Avrasya TV, Kıbrıs ve Irak’ta Son Gelişmeler

AVRASYA TELEVİZYONU
12 NİSAN 2004

KIBRIS VE IRAK’TA SON GELİŞMELER

SORU- 24 Nisan’da Kıbrıs’ta Annan Planı ile ilgili bir referandum yapılacak. Sizce bu referandumda evet mi, hayır mı denilecek?

ÖYMEN- Evet, bu sorunun cevabını Kıbrıs Türk halkı verecek. Bizim görevimiz, Planın gerçek niteliklerini, Kıbrıslı Türklerin ve Türk halkının dikkatine getirmektir. Planın tamamı henüz halka açıklanmamıştır. O nedenle, biz de Planın bütün özelliklerini, niteliklerini bilmiyoruz. Elimizdeki bir özetten sağladığımız bilgileri değerlendirebiliyoruz. Fakat, her gün yeni bazı bilgiler geliyor ve bu yeni bilgilerin işi daha da karmaşık hale getirdiğini görüyoruz. Her halükarda, biz Kıbrıs Türk halkına bu Planın tamamı hakkında yeterince bilgi vermeden halkın oy vermesini istemenin haksızlık olacağını düşünüyoruz. Çünkü, burada sözkonusu olan Kıbrıslı Türklerin, çocukların geleceğidir.

O bakımdan, biz Planın bütün boyutlarının halk tarafından bilinmesini istiyoruz. Ne yazık ki, şimdiye kadar Plan hakkında verilen bazı bilgilerin yanıltıcı olduğunu gördük. Birkaç gün önce Sayın Dışişleri Bakanının TBMM’de  yaptığı konuşmadan hatırlarsanız, Kuzey’e geçecek Rum sayısını 39.000 olarak verdi ve ondan sonra da, ancak Türkiye AB’ye girdikten sonra Kuzeye nüfusunun 1/3’ü kadar Rum’un geleceğini söyledi. Halbuki, Plan öyle demiyor. Bizdeki bilgiye göre, Plan 19 yıl geçtikten sonra Türkiye AB’ye girse de girmese de 70.000 Rum’un Kuzeye girmesine imkan veriyor. O bakımdan, bütün bu gerçekleri halka çok iyi anlatmak lazım.

Egemenlik hakkı verilecek deniyor. Bizim okuduğumuza göre, Planda Türklere bir karış toprak üzerinde egemenlik hakkı verilmiyor. Bir metre deniz sahasında bile verilmiyor. Askeri konuları çok iyi görmek lazım. Mesela dört tane vasıtadan daha fazla aracı Kuzey’de bir yerden bir yere göndermek için 48 saat önceden haber vermek gerekiyor. Üç tane uçaktan fazlasını uçurmak için haber vermeniz gerekiyor. Deniz hukukuna göre, uluslararası alanda zararsız geçiş hakkı var.
Bizdeki bilgiler doğruysa ki, hepsini tek tek araştırıyoruz,  Deniz Kuvvetlerimizin Kıbrıs karasularından zararsız geçiş hakkı da sınırlanıyor ve önbildirim koşulu getiriliyor. Yani, Deniz Kuvvetlerimiz, Kıbrıs’ın sularında Ege’dekinden daha katı kurallara tabi olacak. Şimdi bütün bunları alt alta yazdığınız zaman ortaya çıkan tablo, gerçekten, ilk başta Türkiye’nin hedeflediği tablo değildir. Buna bir de derogasyonları ekleyiniz. Derogasyonların bizim beklediğimiz düzeyde olmadığını bizzat Başbakan Erdoğan da itiraf etti. O zaman, biz bu anlaşmayı niçin yapacağız? Bu safhada, bu anlaşmayı bu haliyle kabul  etmek Kıbrıs Türklerin lehine midir? İşte bizim yaptığımız inceleme gösteriyor ki, bu kadar ciddi sakıncalar varken Kıbrıslı Türklerin evet demesini tavsiye edecek durumda değiliz. Ve şunu açıkça söylüyoruz: Kıbrıslı Türkler bu referandumda hayır oyu kullanırlarsa biz CHP olarak, bunu saygıyla ve anlayışla karşılayacağız.

SORU- Planın son halinde Atatürk ilke ve inkılaplarının geri planda bırakıldığını görüyoruz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÖYMEN- Şimdi o konuda çeşitli bilgiler var. Daha metinleri net olarak elimizde görmedik. Bizdeki bilgiye göre, Kıbrıs Türk Devletinin Anayasasının hazırlanması sırasında ülke içinde yeterince istişare yapılmamıştır. KKTC Meclisi bunu tartışmamıştır ve sadece uzmanların hazırladığı bir metin BM’ye verilmiştir. Gene, bizdeki bilgi doğruysa, ki bunun doğruluğundan emin olmadığımızı belirterek söylüyorum, Türk tarafından giden metinde atıfta bulunulan Atatürk ilkeleriyle ilgili bazı bölümlerin BM tarafından çıkarıldığı yolunda bilgiler var. Eğer bu doğruysa, bunu anlamak kabil değil; ama doğru mu değil mi, işte bütün bunları anlayabilmek için metinleri önümüzde çok açık bir şekilde görmemiz gerekiyor. Ancak metinleri göremiyoruz. Bütün sıkıntımız burada.

12 gün önce müzakeresi bitmiş, ve TBMM’nin onayına tabi bir metni Hükümet 12 günden beri Meclis’e getirmiyor. Nedir burada sıkıntı? Bu kadar çok sayfa basamayız gibi bir endişeleri varsa, bugünkü teknolojiyle bir CD’ye bunu basarsınız ve CD olarak verirsiniz. Bize şu ana kadar TBMM’ye ve Meclis Grubumuza bu konuda hiçbir bilgi veya metin verilmiş değildir ve biz bunu büyük bir endişeyle karşılıyoruz.

SORU- Peki, Irak’taki gelişmeler karşısında Hükümetin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Irak’taki gelişmeler gerçekten çok ciddidir ve Irak’ta çok daha büyük sıkıntılar yaşanabileceğinden endişe ediyoruz. Bu durumun önlenmesi için bir an önce Irak’ta barış ve istikrar ortamının yaratılması için bütün devletlerin gayret sarfetmesi lazım. Türkiye de bir komşu ülke olarak buna seyirci kalamaz. Görüş ifade etmelidir, tavır almalıdır, diğer ülkelerle temas etmelidir.

Irak’ın iç yapısından kaynaklanan bazı özellikler var. Öyle anlaşılıyor ki, şimdi Şiiler de oradadır, ihtilaf kaynağı oldular, çatışma kaynağı oldular ve bu Şiilerin kendi aralarında da tam bir görüş birliği olmadığı anlaşılıyor. Şiilerin İran’la ilişkileri nedir? İranlılar bunları barışa ve istikrara davet edebilirler mi? Bunun için Türkiye İran’a telkinde bulunabilir mi? Suriye’nin rolü nedir bütün bu konularda?

İşte bu ve benzeri alanlarda biz Hükümetin daha aktif rol oynamasını bekliyoruz. Tribünde oturarak değil, aktif diplomasi yaparak. Aktif rol oynamak yapmak illa asker göndermek demek değildir. İyi ki de asker göndermemişiz; bunu evvelce de söyledik. Ama diplomaside yapılacak çok şey var. Ve diplomatik yolları Hükümetin yeterince kullandığı kanısında değiliz. Türkiye bir bölge ülkesi olarak çok daha aktif rol oynayabilir. Konunun NATO’da tartışılmasına öncülük edebilir; diğer ülkelerle daha yakın istişare yapabilir. AB üyesi olacağız diyoruz, AB ülkeleriyle Irak konusunu yeterince konuşuyor muyuz, diğer Müslüman ülkelerle, Ortadoğu ülkeleriyle yeterince konuşuyor muyuz, Irak’taki gelişmeleri değerlendirmek üzere üst-düzey ziyaretler yapıyor muyuz? Bunları bilmiyoruz; ama şurası muhakkak ki, Türkiye bu konuda daha aktif, daha tutarlı, daha görünebilir bir politika izlemelidir.

Teşekkür ederim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.