TGRT Haber – Yaser Arafat’ın Ardından Ortadoğu’nun Geleceği

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN ONUR ÖYMEN’İN
23 ARALIK 2004 TARİHİNDE TGRT KANALINA
YASER  AFAT’IN ARDINDAN ORTADOĞU’NUN GELECEĞİ
KONUSUNDA VERDİĞİ MÜLAKAT

Onur ÖYMEN- Bu yöntemlerin başarılı sonuç vermediği geçmişte de görülmüştür. Korkarım ki, bu defa ki girişimleri de Amerikanın beklenen sonucu vermeyecektir. Barışı, istikrarı getirmeyecektir. Amerika Irak’ta savaşı kazanmıştır ama barışı kazanamamıştır. Bu gelişmeler maalesef şiddetin, terörün tırmanması bunu gösteriyor. Amerikanın politikalarının Irak politikalarını yeniden gözden geçirilmesini tavsiye ediyoruz. Bu yöntemlerle daha büyük acılar vermekten başka bir sonuç almak mümkün değildir. Felluce’deki hava saldırılarının oradaki sivil insanların varlığını bile bile yapılan hava saldırılarının yeni bir Diresten olarak dünya tarihine geçmeyeceğini ümit etmek istiyoruz. Ama gerçekten durum endişe vericidir ve sivil halktan hayatını kaybedenler şimdiye kadar Amerikan kaynaklarına göre 100 bine ulaşmıştır. O bakımdan Amerikanın daha fazla şiddet kullanarak bir çözüm sağlama çabalarını biz kaygıyla izliyoruz. Irak’ta çözüm ancak demokrasi yöntemliyle, Irak halkının özgür iradesiyle işbaşına gelecek bir hükümetin göreve başlamasıyla ve oradaki güvenlik sorunlarının BM’ye mümkün olduğu kadar erken bir tarihte devredilmesiyle bu çözüme ulaşılabileceğine inanıyoruz. Şimdiki gelişmeler maalesef geçmiş acı tecrübelerden yeterince ders alınmadığını gösteriyor.

Onur ÖYMEN- Eğer bir şehre direnişçilerin sızmış olması o şehrin, o kentin top yekün bombalanmasını haklı göstermez. Terörle mücadelenin başka yöntemleri vardır. Mutlaka bulunmalıdır bu yöntemler ama kitlesel bombardıman yoluyla terörle mücadele etmek mümkün değildir. Bunun daha etkili yolları vardır. Türkiye en zor zamanlarında bile içinde insanların yaşadığı kentleri teröristlerin sızdığı bahanesiyle havadan bombardıman etme yoluna gitmemiştir. Başka ülkelerde de bunun örnekleri çok azdır. İçinde sivil insanların yaşadığı bir şehrin havadan bombardıman edilmesinin dünyada örneği azdır. Amerikanın bu yola başvurmuş olmasını üzüntüyle karşılıyoruz ve en kısa zamanda bu hava saldırılarının durdurulmasını ve sivil halkın can güvenliğinin korunmasını diliyoruz.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Evet dünyaya demokrasinin beşiği olarak tanıtılan Amerikanın bu yöntemlere başvurmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Amerika Türkiye’nin dostudur, müttefikidir, zannediyorum ki, Türkiye’nin bu konudaki görüşlerini, gözlemlerini, uyarılarını dinleyecektir, dinlemek durumundadır. Bu görüntüler demokrasiye gerçekten bağlı olan Amerikan halkına yakışmamaktadır. Başka ülkelere demokrasi konusunda tavsiyelerde bulunan, zaman zaman ders veren, Amerikan kongresine, Amerikan yönetimine yakışmamaktadır. Gerçekten Amerikanın Irak politikasını baştan aşağı yeniden gözden geçirmesini ve bu kadar çok sayıda masum insanın hayatına mal olan bu operasyonu durdurmasını diliyoruz. Irak’ta barışa, demokratik yollardan ulaşılmalıdır ve güvenlik konusu biraz öncede belirttiğim gibi BM’nin yetkisine devredilmelidir. Bizim görüşümüz budur.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi Arafat Filistin halkının bir simgesi haline gelmiştir. Arafat’ın şimdiye kadar sürdürdüğü mücadele Filistin halkının tamamının desteğine, beğenisine ve takdirine mazhar olmuştur. Arafat’ın devreden çıkması şu veya bu şekilde en azından siyasi hayatının sona ermesi Filistin’de yeni bir durum yaratacaktır. Bu durumun çatışmaları kısa vadede artırması ihtimali yüksektir. Arafat’ın yerine gelecek bir lider üzerinde henüz Filistin halkının mutabakata varmadığını görüyoruz. Ama biz bu liderin mutlaka Filistin halkının demokratik iradesiyle seçilmesini, iş başına gelmesini tavsiye ediyoruz ve oradaki şiddet yanlısı grupların etkisiyle liderliğin oluşmasının çok daha fazla can kaybına, gözyaşına yol açabileceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde Filistin halkının özgür iradesiyle şiddete, teröre kesinlikle karşı çıkacak, fakat aynı zamanda Filistin halkının çıkarlarını da bütün dünyaya karşı büyük bir cesaretle savunacak bir liderin işbaşına getirilmesini bekliyoruz Filistin halkı tarafından. Bunun dışında da İsrail’e görevler düşüyor. İsrail’inde masum insanların hayatına kasteden saldırı eylemlerinden, şiddet eylemlerinden kaçınmasını tavsiye ediyoruz. Amerika’nın taraflara, İsrail ve Filistin’e eşit davranmasını tavsiye ediyoruz. Eğer Amerika Filistinlilerin haksız olduğu konularda bile haklı olduğu konularda İsrail’in haksız olduğu konularda bile İsrail’i desteklemeye devam ederse güvenlik konseyinde İsrail’in haksız olduğu konularda bile veto hakkını kullanırsa barışı etkileme şansını azaltacaktır. Çünkü o zaman Filistinlilerin ve Arapların güvenini büsbütün kaybedecektir. Amerikanın orada önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Şimdiye kadarda çok önemli bir rol oynamıştır. Ancak bu rolün başarıyla sonuçlanması Amerikanın her iki tarafa da eşit uzaklıkta durmasıyla ilgilidir. Durmasına bağlıdır. Türkiye’nin de aynı şekilde bu bölgeye çok daha yakından ilgi göstermesini, daha aktif bir politika izlemesini ve geçmişten beri hem İsrail’le hem Filistinlilerle, Araplarla sürdürdüğü yakın ilişkilerin verdiği güçle, birikimle Ortadoğu’ya barışın getirilmesine, Ortadoğu barış sürecine daha fazla katkıda bulunmasını bekliyoruz. Aktif bir politika izlemesini bekliyoruz. Türkiye konumundaki bir ülkenin Ortadoğu’daki gelişmelere seyirci kalması, tribünde oturarak bir izleyici gibi gelişmeleri izlemesi gerçekten çok üzüntü vericidir. Türkiye çok daha aktif olmalıdır. Çok daha netice alıcı olmalıdır.

Bakınız geçmişte Norveçliler İsraillilerle Filistinlileri biraraya getirdiler. Onlar arasında görüşmeler sağladılar. Niçin Türkiye bunu yapamamıştır. Niçin Türkiye bugün bunu yapamıyor. Türkiye Norveç’ten daha etkili bir konumdadır bu bölgede. Bunları yapamadığımız takdirde stratejik öneminizden, bölgede etkili bir siyasi oyuncu olduğunuzdan nasıl söz edebilirsiniz? Onun için bizim hükümetten beklediğimiz hem Irak konusunda, hem Ortadoğu konusunda çok daha aktif bir rol oynamasıdır. Bakın Irakla ilgili bir şeyi söylemek imkanı varsa onu da belirteyim. Şimdi Irak’ta bir taraftan Felluce’deki Bağdat’taki, diğer şehirlerdeki saldırılara üzülüyoruz. Fakat bir taraftan da Irak’taki terör örgütünün, PKK’nın hala tasfiye edilememiş olmasını büyük bir endişeyle izliyoruz. Hükümet demek ki, hala Amerikalıları PKK’ya karşı tedbir almaya ikna edemedi. Ama biz Türk çocuklarını Afganistan’a Amerika’ya yönelik terörle mücadele etmek üzere gönderiyoruz. Onların hayatını tehlikeye atıyoruz. Fakat Amerika hiçbir risk almıyor Türkiye’ye yönelik teröristleri bertaraf etmek için. Bu üzüntü verici.

Türkmenlerin durumu da Türkiye açısından ilgi çekicidir, önemlidir. Mutlaka Türkmen konusuna sahip çıkmalıdır. Bu konuda da hiçbir ses seda yok ortada. Kuzey Irak’taki Kürtler çok büyük bir tehlike altındadır. Irak eğer bir iç savaşa sürüklenirse oradaki Kürtlerin çok büyük bir ızdırap çekmesi, çok büyük kayıplar vermesi sözkonusudur. O açıdan da Türkiye’yi ilgilendiriyor. Nihayet Mahmura şehrinde Irak’ta 10 binden fazla vatandaşımız var. PKK’nın evvelce Türkiye’den zorla oralara götürdüğü. Şimdi bu insanlarında kurtarılması lazım. Bu Türkiye’nin gündemine bile giremiyor. Dünyanın hangi ülkesi bir başka ülkeye zorla gönderilen binlerce vatandaşını gözardı edebilir. Dünyada böyle bir şeyin örneği var mı? Biz bunlara sahip çıkamıyoruz. Hükümet bunların Türkiye’ye özgür iradeleriyle geri gelmelerini sağlayacak önlemleri alamıyor. Amerikalıları Irak geçici yönetimini ikna edemiyor.

Son olarak Irak’taki şoförlerimizin can güvenliğini koruyamıyoruz. Orada 60 civarında Dışişleri bakanımızın dün verdiği bilgiye göre 60 civarında şoförümüz hayatını kaybetti. Bunları koruyacak önlem alamıyoruz. O zaman şoförlerinizi göndermeyeceksiniz. O zaman ticari malları sınırda Irak kamyonlarına nakledilerek taşınmasını sağlayacaksınız. Ama güvenliğini sağlayamadığınız vatandaşlarınızı bile bile ölüme atamazsınız. Bile bile tehlikeye sürükleyemezsiniz. Irak’a geçen her Türk şoförü adeta bir Rus ruleti oynuyor. Buna müsama edilemez, buna tahammül edilemez. Bir çok toplantı yapılıyor, görüşme yapılıyor Türkiye’de, komiteler kuruluyor fakat hiçbir sonuç alınamıyor. Yani Türkiye bu kadar etkisiz bir ülke durumuna gelmemelidir. Türkiye büyük, önemli, güçlü, ağırlığı olan ülkedir. Böyle bir ülkenin hem Irak’ta, hem Ortadoğu’da, Filistin davasında, hem bölgemizle ilgili başka konularda bugünkünden çok daha etkili bir rol oynamasını bekliyoruz. Türkiye bunu yapacak güce sahiptir, birikime sahiptir, tecrübeye sahiptir. Bunu yapacak siyasi, diplomatik kadrolarımız var. Fakat ne yazık ki, hükümetin bu konularda yeterince çaba göstermediğini, ağırlık koyamadığını, Türkiye’nin ağırlığını hissettiremediğini görüyoruz.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi çözümün ana hatlarını çok açıkça ortaya koymak lazım. İşte yol haritası dedikleri bir çözüm girişimi zaten var, bir plan var. Bu plan gerekirse gözden geçirilir. Ama hedef Filistin’in bağımsız, güvenilir topraklar içinde özgür, demokratik, laik bir Cumhuriyet olarak yaşamasıdır. Türkiye böyle bir hedefin savunucusu, takipçisi olmalıdır. İsrail’inde aynı şekilde güvenilir sınırlar içinde yaşaması sağlanmalıdır. İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 242 sayılı kararı çerçevesinde işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi sağlanmalıdır. Şiddetin mutlaka önlenmesi lazımdır. Hem İsraillilere hem Filistinlilere şiddetin bir seçenek olmadığını anlatmak lazımdır. Bir çok masum insan hayatını kaybediyor. Binlercesi öldü bugüne kadar. Bu yazıktır, günahtır ve bu kanın mutlaka durması lazımdır. Şiddeti önleyecek olan diplomatik çözümlerdir ve diplomatik çözümlerde Türkiye mutlaka bugünkünden etkili rol oynayabilir. Filistinlilerle İsraillileri biraraya getirmek Türkiye için hiçte zor bir şey değildir. Bunu mutlaka yapacak durumdayız ve mutlaka yapmalıyız.

O bakımdan Filistin konusuna daha yakından ilgi göstermemiz gerekiyor. Devlet adamlarımızın bu konunun bütün ayrıntılarını çok iyi incelemeleri, bilmeleri gerekiyor. Bu konu üzerinde çalışmaları gerekiyor. Sadece arada bir bölge ülkelerinin düzenlediği toplantılara katılmak yeterli değildir. Türkiye’nin AB ile de bu konuda daha sıkı işbirliği yapması lazım. Biz AB ile ilişkilerimizi sadece Türkiye’nin üyeliğiyle sınırlı tutuyoruz. Halbuki AB’de ilgileniyor Ortadoğu’da bir siyasi çözüm bulunmasıyla. O bakımdan Türkiye AB ile de ortak girişimler yapabilir. Bu konuları da ön plana çıkarabilir. O bakımdan bizim daha aktif bir dış politikaya ihtiyacımız var. Şuandaki görünümümüz maalesef cesaret verici değildir, umut verici değildir, övünç verici hiç değildir.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Ben teşekkür ediyorum efendim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.