TGRT Haber – TBMM’nin Ermeni Kararı Hakkında

TGRT HABER 14 NİSAN 2005

Meclisteki Ermeni Meselesine ilişkin oturum son derece olumlu geçti. Milletvekillerinin böyle önemli bir milli konuda bir araya gelip ortak bir metin üzerinde anlaşmaları, İngiliz Avam Kamarasına gönderilecek olan metnin üzerinde anlaşmaları gerçekten her türlü övgüye layıktır. Biz bu girişimimize destek veren bütün siyasi partileri ve milletvekillerini kutluyoruz. Hükümeti de desteğinden dolayı ayrıca kutluyoruz.

Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir iki nokta var. Birincisi, burada yapılması gereken şey, ülkemize, tarihimize atalarımıza yapılan büyük bir haksızlığın ortadan kaldırılmasıdır. Bu amaçla tarih belgeleri ve arşivleri ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Fakat Ermenistan bu gibi girişimlere kapalıdır. Arşivlerini açmak istemiyor, bilim adamlarının bir araya gelerek bu arşivlerde çalışmasını istemiyor. Buna rağmen hiçbir ülke de bu bilimsel tavırdan uzak yaklaşımı kınamıyor.

İkincisi de bu kadar önemli, tarihi bir Meclis oturumunda biz bazı belgeleri ilk defa kamuoyuna açıklıyoruz. En önemli gazetelerimizden birçoğu bizim söylediklerimizden tek kelime yansıtılmıyor. Bunu da son derece anlamlı buluyoruz. Hatta bir gazetemizde bu girişimimiz aşırı ölçülerde eleştirilirken karşı tarafın tezlerini haklı gösteren çok uzun makalelere yer veriliyor. Bunu kınıyoruz ve gerçekten ayıplıyoruz. Türk basını bu gibi milli davalara daha fazla sahip çıkmalıdır diye düşünüyoruz.

Milli davalar medyanın desteği olmadan yürütülemez. Medya milletin sesidir. Medya sahipleri keyiflerine göre istediklerini yazıp istediklerini yazmamazlık etmemelidirler. Medya halkın haber alma özgürlüğüne sahip çıkması gereken bir yapıdır.

Dünyada herkes istediği asılsız bilgiye dayanarak Türkiye’yi karalayabilir, ama Türkler kendilerini savunamazlar. Bizim bu zihniyetten kurtulmamız lazım. Gayet tabii ki, bize karşı yapılan haksızlıklarla mücadele edeceğiz. Bizi destekleyecek pek çok belge var. Bakın size bir örnek vereyim. Bizim aleyhimizdeki belgelerin çoğu misyoner raporlarına dayanıyor. Maalesef bazı Türk bilim adamları misyonerlerin raporlarının tartışılamayacağını bunların çok objektif raporlar olduğunu savunarak bu raporla itibar etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Acaba öylemi? Bakınız size bir belge okuyacağım. 1929 yılında Foreign Affairs dergisinde bakınız misyonerler hakkında ne yazılıyor: Edward Earle imzasıyla yayınlanan makalede deniyor ki, “Misyonerler çalışmalarını sonucunda ödüllendirileceklerini bildikleri için Osmanlı İmparatorluğundaki idarecilerin vahşi ve gayrimüslim unsurların da baskı altında olduğu gibi yanlış bilgiler vermekten çekinmediler. Batı da bu misyonerlere önce mali destek verdi, daha sonra da diplomatik destek verdi. Böylelikle Batı kamuoyunun bu yanlış hikayelerle kandırılmasına müsaade etti. Bu da kiliselerin himayesi altında Türklere karşı nefret doğmasına yol açtı”. İşte Amerikan dergisi bunu daha 1929 yılında teşhis etmiş. Biz 2005 yılında daha bu gerçeğin farkında değiliz.

İşte biz bu gerçekleri bıkmadan, usanmadan tüm dünyaya anlatacağız. Böylelikle Türkiye’nin haksız yere suçlanmasını engelleyeceğiz. Ermeni asıllı vatandaşlarımıza da bir çağrımız var. Arşivlerin açılması konusunda siz de çağrıda bulununuz. Tarihten kaçan Ermenistan’ın hiçbir tezini savunamayacağını siz de söyleyiniz.

Ermeniler uzun yıllardır başka ülkelerin menfaatlerine alet edilmişlerdir. Daha Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerika’yı savaşa sokabilmek ve Amerikan kamuoyunu Amerikan Hükümeti üzerinde baskı unsuru olarak kullanabilmek için bir Savaş Propaganda Bürosu kurmuş, bu büroda Ermeni soykırımı ile ilgili kitaplar yayınlatmıştır. Bunların en meşhuru Mavi Kitaptır ve bunun yayınlanmasının tek sebebi Amerikan kamuoyunu ayağa kaldırmaktır. Bunu başardılar ama bedelini biz ödedik.

Daha sonra ASALA terör örgütü çıktı. Acaba bu örgütün Kıbrıs olayından hemen sonra diplomatlarımızı yaralamaya başlaması bir tesadüf olabilir miydi? ASALA terörü bitti neredeyse aynı günlerde ortaya PKK çıktı. Bizim Rumlar, Ermeniler ve PKK arasındaki bağlantıları araştırıp muhakkak ortaya çıkarmamız lazım. Bunun için de Hükümete çağrıda bulunuyoruz. Elinizdeki bütün belgeleri kamuoyuna açıklayın diyoruz. Türkiyeli Ermenilerden de bu konuda duyarlı olmayı bekliyoruz.

Şu sıralar Alman Parlamentosu Ermeni meselesini gündeme getirmeye çalışıyor. Çünkü Hıristiyan Demokratlar Türkiye’nin AB üyeliğine karşılar ve Ermeni meselesini koz olarak kullanıp AB üyeliğini engellemeye çalışıyorlar. Yoksa 1915’ten bu yana doksan yıldır ne bekliyorlardı. Üstelik Almanlar Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de ne olup bittiğini en iyi bilen insanlardır. Türk ordularında Alman subaylar vardı, hatta bazıları komuta kademelerindeydi. Bu gerçekleri onlardan iyi kim bilebilir. İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde Türk devlet adamlarını ve aydınlarını Ermeni soykırımı yapmakla suçlayıp Malta’ya sürdüler. Ancak daha sonra Malta’da kurulan mahkemede böyle bir soykırım yapıldığına dair hiçbir belge bulunamadığından tüm bu tutuklular beraat etti. 1999 yılında bir İngiliz devlet adamı Avam Kamarasında Ermeni soykırımını kanıtlayacak hiçbir belge olmadığını söyledi. O yüzden İngiliz Hükümeti Türkiye’yi soykırım suçundan dolayı itham etmiyor dedi. Peki nasıl oluyor da Fransızlar, İsveçliler, Yunanlılar Parlamentolarından sözde soykırımı tanıyan kararlar çıkarıyorlar. Siz İngilizlerden ve tarihçilerden daha mı iyi biliyorsunuz? O bakımdan bizim bu konularda söyleyecek çok sözümüz var. Biz CHP olarak bu milli davaların savunuculuğunu yapmaya devam edeceğiz.

Maalesef Türkiye’deki aydınların bir bölümü gerçeklerin ortaya çıkarılmasından çok, Türkiye’yi suçlayıcı nitelikte bir tavır içine giriyorlar ve bu bizi çok üzüyor. İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon bakın 11 Mart 1920 tarihinde ne demiş: “Dünyanın bu bölgesinde Ermeniler bugün bazılarının zannettikleri gibi masum kuzucuklar olarak davranmamışlardır. Şu anda elimde onlar tarafından son derece vahşi ve kana susamış tarzda işlenmiş cinayetlere ilişkin onlarca rapor var. Unutalım bunları. Kuzey Ermenistan’daki Ermenilerin ne kıyım ne de saldırı tehlikesinde olduğuna inanıyorum”. Bu sözler daha 1920 yılında söyleniyor. Bunları yansıtacak filmcilerimiz yok mu? Var. O bakımdan biz gerçekleri ortaya koyalım ve bu gerçeklerin arkasında duralım. Bizim mesajımız budur.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.