün, böyle mi? Her saldırıdan sonra biraz bağıralım, çağıralım, yeni bir saldırıyı bekleyelim, böyle mi? Türkiye böyle bir ülke değil. Türk hükümetinin derhal harekete geçmesi lazım diye defalarca çağrıda bulunduk. Hiçbir şey yapmaya cesaretleri yok; ama sonları yakındır. Çok yakında seçimlerde bu hükümet gidecektir. Ümit ederiz ki, o tarihe kadar başka üzücü gelişmeler olmaz. Ama bu hükümet gidecektir ve oraya gelecek olan CHP hükümeti, başta güvenlik çıkarları olmak üzere Kuzey Irak’ta veya başka bir yerde Türkiye’nin çıkarlarını korumak için gereken her türlü tedbiri hiç gecikmeden alacaktır. Kimsenin kuşkusu olmasın. Bu hükümet maalesef Türkiye’yi tahrip ederek gidiyor. Vatandaşlarımızın can güvenliğini tahrip ederek gidiyor. Lüzumsuz yere çok sayıda şehit veriyoruz, çok sayıda masum vatandaşımız yaralanıyor, ölüyor. Türk milleti buna müstahak değildir. Türk milleti böyle bir hükümete müstahak değildir.

Sunucu: ….

Öymen: Kürk aşiretleri bizimle birlikte Kuzey Irak’ta PKK’yla mücadele ediyordu. Bütün mesele sizin devleti nasıl yönettiğinize bağlı. Biz kimseye saldırmıyoruz. Sınırımızı koruyacağız. Hangi ülke sınırını korumak için başkasından izin alır? Merak etmeyin. İcraatı yakında göreceksiniz. Türkiye’nin nasıl idare edileceğini, çıkarlarının nasıl korunacağını göreceksiniz. Bambaşka bir Türkiye olacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde ülke çıkarlarını feda etmek yazılı değildir. Ama şimdi bir Petrol Yasası çıktı. Eski yasada yer alan “milli menfaatler korunacaktır” cümlesini çıkarttılar. Dünya tarihinde bunun örneğini bulamazsınız. Hiçbir ülke milli menfaatlerini korumaktan vazgeçmez. Hele petrol gibi hayati bir konuda.

Sunucu: ……

Öymen: Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk milliyetçisi aynı zamanda da sosyal demokrat bir partidir. Biz ülkemizde sosyal adaletin korunmasına, gelir dağılımın sağlanmasına, fakirlerin, işçilerin, işsizlerin, dulların, emeklilerin haklarının korunmasına öncelik veririz. Bölgeler arasında adaletin sağlanmasına öncelik veririz. Şimdi bize, Güneydoğudaki vatandaşlar aleyhine ayrımcılık var mı diye sorarsanız, vardır. Siz biliyor musunuz, bugün güneydoğuda yaşayan insanlarımız kuzeybatıda yaşayan insanlarımızdan 15 yıl daha az yaşıyor? Biz de bunun belgeleri var. Niçin? Devlet oraya sağlık, eğitim, altyapı hizmeti götüremiyor. Vatandaş perişan. Çukurca ilçesinde bugün bir tane doktor olmadığını biliyor musunuz? Siz bütün Doğu ve Güney Doğu Anadolu’daki köy okullarının tezekle ısındığını biliyor musunuz? Devlet batı bölgelerimizdeki okullara yakacak yardımı yapıyor, pek çok okulumuz kaloriferli, doğudaki eksi 25 derecedeki köylerde yaşayan çocuklarımız her sabah elinde bir öbek tezekle okula gidiyor. Türkiye’nin dramı bu. Bunları bir günde değiştireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir öğrenci okula tezek götürmeyecektir. Devlet okulun yakacağını sağlayacaktır. Şimdi varoşlarda iktidar rüşveti olarak millete verilen kömür aslında Doğu Anadolu’daki o çocuğun hakkıdır. O çocuğa vereceksiniz. Her seçimde niçin kömür, yağ, şeker dağıtılıyor? Bunu adı rüşvet değilse nedir? Kimin kömürü bu? Devletin, o soğukta titreyen çocuğun kömürü bu. Bu çok ciddi bir iştir. On parmağında on kara var bunların. İşte bu kömür karasıdır. Ben gittim, o bölgeyi gözümle gördüm. Fotoğraflarımız da var. Basın toplantısı yaptık. Milli Eğitim Bakanı’na sorduk, cevap veriyor. “Böyle bir şeyden haberim bile yok” diyor; kendisi Van milletvekili.

Sunucu: ….

Öymen: Biz iktidar olsaydık, farkımızı görecektiniz. Ama yakında göreceksiniz. Belki Kıbrıs’ta gördünüz. Yanlış bir iş mi yaptık? Kardak’ta Yunanlıları püskürtürken gördünüz. Sayın Genel Başkanımız o zaman Dış İşleri Bakanıydı. Yanlış mıydı? Amerikan askeri ambargosuna direnirken gördünüz. Bir adım gerilemeden bu ambargoyu nasıl kaldırttık, o zaman gördünüz Cumhuriyet Halk Partisi’ni. Bu iktidarın yapacağı en iyi şey henüz yapmadığıdır. O da bu iktidardan gitmektir. Hiç merak etmeyin. Türkiye’de ne kadar iyi şeyler yapıldığını görüyoruz. Siz pencerenizden baktığınız zaman görüyorsunuz nasıl Ankara’nın köstebek haline getirildiğini. Aslında her iktidar ülkeye hizmet etmek ister. Ama bu iktidar döneminde yapılanlar gerçekten Türk halkına çok büyük sıkıntı vermiştir.

Ekonomi alanında size şunu söyleyeyim: bugün Türkiye’de vatandaşlarımız kişi başına gelirde dünya sıralamasında 99. sıraya düşmüştür. Bu iktidar zamanında Türkiye 140 milyar dolar ilave borç almıştır. Vatandaşlarımız aşırı derecede borçlandırılmıştır. Faiz yükü altında ezilmiştir, IMF’ye teslim olunmuştur. Tarımın, çiftçini haline bakın. Karadenizli fındık üreticisinin haline bakın, güneydeki narenciye üreticisinin, küçük esnafın haline bakın. Biz her gün Anadolu’yu il il, köy köy, belde belde dolaşıyoruz. Bir tek yerde bir vatandaş çıkıp da “çok memnunuz eskiye göre çok daha iyiyiz” demedi. Anketlere çok saygımız var da uluslar arası standartlara göre anketlerin hata payı % 3’tür. Bundan fazla hata yaparsanız kimse size bir daha iş vermez. Geçen seçimde de böyle anketler yapıldı. Bizim oylarımızı % 70 eksik gösterdiler. En büyük anket bizim oylarımızı % 70 daha az gösterdi ve bunu, sanki seçim sonucuymuş gibi, günlerce bazı televizyon istasyonları yayınladı. Anketin öngördüğünden % 70 daha fazla oy aldık biz. Hala bunlar sıkılmadan anketçiliğe devam ediyor. Vatandaşlara tavsiyemiz bu anketleri ciddi almayınız. Esas anketi sandıkta göreceksiniz. Biz her gittiğimiz yerde anket yapıyoruz. Vatandaşa soruyorum, “geçen seçimde kaç kişi AKP’ye oy verdi?” % 30 el kaldırıyor. “Dürüst olun, bir daha seçim olursa kim AKP’ye oy verecek?” diyorum. Bazı yerlerde bir tane, bir yerde dört ya da beş oy çıktı. Durum bu. Zaten seçimlere bu kadar zaman kala yapılan anketler de sağlıklı değil. Almanya’da mesela ciddi anketler seçimlere 3 hafta kala gerçeğe yakın bir durumu gösteriyor. Çoğu zamanda tahminler yanılır.

İktidarın ne yediği belli de, muhalefetin yediği bir şey yok. Muhalefet yiyenlerle uğraşıyor. Bu gibi haksızlıklarla, yolsuzluklarla biz mücadele ediyoruz. Ama vatandaşlarımız hiç kötümser olmasınlar. Bu yıl içinde Türkiye’nin kaderi değişecektir. Bunu vatandaş değiştirecektir. Türkiye’nin başına gerçekten son derece dürüst, çağdaş halkın çıkarlarına hizmet edecek bir iktidar gelecektir. O zaman farkı göreceksiniz.

Geçmişte de illerde, ilçelerde belirlediğimiz çok örnek oldu. Son seçimde de böyle örnekler oldu. Ne yazık ki, partimizi ilk terk eden milletvekili yerel olarak seçilen bir milletvekili oldu. Onun için bunun altın bir kuralı yok. Başka partiler de böyle yapıyor. Biz mümkün olduğu kadar örgütümüzün, delegelerimizin görüşlerini dikkate alarak adaylarımızı saptarız. Yani
merkezden saptanan adaylarımızı da örgütümüzün, oradaki belediye başkanlarımızın, parti kuruluşlarımızın görüşlerini dikkate alarak saptarız. Bizim genel ilkemiz bu. Hatlar olmaz mı? Olmaz olur mu? Hata olmasa bazı yerlerde daha başarılı olurduk. Bunu doğal karşılamak lazım. Öyle anlaşılıyor ki, bu iktidarın bir dediği bir dediğini tutmuyor. Şimdi de, “bir nisan-mayıs geçsin sonra konsensüsle seçimi geriye çekebiliriz” diyorlar. Biz diyoruz ki, madem geri çekilebiliyor, bari nisan ayında yapın da cumhurbaşkanını da yeni seçilen meclis seçsin. Yeni seçilen meclisle çalışacak cumhurbaşkanı. Niye nisana çekilemiyor? Çünkü istiyorsunuz ki beş sene önce protesto oylarıyla sağladığınız meclis çoğunluğu ile yedi sene daha ülkeyi idare edin. Yani toplam 12 sene bu ülkenin kaderine el koyun. Ne yapmak için? Ülkenin dokusunu değiştirmek için, Atatürk’ün kurduğu laik, çağdaş cumhuriyeti bir din devleti haline getirmek için istiyorlar. Laikliği yozlaştırmak için. Bugün yaptıkları da budur. İstiyorlar ki 7 yıl daha bu yetki ellerinde olsun. Yargıyı, yüksek öğrenimi, cumhurbaşkanının bütün yetkilerini bu doğrultuda yönlendirsinler. En yüksek devlet memurları açıkça söylüyor, yazıyor. “İktidarda olmak bize yetmez” diyorlar.

Sunucu: …

Öymen: IMF’ye bağlı kalmak Türkiye’ye çok büyük zarar vermiştir. IMF bir itfaiye teşkilatı gibidir. Ekonominiz büyük bir krize girmiştir, çağırırsınız IMF’yi söndürürsünüz. Ama sürekli olarak itfaiye o yangına su sıkarsa o evde bir daha oturamazsınız. Türkiye’nin geldiği nokta budur. IMF’ye en uzun süre bağımlı kalan ülkelerden biri Türkiye’dir. Ekonomide sonuçlar bir günde alınmaz. Ama izlediğiniz politikalar sonunda Türkiye’yi sağlıklı bir çizgiye getirecektir. Türkiye çok büyük ve zengin bir ülkedir. Siz biliyor musunuz Türkiye toplam zenginlik açısından dünyada 19. sırada? Ama o kadar kötü yönetiliyor ki, bu zenginlik halka yansımıyor. Türkiye ekonomik açıdan büyük sıkıntı içindeyken ve bütün bütçemizin % 17.8’i Osmanlı borçlarına giderken şu ülkeyi demir ağlarla kim ördü? Bu ülkeye çok büyük demir yolları yatırımları yapan kimdi? Bu iktidar zamanında kaç kilometre demir yolu yapıldı acaba? 1930’larda yapılanlara bakın. İktidara böyle itaat boyutunda bağlı olanlar CHP’nin yaptıklarını görmemezlikten geliyorlar. İktidara gelince ülkenin kaynaklarını nasıl kullanacağız göreceksiniz. Doktorsuz ilçe bırakmayacağız, bu kadar basit. Bir ülkede bir devlet ilçelerine doktor gönderemiyorsa bu devletin ciddiyetine kimse inanır mı? Köy okulları tezekle ısınıyorsa biz bunu bir günde değiştiririz. Ben Milli Eğitim Bakanı’na bu konuda önerge verdim, “bizim bütçemizde şu kadar yakacak tahsisatı var” diyor. Tahsisat var, para var ama doğuya vermiyor. Doğuya yapılan kötülükler, ayrımcılıklar bunlar. Muhtarlardan teker teker tutanak getirdik, devlet şu okula yakacak yardımı yapmıyor diye. CHP bakanının vereceği ilk talimatlardan biri bu olacaktır. Devlet böyle idare edilir. Ama bu iktidar zamanında biz Türkiye’yi bu hale getirdik, yoksulluk, perişanlık… Ben Hakkari’den geliyorum. Gidin bakın oradaki insanlar nasıl yaşıyor? Türkiye’nin en büyük zenginlikleri de orada biliyor musunuz? Yerin altında madenler var petrol var, bunu çıkartamıyorlar. Ve vatandaşı yoksulluk içinde bırakıyorlar. Bir gün içinde yapılacak iş vardır, bir ay içinde yapılacak iş vardır. Ama bazı işlerde birinci günden sonuç almakta mümkündür.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.