Cumhuriyet – “Amaçları Terörle Uzlaşmak”

CUMHURİYET – 18 AĞUSTOS 2009
“AMAÇLARI TERÖRLE UZLAŞMAK”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’den AKP hükümetine ağır suçlama

‘Amaçları terörle uzlaşmak’
CHP’li Öymen “Daha önce laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı oldukları Anayasa Mahkemesi tarafından resmen tescil edilen AKP şimdi ülkenin milli birliği, ulus devlet, milli kimlik gibi temel değerlerini tahrip etmeye çalışıyor. Bunların yaptıkları son derece tehlikeli bir gidiştir” dedi.
LEYLA TAVŞANOĞLU
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa milletvekili, emekli büyükelçi Onur Öymen’le AKP hükümetinin Kürt açılımını konuşuyoruz. Öymen hükümeti çok ağır biçimde suçluyor, “Amaçları terörle mücadele etmek değil, terörle uzlaşmak” diyor
- Sizce bu Kürt açılımı nedir?
ONUR ÖYMEN- Hükümet bu Kürt açılımının ne olduğunu bir türlü açıklayamıyor. Kendi yandaşı gazeteciler ve kimi akademisyenler aracılığıyla bunu parça parça kamuoyuna duyuruyor. AKP’nin kafasındaki, Türk Anayasası’na, devlet sisteminin temeline ters düşen bir modeldir. Türkiye’nin ortak kimliği milli kimliktir. Anayasanın 66. maddesi de bunu teminat altına alır. Şimdi bunu değiştirmek istiyorlar. Ayrıca anayasanın 42. maddesi eğitim dilinin Türkçe olduğunu söylüyor. Bunu da değiştirmek istiyorlar. PKK’yi destekleyen bazı siyasi çevreler de artık açıkça dile getiriyor. Bizim anladığımız burada devletimizin temellerini sarsacak bir tavizin verilmesi söz konusudur. Bunu da açıkça ifade edemeyecekleri için açılımın ne olduğunu iktidar partisi bir türlü söyleyemiyor.
- Bu tehlikeli oyunu neden oynuyorlar?
ÖYMEN- Hükümet ne yazık ki terörle mücadelede başarılı olamadı. Kuzey Irak’taki terörü bitiremedi. Neredeyse sıfır terörle hükümeti devraldılar. Bugün ise bir tek saldırıda yirmiden fazla şehit verdiğimizi söylüyorlar. ABD’yi ve Irak hükümetini PKK’yi bölgeden tasfiyeye ikna edemedi. Bu büyük bir dış politika başarısızlığıdır. Bugün terörü tasfiye edemeyeceğini gördüğü için terörle uzlaşarak, terörden medet umarak, terörü destekleyenlerle müzakere ederek bu işi çözmeye çalışıyor. Terörle müzakere etmek son derece tehlikelidir. Öcalan başta olmak üzere terör liderlerinin hiçbiri hiçbir koşulda silahları bırakmayacaklarını söylüyorlar.
Dikkat ederseniz, “Hükümet bizi tatmin ederse en çok yapabileceğimiz ateş kesmektir” diyorlar. Ama silahları bırakmaya yanaşmıyorlar. Öcalan da Kuzey Irak’taki terör liderleri de bu doğrultuda konuşuyor. “Öcalan affedilse bile silahları bırakmayız” diyorlar. Hükümet üyelerinin de bu açılımdan sonra verdikleri demeçlere bakarsanız, artık terörle mücadele kavramı unutuldu. Belli ki teröristlerle bir mutabakat aranıyor.
- Son kitabınızda bir görüş ortaya atıyorsunuz. Bugün Türkiye’de olanları ABD İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya’da yapmış, İtalyan siyasetini altüst etmişti, diyorsunuz. Bu sözlerinizi açar mısınız?
ÖYMEN- Bu sadece bizim değil, bugün pek çok Amerikalı yazarın da kabul ettiği bir görüştür. 1948 yılında İtalya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan ilk seçimlerde sol partilerin oluşturduğu bir cephe seçimi kazanmak üzereydi. ABD buna razı gelmedi. Seçimleri Hıristiyan Demokratların kazanması için çok yoğun çaba harcadı. ABD dış müdahaleyle başka ülkelerin iç politikasına müdahale etmiştir. Bunun tipik örneklerinden birisi, 1948’deki İtalyan seçimleridir.
Aynı şey 1953’te İran’da oldu. Musaddık demokratik bir şekilde işbaşına gelmişti ama petrolleri millileştirdiği için İngiltere ve ABD’nin girişimiyle devrildi. Yerine petrolleri yeniden yabancı şirketlere teslim edecek bir hükümet işbaşına geldi. Şimdi görüyoruz ki ABD hükümeti, ABD Yüksek Mahkemesi’ne, PKK’ye ve Tamil gerillalarına danışmanlık yapmamız anayasamıza göre uygun mudur, diye başvurmuş. Bu inanılır gibi bir durum değil. Bir müttefikinizi hedef alan bir terörist örgüt var. Sizin asker bulundurduğunuz bir ülkeden saldırılar düzenliyor. Siz ise bu saldırıların engellenmesine katkıda bulunacak yerde, o teröristlere acaba siyasi, hukuki danışmanlık yapabilir miyiz diye yüksek mahkemenizden yetki almaya çalışıyorsunuz.

‘AKP DIŞ TALİMATLA HAREKET EDİYOR’
- PKK, ABD’de ve dünyanın pek çok ülkesinde tescilli bir terör örgütüyken ABD yönetiminin bu terör örgütüne danışmanlık yapmak istemesi nasıl bir çelişki oluyor?
ÖYMEN- Bir süre önce kimi Amerikalı generaller, “Bu işin çözümü Türkiye’nin PKK’yle müzakere masasına oturmasıdır” yollu demeçler verdiler. Türkiye bu konuda dış politikada yalnız bırakıldı. AKP hükümeti de ne pahasına olursa olsun bu ülkelerle ilişkileri iyi sürdürüp kendi partisine destek alma hesabı içinde bunların en yanlış, en haksız girişimlerine karşı tepki gösteremiyor. ABD Başkanı Obama Türkiye’ye geldiğinde, “Irak’ta iki terör örgütü vardır. Bunlardan birisi El Kaide, öbürü de PKK’dir. İkisi de bizim için tehdittir. El Kaide’yi yerinden söküp yok edeceğiz. PKK için de Türkiye Irak hükümetiyle ve Kuzey Irak’la görüşmeli ve Türkiye’deki Kürt asıllıların özellikle eğitim hakları iyileştirilmelidir” dedi. Yani AKP hükümeti her konuda dış talimatla hareket etmeyi âdet haline getirdi. Ermeni açılımı dediler. Azerbaycan’dan büyük tepkiler gelince geri adım attılar. Kıbrıs’ta da öyle oldu. Ruhban okulunu açın, dendi. Bu yolda derhal adımlar atıyorlar. Son olarak da PKK konusunda böyle bir çözüm öneriyorlar. Bizimkiler de bunu yapıyor. ABD, “PKK’yle mücadele edin” demiyor. Aksine, “Irak hükümeti ve Kuzey Irak yönetimiyle görüşün. Kürt asıllıların haklarını iyileştirin” diyor. ABD’nin önerdiği model bu.
Hükümetin PKK’yle mücadele cesareti olmadığı için müzakere yoluyla sorunu çözmeye çalışıyor. Bir taraftan bölge halkına sahip çıkmasını öneriyoruz. Bunu da yapamıyor. Bölge halkı perişandır. Eğitim neredeyse sıfır. Sağlık şartları Türkiye ortalamasının en kötüsü. Ben Hakkâri’ye gittiğimde koskoca Çukurca ilçesinde bir tane doktor yoktu.

‘HÜKÜMET DOĞU’YA ÜVEY EVLAT MUAMELESİ YAPIYOR’
- Kürt açılımı isteyen bu hükümet, neden o bölgeye eğitim ve sağlık seferberliği açmaz, sanayi yatırımları yapmaz?
ÖYMEN- Ne yazık ki bu hükümet o bölgeye üvey evlat muamelesi yapıyor. O bölgede sulama tesisleri kurmak lazım. Daha önceki hükümetlere nazaran bölgede sulama yatırımları bu hükümet zamanında geriledi. AKP bölgeyi gözden çıkarmış. Teşvik tedbirleri aldık, diyorlar. Özel sektör bu teşvik tedbirlerine itibar etmiyorsa bunu siz devlet olarak yapacaksınız. Hakkâri’de bir tane fabrika yok. Bölge tamamıyla sahipsizdir. Bir taraftan bunu yapıyorlar, bir taraftan da “Muhalefet bölge halkına sahip çıkmıyor” diye muhalefeti suçluyorlar. Bunlar onların sorumluluğunda. Biz yol gösteriyoruz. Dinlemiyorlar. Bölge insanının insan hakkını tahrip ediyorlar. Devletin istatistiklerine göre Şırnak’ta insan ömrü 59 yıl, Bursa’da ise 75 yıl. Arada 16 yıllık bir fark var. Çünkü hükümet en temel hizmetleri oraya götürmüyor. Biz bunu söylüyoruz, cevap: “Bunlar önemli değil. Önemli olan demokratik açılım.” Siz şaka mı ediyorsunuz? Siz bu hakları bir tarafa bırakıp “Demokratikleşme yoluyla bu işi çözeceğim” diyeceksiniz. Nasıl olacak bu iş? Cumhuriyetimizin temel ilkelerini imha ederek, anayasamızın temel unsurlarını ortadan kaldırarak mı bunu çözeceksiniz? Bunu terörü bitirmek için de yapmıyorlar. 2006’da bu hükümetin çıkardığı Terörle Mücadele Yasası’nın altıncı maddesinde, “Terör örgütünün kurucuları bir defaya mahsus olmak üzere pişmanlık yasasından yararlanabilir” yazılıydı. Yani Apo’yu affetmeyi o zaman düşünmüşler. Biz bunu ortaya çıkarınca mecbur kalıp geri adım attılar. Şimdiyse yine aynı noktaya geldiler. Ama bunu halka açıklayamıyorlar. Bir hükümet düşününüz ki açıklayamadığı bir girişim için muhalefetten destek istiyor.

‘ORTADA BİR ŞEY YOK AKP’YLE NEYİ KONUŞACAĞIZ’
- AKP, DTP’ye kaptırdığı oyları yeniden kendine çekmek amacıyla bu Kürt açılımını başlattı, deniyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
ÖYMEN- Tabii bu işin iç politika boyutu da var. Bu hükümet inişe geçtiğini gördü. Bu gidişle bir daha seçimleri kazanması çok zordur. Bunu aşmak için birtakım açılımlar yapmak istiyorlar. Ama bunlar beyhude gayret. Daha da önemlisi, bunlarda terörle mücadele etme cesareti, iradesi ve gayreti olmaması. Bunlar dış telkinler ne yöndeyse onu yapacaklar. Yapamazlarsa da “Biz yapacaktık ama muhalefet engel oluyor” diyorlar. Sanki muhalefet sayıca bunları engelleyebilir. Daha önce laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı oldukları Anayasa Mahkemesi tarafından resmen tescil edildi. Şimdi de ülkenin milli birliği, ulus devlet, milli kimlik gibi temel değerlerini tahrip etmeye çalışıyorlar. Bunların yaptıkları son derece tehlikeli bir gidiştir. Biz bunları halka anlatınca bu sefer bizi boy hedefi haline getirmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki ülkede bunlara destek çıkan birtakım insanlar var. Daha neyin ne olduğu belli olmadan, “Destekliyoruz” diye bildiriler yayımlanıyor. Ama neyi destekledikleri belli değil.
Daha ortada bir şey yokken hükümetle neyi konuşacağız? Sisler bulvarında onlara yol arkadaşlığı mı yapacağız? Halkın gözlerini sis perdesiyle örtme girişimlerine destek mi olmamızı istiyorlar?


Bu belge Yazılı basın arşivinde bulunmaktadır.